Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '13

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
4361
 

Sorumsuz babanın çocuğu olmak...

Sorumsuz babanın çocuğu olmak...
 

habername.com


 

Aşağıda babaları yüzünden uyuşturucuya alışmış gerçek yaşamdan alınmış iki olay anlatacağım. Birinci olaya konu olan kişi için artık birşey yapılamaz. Ama belki ikincisi için eğer babası bu yazıyı okuyup insafa gelirse oğlunun hayatı kurtulabilir. 
 
Birinci olay:
 
Annesiyle aralarında 16 yaş fark vardı. Kendisi 22, annesi 38 yaşındaydı. Annesi 14 yaşında kendisinden altı yaş büyük biriyle evlendirilmiş, iki yıl sonra da Fırat dünyaya gelmişti. Ancak o iki yaşındayken babası annesini terketmişti. Fırat'ın çocukluğu  baba özlemiyle geçmiş, arkadaşlarının babalarına hep imrenerek bakmıştı. Aklı ermeye başlayınca her fırsatta annesine babasını sormuş, yoldan geçen polis arabalarını gördükçe, "Anne, polis amcalara sorsak babamı bulup bize getirirler mi?"demişti. Bir süre sonra annesi başka biriyle evlenince Fırat da teyzesinin yanına yerleşmişti. Bu yaşa kadar da kendisini teyzesi büyütmüştü. Ergenlik çağını geçince babasını da bulmuş, ancak babası ona hiçbir zaman sıcakkanlı bir yaklaşım göstermemişti. Halbuki Fırat'ın tek istediği babasından sıcak bir şefkat, çocukluğunda yaşayamadığı baba özlemini hiç olmazsa  bu yaştan sonra gidermekti. 
 
En son geçen hafta babasını aramış ve kendisiyle görüşmek istediğini söylemişti. Babası ise kendisine "Beni her istediğin zaman arayamazsın. Gerektiğinde ben seni ararım demişti." 
 
Fırat'ın duygularını ve düşüncelerini şu an için bilmemiz mümkün değil. Ama yılların birikimi ve babasının kendisine karşı olan tutumunun yüreğine nasıl şiddetli bir şekilde işlediğini tahmin etmek zor olmasa gerek. 
 
Dört gün önce annesine gelen Fırat, birden fenalaşır ve annesinin boynuna sarıldığı anda, ağzından, burnundan ve kulaklarından kanlar fışkırır ve orada yaşamını kaybeder. 
 
Annesi ve teyzesi doktorların izin vermemesine rağmen ısrarla otopsiye girmek isterler, en sonunda isteklerine kavuşurlar ama, otopsiye girdikleri anda her ikisi de bayılır ve dışarı çıkartılır.
 
Fırat'ın ölüm nedeni aşırı dozda Ecstasy’nin (ekstazi) almasıdır. Bu ilacın en önemli etkilerinden birisi aşırı uyarılma sebebiyle beyin kanamasıdır.
 
Genç yaşta yaşamını kaybeden Fırat için sadece rahmet dileyebiliyoruz.
 
İkinci olay:
 
Birkan'ı annesi 8 aylıkken bakıcıya bırakıp Almanya'ya çalışmaya gitmiş, bir süre sonra da kocasını yanına aldırmıştı. Her ne kadar İstanbul'daki akrabaları çocuğun bakıcılardaki durumunu denetliyor gözükseler de, çocuk yabancı bir ailede çok zor şartlar altında büyüyordu. Birkan'ın babası eşini devamlı aldatan, sık sık sevgili değiştiren biriydi. Almanya'da da rahat durmayan babası kısa bir süre annesini terk edip, başka bir kadınla yaşamaya başlamıştı. Annesi 7 yaşındayken Birkan'ı, 10 yaşında iken yaşlı  kayınvalidesinin baktığı ablasını Almanya'ya aldırmış ve zor şartlarda hem ablasını  hem de Birkan'ı büyütmeye çalışmıştı. 
 
Aradan yıllar geçmiş çocuklar baba eksikliğini her zaman çekmişlerdi. Ne ablası ne de kendisi bir türlü mutlu olamamıştı. Birkan yabancı bir kadınla mutsuz bir evlilik yapmıştı, o evlilikten olan çocuğunu bile ayda ancak birkaç kere görebiliyordu. Babasıyla arasıra görüşmelerine rağmen, babası ancak işi düştüğü zaman oğlunu arıyordu. Almanya'da bir dolandırıcıyla rent a car işine giren babası, vergi borçlarından dolayı, üzerine kayıtlı araçları oğlunun üzerine almasını, borçlarını ödeyince araçları geri alacağını söylemiş ancak  ödemediği vergi borçları yüzünden kendisi yerine oğlu cezaevine girmişti. Annesinin yardımıyla borçların bir kısmını ödeyen Birkan, babasından bu iş için para istediğinde ise hep olumsuz tavrıyla karşılaşmıştı.
 
Geçtiğimiz yaz annesiyle birlikte izinleri dolayısiyle Türkiye'ye gelmişler ve   bir yerde birlikte yemek yemiştik.  Yemek sırasında Birkan ter içinde kalmış ve fenalaşmıştı. Ben hastaneye götürelim teklifinde bulundum. Ama annesi pek telaş göstermiyordu. Belli ki daha önce böyle durumlar yaşanmıştı. Birkan bir bardak suyun içine bir şişeden renksiz bir sıvı ekleyip, onu içmeye çalışıyordu.  Annesi bana lokantanın terasına çıkmamızı söyledi ve terasta  oğlunun madde kullandığını gözyaşları içersinde anlatmaya başladı. 
 
O mayiyi aldıktan sonra Birkan normale dönmüştü. İçtiğinin ne olduğunu sorduğumda ilacın GHB (Gamma Hidroksi Bütirat) olduğunu söyledi. Bu kelimeyi ilk defa duyuyordum. İnternetten araştırdığımda ise aşağıdaki bilgilerle karşılaştım. 
 
GHB (Gamma Hidroksi Bütirat)
Elektrik panellerini temizlemeye yarayan bir kimyevi uyuşturucu maddeden sentez edilerek elde edilmiştir.
 
Sıvı, toz, tablet ve kapsül halindedir. Genellikle küçük şişecikler içinde satılır. Çoğunlukla ecstasy ve alkol ile birlikte kullanıldığı bilinmektedir. Kokusu ve tadı yoktur, etkisi 1-3 saat sürer. Kokusu ve tadı olmadığından, içki veya içilen herhangi bir şey içine kolayca karıştırılmaktadır. Özellikle klüp kültürü olan gençlerin kullandığı bir uyuşturucu türüdür.
 
Etkileri
 
GHB’nin sarhoşluk hissi verdiği bilinmektedir. Tecavüz edenlerin kişiyi etkisiz hale getirmek için GHB verdikleri de bilinmektedir. GHB alındıktan 10-20 dakika sonra etkisini göstermeye başlar.
 
GHB’nin yan etkileri oldukça fazladır. Koma, nefes alma zorluğu, beyinde kalıcı hasarlar, ölüm bu etkiler arasındadır. Kullananlarda bellek sorunu, bilinç kaybı sık görülmektedir.
 
Yoksunluk belirtileri
 
Yoksunluk belirtileri arasında anksiyete, ajitasyon, tremor ve delirium bildirilmiştir. Psikozda gözlenebilmektedir.
 
Zehirlenme belirtileri
 
Zehirlenme belirtileri alkol ve sedatif-hipnotik ilaç zehirlenmesine benzer. Ajitasyon, nistagmus, ataksi, sadasyon, amnezi, hipotoni kusma, kas spazmları ortaya çıkabilir.  Nöbet, apne bradikardi, bilinç kaybı ve ani kendine gelmeler, şiddet davranışları gözlenebilir. GHB’nin aşırı dozda kullanımı hızlı bilinç kaybı, kalp ritminde yavaşlama, nefes almada güçlük, kriz, vücut ısısında aşırı düşüş, kusma ve komaya sebep olmaktadır. Bu tablo kişinin komadayken kusması ya da nefes alamaması halinde ölümle sonlanmaktadır. Kişinin ayarladığı dozlarla bu uyuşturucu maddenin saflığı ve etkisi kontrol edilemediğinden sıkça aşırı doza sebep olabildiği bilinmektedir.
 
Kendisine neden böyle bir maddeye alıştığını sorunca Birkan''ın cevabı şöyle oldu.
 
"Babamın beni kullanması, hiçbir zaman babalık yapmaması ve benimle hiçbir zaman yüzleşmek istememesi yüzünden ancak bu uyuşturucuyu alınca her şeyi unutuyorum ve rahatlıyorum. Yoksa her an intihar edebilirim." sözleriyle karşılaşınca şoke oldum.
 
Kendisine dilim döndüğünce tavsiyelerde bulundum. Ancak bu maddeden kurtulması için tek bir isteği vardı. Babasıyla yüzleşip, kendisinden bütün yaptıkları için özür dilemesi. Bundan sonra normale döneceğine inanıyordu.
 
Birkan'ın annesi oğlunun durumunu babasına söylemesine rağmen, babasının cevabı "Burada herkes bu tip maddeleri alıyor, birşey de olmuyor" şeklindeydi.
 
Babası benim bütün bloglarımı okuyor. Olayın vehametini anlatmak için birinci örnekle birlikte bu olayı burada paylaştım.  Umarım bu blogumu da okur ve çocuğuyla yüzleşerek oğlunun hayatının birinci olaydaki gibi sonlanmamasını sağlar.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okumakta geciktiğim bu yazıya nasıl yorum yapılır bilemiyorum Erol bey, Çok vahim durumlar bunlar, ebeveynlerin cezasını çocuklar çekiyor. Umarım bir an önce delikanlıya ve benzer durumlardaki gençlerin hepsine umut yolu açılabilir. Saygılar selamlar

Cemile Torun 
 08.04.2013 23:02
Cevap :
Evlenen her insan çocuk sahibi olmak ister. Ama çocukları olunca ne yazık ki bazı babalar işlerinin bittiğini düşünüyorlar. Her anne ve babanın çocuklarını iyi bir şekilde yetiştirmek konusunda sorumlulukları vardır. Yoksa, doğur, doğur, sokağa bırak. Kimbilir sokakta gördüğünüz tinerci çocukları nasıl bu duruma düşmüşlerdir. Hepsinin ayrı bir öyküsü vardır. O çocukları suçlamamak gerek. Bütün suç onları bu duruma düşüren ebeveynlerindedir. Ülkenin sorumluluğunu bilen anne ve babalara ihtiyacı var. O zaman bu ülke çok dahi iyi bir duruma gelecektir. Teşekkürler Cemile hanım. Saygılar, selamlar...  09.04.2013 13:50
 

...:)),,,, YORUMUM YİNE YAYINLANMADI...ÜLKE GERÇEKLERİNE TEĞET DE OLSA 'YORUMSAL GEÇMEK 'PEK MUTEBER DEĞİL...(GÜVENİLİR DEĞİL :)) :)):),,,,,,,,,,,,DEĞERLİ YAZILARINIZI OKUYORUM VE YORUMLUYORUM.SİZ BENİ TANIRSINIZ...BURADA,ZÜLF-İ YARE DOKUNAN YORUMLARIM HEP OLACAK...YAYINLANSA DA YAYINLANMASA DA...DİKKAT EDİYORUM DA ARTIK ,ESKİ-LAY/LOMCU SÖZDE YORUMCULAR BİLE UZUN VE DERİN YORUMLAR(?)YAZMAYA BAŞLADILAR..İYİ DE OLUYOR TABİ..EROL BEY,SEVGİLER...SAYGILAR...SELAMLAR...

Mesut Selek 
 22.03.2013 11:45
Cevap :
Özellikle sizin yorumlarınız geç geliyor Mesut hocam. Bunun nedenini ben de anlayamıyorum. Bence siz herşeye rağmen içinizden geldiği gibi yorumlarınızı gönderin. Çünkü yorumlarınız her türlü adaletsizliğe karşı ışık tutuyor. Teşekkürler. Saygılar, sevgiler...  22.03.2013 15:46
 

Sevgili Kardeşim Erol bey! Sosyal içerikli toplumun kanayan yarası olan, bilgilendirici, acıklı bir paylaşım yazan eleriniz , bedeniniz dert görmesin.Sorumluluklarını bimeyen anne ve babalar niçin evlenirler onu da anlamış değilim.Bu ailelerin çocukları sevgisiz ve ilgisizlikten, bir şekilde yollarını saptıryor, batağa saplanıyorlar.Örneğin: kimisi uyuşturucu, kimi hırsızlık, kimisi de seks batağının içnde çırpınıyor.Bu çocukları kurtarmak için aile, okul ve sosyal yardım kurumları el ele verip çaba gösterirse belki kurtulabilirler.Sağlık, mutluluk dileklerime selam ve sevgiler değerli kardeşime.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 22.03.2013 9:15
Cevap :
Genelde küçük yaşta evlendirilen ve evliliğin sorumluluğunu taşıyamayan kişilerin çocukları böyle kötü durumlara düşüyorlar. Evlenmiş olmak için evlenenler, nedense hemen çocuk sahibi olmak istiyorlar. Ama onları yetiştirmek bir yana, sahip bile çıkamıyorlar. Sonunda acı son. Teşekkürler Nahide hanım. Saygılar, selamlar...  22.03.2013 10:44
 

Değerli arkadaşım, ben de dilerim ki, Birkan'ın babası bu blogu okur da oğluna baba sıcaklığıyla gelir ve Birkan normale döner. Genelde parçalanmış ailelerin sevgisiz büyüyen çocuklarını bu gibi tehlikeler bekliyor. Onun içindir ki bloglarımda özellikle sevgiyi işliyor ve ailenin önemine sıklıkla değiniyorum. Biraz hafifleyince yine aynı mealde yazmaya devam edeceğim Allah'ın iznmiyle...Selam ve saygıyla...

Yurdagül Alkan 
 21.03.2013 21:25
Cevap :
O konudaki yazılarınızı gerçekten takdire değer Yurdagül hanım. Her şeyin başı aile. Küçük yaştan beri anne ve babalar sorumluluklarını bilip, çocuklarıyla yakından ilgilenirlerse ilerde üzücü durumlarla karşılaşmazlar. Ama çocukları kendi hallerine bırakırlarsa o zaman çocuklar kötü yollara düşebilirler ki, bunların başında uyuşturucuya alışmak gelir. Umarım bu konuda da her şey tatlıya bağlanır. Teşekkürler. Saygılar, selamlar....  22.03.2013 0:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3209
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster