Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
89
 

Sorun da neymiş? (3/3)

Sorun da neymiş? (3/3)
 

Ototake Hirotada, kolsuz ve bacaksız doğduğunda, doktorların yaşamına ümitsiz baktıkları bir bebekti sadece.

Öyle bir bebeğe sahip olmak bir anne bir baba için de oldukça zorlayıcı mutlaka. Yaşadıkları duyguları anlamamız mümkün bile değil biliyorum. Ama yaşanan derin keder sevginin karşısında yok olup gidiyor.

Elleri öpülesi bu ailelerden bir tanesi de Hirotada’lar.

O zorlu yaşamda mutlu bir birey yetiştirmeyi başarırlar çünkü.

Hayata küsmek, yüz çevirmek ve mutsuzluğa yelken açmak yerine yavruları Ototake tam tersini yapar.

Özel bir eğitim almadan normal bir okula gönderilir. Bu arada hobilerinden hiç vazgeçmez. Her türlü sporu dener. Basketbol oynar. Kano yapar. Eğitiminin ardından çalışmaya başlar.

Cesur, canlı ve büyüleyici havasıyla her zaman neşeli havasını koruyan Ototake, şu anda 40 yaşında. Bir gazetede spor yazarı olarak çalışıyor.

Etrafındakilere örnek olmak adına, yaşadıklarını ve duygularını anlattığı bir de kitap yazar. Bir yıl içinde Japonya’da satış rekorları kıran bu kitap, Amerika’da ‘No One Perfect’ ismiyle raflara konur.

Engellilerin de yaşamdan keyif alabileceklerini, eğitim, iş ve sosyal hayatları olabileceğini dünyaya kanıtlar.

Daha çok insana ulaşır.

Daha çok kalbi aralar.

Onlara cesaret verir.

Bakın Ototake’nin yaşama bakışı nasıl?

‘’Ben dört uzvu da olmayan,  dört dörtlük kusurlu bir bedenle dünyaya geldim.  Ancak çok MUTLU bir hayat yaşadım. Aksine dört dörtlük kusursuz vücutlara sahip olmasına rağmen mutsuz da çok hayatlar gördüm.”

Haksız mı?

Bence çok haklı.

Şimdi önümüzdeki iki örnekle biraz düşünelim mi?

Kendimize, ruhumuza, o hep kusur bulduğumuz bedenimize haksızlık etmedik mi fazlasıyla?

Artık yetmez mi?

Yaşam bir saniyesini bile es geçilemeyecek kadar kıymetli.

Etrafa, başkalarına değil kendimize, yüreğimize bakalım.

Seçtiğimiz yolda yürürken yanımızda cesaretimiz olsun yeter. Başkalarının yanımızda olup olmamasına da fazlaca takılmadan, o yolun sadece kendimiz tarafından yürürsek mutluluğa ulaştıracağını unutmadan.

Küçük bir dipnot olarak kayıtlara resmi ile geçen ilk tetra-amelia hastası bir kadın. Kendisi 1920’li yıllardan bir sanatçı. İsmi ise Violetta. Yandaki resim de ona ait.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

02.11.2016

Kaynaklar: http://www.engelsizdostlar.com; http://www.ralphmag.org; https://en.wikipedia.org; http://www.bloghaber.net; http://www.omactivities.com; https://www.izlesene.com; http://arsiv.ntv.com.tr.

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Engel eğer insanların iradesinde ve kalbindeyse engeldir. Başka türlü engel yoktur. Diğerleri ise özel bireylerdir sadece. Toplum olarak engeli yenmek ümidiyle sevgili yazar. Selam ile.

Merve TUNAY 
 08.12.2016 16:49
Cevap :
Merhabalar, Kesinlikle hemfikiriz. Aslında engel bakışlarda başlıyor ve öyle kuvvetle karşıya yansıyor ki... hep sevgi ve saygı ile bakmamız ve davranmamız dileğimle...Yorumunuza sonsuz teşekkürler. Sevgiyle kalın. belgin  21.12.2016 12:04
 

Muhteşem... Çok faydalı ve kendimizi şöyle bir sarsmamızı gerektiren bir yazı, bir örnek.

ferda kayci 
 08.12.2016 16:32
Cevap :
Merhabalar, Böylesi güzel örneklerle hep bir ders alıyoruz hayattan zaten. Öyle değil mi? Kendi içimize dönüp minicik detaylarda ne denli üzüntü ve hassasiyet gösterdiğimizle yüzleşiyoruz. Çok teşekkür ediyorum ayırdığınız zamana ve yorumunuza. Sevgiyle kalın. belgin  21.12.2016 12:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 256
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 514
Kayıt tarihi
: 09.04.11
 
 

Makine mühendisiyim, bir kız annesiyim. Okumayı, yazı yazmayı, yazarak paylaşımlarda bulunmayı, insa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster