Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '10

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
295
 

Sorun kerpiç mi

Çok uzun süredir yazmıyordum. Çünkü gerçekten farklı bakışların bu ülkede değerlendirilmediğini, okunmadığını görüyorum. Ya da tepkiler bir olay olduktan sonra sonuca veriliyor. Ama göz göre göre olaylar geliyorum derken üstat yazarlarımız dahil hiç kimsede sloganvari ve yine analitik düşüncenin a harfinden yoksun tepkiler dışında bir yorum bir bakış açısı yok. Bu ülke bu şekilde gidecek fiziksel olarak tükenene kadar. Ve bu gidiş beni pes ettirmişti. Ancak son deprem ve meşhur kerpiç açıklamaları beni yeniden çıldırttı. (Bu daha önce normal olduğum anlamına gelmiyor kuşkusuz.) Bu nedenle deprem, Efes Pilsen' in ve medyanın hali ve diğer yaşadığımız iç siyasi olaylara geriye doğru gideceğim.

Son yaşanan depremin faturası kerpiç yapılaşmaya kesiliyor. Bu kadar anlamsız bir açıklama görmedim. Ben 99 depreminden sanırım iki ay sonra çadır kentlere gittim. Adapazarı, Gölcük ve Yalova' da dolaştım. Yıkılan binalar betondu. İstanbul Avcılar' da yıkılan ve/veya onarım gerekir denen binalar da betondu. Sorun evin hangi materyal ile yapıldığı değil, nerede ve hangi mühendislik hesapları ile ve bu hesaplara ne kadar uygun malzeme ile yapıldığı veya yapılmadığıdır.

Tamamen bilim insanlarından okuduğum kadarı ile fayın tam üstüne doğru bir bina yapılsa yıkılmayacağı belirtiliyor. O zaman kerpicin suçu ne ? Anadolu' da yığınla yapılan kazıda çıkarılan yerleşkelerdeki evler radye temel, çelik iskelet üzerine dökme beton ile mi yapılmışlar da bugüne kadar gelmişler. Afrodisias' taki hipodrom neyle yapılmış da sapasağlam ayakta. Allianoi deprem de mi yıkılmış yoksa şimdi biz mi baraj altında bırakacağız?

Sayın okurlar kerpice fatura kesip, betonlaşmak için gerekçe aramayalım. Tüm dünyanın olduğu gibi Türkiye' ninde deprem / fay haritası bellidir. Bu hatların tarihi geçmişi ve üretkenlik dönemleri bellidir. Yaklaşık olarak, ne zaman, nerede, ne şiddette deprem olacağı bellidir. Şu anda bu hat/lar üzerindeki yerleşkelerin nitelik ve nicelikleri bellidir. Türkiye' nin ne yazık ki nitelik ve nicelik olarak toplumsal yaşam/yerleşim eğilimi bellidir. Allah aşkına o zaman yapılması gerekenler halen yapmakta olduklarımız mıdır?

Türkiye' de hangi siyasal partinin toplumun yaşam nicelik/nitelik ilişkisini ülkemizin fiziksel ve doğal olarak değişemeyecek yapısı ile paralel yürütmeye dair bir projesi var. (Depremde acil kullanım yolu levhası dikmek depreme önlem almak değildir.) 10 gün önce Avcılar' daydım. Şu anda güçlü hapşırsanız hiç değilse çatlak oluşacak binalarda yerleşim var. Bunu anlamak için mühendis olmanız gerekmiyor. Peki ama Türkiye' nin fiziksel yapısına paralel bir yaşam çizgisi getirmeye çalışan bir siyasal partiye oy verirmiyiz veya içimizden böyle bir parti çıkabilir mi?

Kaçımızın yarasalar umurunda, kaçımızın Fırtına deresi umurunda, kaçımız bu ülkenin nüfus artış hızının en azından sıfır olması, yerleşim, sanayileşme, gelişme! planlarımızın değişmesi gerektiğini kabul edebiliriz.

Sayın okurlar ülkemizde deprem bence bizim beynimizdeki depremden çok daha seyrek oluyor ve daha az zararlı. Biz sürekli olarak yıkıyoruz. Ama günün birinde yıkacak bir şeyimiz kalmayacak. O zaman ne olacak çok merak ediyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğru söze ne denir. Gazete ve Televizyonlarda manşetlerin hepsi "Kerpiç Depremi" şeklindeydi. Yazdıklarınıza ekleyecek fazla söze gerek yok diyorum. Depremsiz günler dileğiyle, sağlıkla kalın.

suatbenzer 
 09.03.2010 17:16
Cevap :
İlginize çok teşekkür ederim. Ama depremsiz bu kuşakta yaşayamayacağımıza göre aklımızı başımızı aldığımız günlerin umuduyla diyelim. Saygılarımla, Sinan Çakaloz  10.03.2010 9:20
 

zenginler daha fazla zengin olmak için insan hayatını hiçe saydığı sürece, hükümetlerde bu acımasızlığa çanak tuttuğu müddetçe, yoksullarda bu duruma boyun eğdiği müddetçe bu acılar devam edecek ne yazıkki. Bizler ise her zaman olduğu gibi o günlerde acı çekip ertesi gün fay hatları üzerindeki yaşantımıza devam edeceğiz ta ki ölene dek.

Güler Sun 
 09.03.2010 14:40
Cevap :
Yorumunuza içtenlikle teşekkürler. Çok haklı olduğunuz noktalar olmakla beraber bunu sadece zengin ve yoksulların farklı davranış biçimlerinin yarattığı bir sonuç olarak göremiyorum. Çünkü yoksullarımızda insan hayatını en az zenginler kadar hiçe sayıyorlar. Zenginlerde bir çok şeye farklı nedenlerle boyun eğiyorlar. Ben bizlerin ortaklaşa davranış kalitesi sorunları olduğunu düşünüyorum. İlginize tekrar teşekkür ederim. Saygılarımla, Sinan Çakaloz  09.03.2010 16:32
 

Saç kepeğine bitki özlü şampuan ararken bile ciddiyetle kafa yormayı iş edinen bir ulus olarak yaşadığımız binaların bırakın depreme rüzgara fırtınaya sellere olan duyarlılığına akıl erdirmeyi akıl edemeyiz... AYNI TEMADA BİR YAZI DA BEN ÇİZİKTİRDİM ŞİMDİ POSTALADIM ümid ediyorum yayınlanır. Yayınlanır da kaç kişi okur sağ yanına EROTİK BİR HATUN fotografı kondurmadığım için sıfırın altında yorum alacağımdan eminim. SEVGİYLE KALIN.

NİLGÜN BURSA 
 09.03.2010 10:29
Cevap :
Öncelikle ilginiz için çok teşekkür ederim. Eğer yazınızın sağ yanına erotik bir hatun fotoğrafı koysaydınız ama içerik hoş karşılanmayan gerçeklerimiz üzerine olsaydı yine sadece o resme bakılıyor olurdu. Ancak bizim saç kepeğine bitki özlü şampuan aramamız doğaldır. Çünkü kepek bireysel sorunumuzdur. Zaten Türk toplumu da bireysel kısa vadeli çıkarlarına uygun düşünür. Doğa ise hiçbirimizindir. O nedenle çok önemlide değildir. Bir şey olursa da kaderdir? Tekrar teşekkür ederim ilginize. Saygılarımla, Sinan Çakaloz  09.03.2010 10:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 544
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster