Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
432
 

Sorun “yoğurt yiyişte” mi?..

Sorun “yoğurt yiyişte” mi?..
 

Türkiye’de siyaset, ülkenin daha iyi yönetilmesi ile ilgili bir yarış üzerindeki mücadele olmaktan çıkmıştır. 

12 Haziran seçimlerinin sonuçları, [ana başlıkları ile] 

1.- Ülkenin özerklik adı altında bölünmesi,  

2.- Ülke kaynaklarından kalanların da pazara çıkartılması ve 

3.- Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Amerika’nın Büyük Ortadoğu stratejisi yönündeki hedeflerinin karakolu olması risklerini taşımaktadır. 

Türkiye, ya bu riskleri göğüsleyen bir mücadelenin içine girecektir. 

Ya da risk adını verdiğimiz bu dış kaynaklı rotanın kulvarında sürüklenmeye devam edecektir. 

Türkiye’ye ve Dünya’ya bakışta önümüzde iki gözlük bulunmaktadır. 

Gözlüklerden birisi Amerikan çıkarlarının yıldızını parlatmaktadır. 

İkinci gözlük ise, Türkiye’nin menfaatlerinin bulunduğu noktaları aydınlık olarak göstermektedir. 

Önemli olan Türkiye’yi yönetmeye talip olan kadroların hangi gözlüğü kullanmayı seçtikleridir. 

Her er kişinin yoğurt yiyişi farklı olabilir… 

Kimisi hapur şapur yer yoğurdu, lokmaları iridir. 

Kimisi temkinlidir, ilk önce üfler ve sonra tadına bakar önüne konan yoğurdun… 

Kılıçtaroğlu, sanıyoruz, bu ikinci yöntemi seçenlerdendir. 

CHP genel başkanlığına da öyle paldır küldür gelmiş değildir. 

Önce “hayır” demiş, sonra “evet”in köşesine usulca tutunmuş ve en sonunda da ihtiyatlı ve emin adımlarla koltuğuna oturmuştur. 

Derken sıra “yavaş” ve “yavaş” çevre temizliğine gelmiştir. 

Bu konuda da aceleci değildir “yeni” CHP’nin “yeni” lideri… 

Yavaş yavaş, zamanı kullanarak, temkinli ve uzun adımlar atarak tırmanmıştır CHP genel merkezindeki 6. kata… 

Bugün yaşamakta olduğumuz seçim propagandası sürecinde Kılıçtaroğlu’nu farklı seçim meydanlarında farklı “makyaj”larla gören vatandaşın kafasında az-biraz soru işaretleri birikmiyor değildir… 

Bu soru işaretleri, CHP’nin seçim vaatleri içinde yer alan ABD ile ilişkiler bölümünü okununca [evet!] daha da artmaktadır. 

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, özerklik konusundaki çekincelerin kaldırılması ve ana dilde eğitim gibi emperyalist merkezli projelerin Sayın Kılıçtaroğlu’nun söylemlerin arasına da [özenle] yerleştirilmiş olması bu soru işaretlerini daha fazla ve daha da ciddi ve daha da tedirgin edici bir biçimde yoğunlaştırmaktadır… 

Ancak… 

Acaba bütün bu gelişmeler “yeni” CHP”nin “yeni” liderinin bir yoğurt yiyiş biçimi midir? 

Yoksa ülke, Tayip Erdoğan’ın sert ve hızlı gidiş üslubundan ılımlı ve yumuşak bir geçiş modeline doğru mu yönlenmektedir?.. 

Sorun bu noktada Türkiye halkı’nın sorgulama yeteneğine gelip dayanmıştır. 

Türkiye halkının önemli bir çoğunluğunun tarih bilinci ise, Süleyman’ın harem entrikaları çevresinde gönlünü eğlendirmekle meşguldür. 

Bir diğer kısım, canını dişine takmış uçuruma doğru sürüklenmekte olan ülkesinin kurtuluşu için çabalamaktadır. 

Gençlik ise, 12 Eylül’de damarlarına zerk edilen afyonun rehavetinden yeni yeni uyanmakta ve sözünü ettiğimiz “sorgulama”ya doğru uzun ve güvenli adımlar atmaktadır. 

İşte Türkiye’nin geleceği bu çeşitli katmanların arasında oluşacak ve kaderimizi belirleyecektir… 

Birer birey olarak bizlere düşen görev ise, bu katmanlar arasındaki yerimizi belirleyip, safımızı tutmaktan ibarettir. 

soruyusormak@gmail.com 

LÜTFEN “TIK”LAYINIZ: 

www.soruyusormak.com 

www.dnm-ler.com 

www.kitlecizgisi.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 910
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 453
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster