Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '17

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
166
 

Sorun Sende Değil Bende

Bilmem kaçıncı ilişki denemesinin sonunda karar verdim ki; sorun sende değil bende. Gerçekten ! Bak valla dalga geçmek için söylemiyorum. Hani o ayrılmak için kullanılan klişeleşmiş laftır bu biliyorum ama inan olsun bu yüzden söylemedim.

      Cani gönülden karar verdim ki ben ilişki insanı değilmişim a dostlar. Hani gönül isterdi ki buradan laylaylom çok şükür dostlar benim de artık bir sevgilim var diyeyim, vay efendim evleniyorum na bu da tektaşım diyeyim, facebooktan hepiciğinize sahte davetiye göndereyim. Lakin gerçekler acıdır, bu bir kabulleniş yazısıdır.

     Hayır kedileri de sevmiyorum üstelik. Kırkımdan sonra kırk kediyle kocarım diye düşündüm ama, korkuyorum keratalardan. Bu ihtimali de sildik.

Bir çoklarının ilişki yürütme potansiyeline hayranım. Liseden beri ilişkisi devam eden arkadaşlarım var benim. Pes !! Bence genetik kodlamamda sorun var.

     Her ilişkinin başları güzeldir zaten. Hani bilirsiniz o ilk flört zamanları. Tatlı tatlı konuşmalar, bakışmalar. Sonrası allahh kavga gürültü kıyamet.

Baslarda canım, cicim, balım, peteğim. İşler ilerledikçe baslarda kabul edilen şeyler, görmezden gelinenler batmaya başlar nedense..

   Ben şahsen gizli kapaklı olunmasından yana değilim. Paldır küldür anlatırım her şeyi. Ailemi, hayatımı. Hatta pesin pesin de söylerim benim hayatım zor aha bak beni 3 aya kapı önüne korsun diye. Vay efendim olur muymuş öyle şey, önemli olan orta yolu bulmakmış da mış mış mış mış mış..

    Başlarda orta yolu buluruz, karşılıklı anlayış önemli, saygı her şeydir diyen adamların içinden 1-2 ay içinde bildiğin Hulk çıkıyor. Kendi istekleri yapılmadığında çılgına dönüyor yeşil adamlar. E arkadaşım noldu anlayışınıza ?

En nefret ettiğim şey, hani bencilliği, anlayışsızlığı falanda geçtim artık; sanki ben teee en başından anlatmamışım gibi davranılması.

Ben yalansız başlarım! Ben açık açık anlatırım kendimi. Sen olduğundan farklı gelirsen ve beni değistirme hayalleri kurarsan eğer hayalkırıklığı yaşarsın.

   Hayalkırıklıkları senin kafanın içinde, senin ruhunun taa en diplerinde. Demem o ki kırıklıklarını benim üstüme atma, bende arama. Dön bir kendine bak önce, silkele üstünü, bak bakalım üstünden dökülenlere. Ondan sonra gel bana..

Bir ilişkiye başlarken onu değiştiririm, onu tamamlarım diye yola çıkmayın. Bence öncelikle şunu düşünün; onu ve yaşadığı hayatı kabul edebilir miyim ?

Birisiyle bir ilişkiye başlamak çok çetrefilli. Birini hayatına aldığında onu tüm yaşantısıyla kabul etmen gerek. Sevdiğin adamı bu günlere getiren her şey değerli olmalı. Çünkü senin aşık olduğun karakteri tüm bunlar sayesinde olustu. Tüm yaşananlara minnet duymalısın. Yaşamış olduğu olaylar, eski sevgililer, acıları, mutlulukları, ailesi, hayatı, işi.. Onu o yapan her şeyi kucaklamalısın onunla birlikte..

   Ne yazık ki herkes aynı şekilde düşünemiyor. İşte ben karşımda böyle bir düşünce yapısı bulamadığımda çareyi dönüp gitmekte buluyorum. Kırmadan dökmeden daha fazla yaralamadan gitmenin en doğrusu olduğunu düşünüyorum..

Her zaman iletişimin en doğrusu olduğuna, konuşarak her seyin çözülebileceğine inanıyorum. Ama sevdiğinle konuşamayacak duruma geldiysen dön git kardeşim..

   Ve Shakespeare 'ın çok sevdiğim bir sözüyle de bitirmek istiyorum ;

"Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup bunu AŞK sanıyorsunuz."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hastayız, nefes alışımız farklılaştı, farklı görmeye başladık, yemek düzenimiz bozuldu, garipleştik… Kıskançlık gibi, dikkat kaybı gibi farklı çalışıyor metabolizma… Pazarlama başlıyor! Aşk bir sektörden başka bir şey değil üst yapı için artık.. Öğrettiği aşkın sahiplerine sunmak lazım sektörün tüm araçlarını… Aşk bir temel çelişki değil ki en sonunda, vursunlar sazlara, yapsınlar resmini, yazsınlar öğrettikleri gibi… Ne oldu? Aşk’a davet ediyor sunucu hepimizi… Kapitalizm aşkı açıklayamaz.. Pazarlar, tıpkı içi boş bir çift renkli çanak gibi.. bitti.

yucel evren 
 02.10.2017 8:02
 

sunucu nasıl tarif ediyorsa, kategorikleştiriyor da aynı zamanda… Üniversiteli aşkı, arabesk aşk, cahil aşk (kara sevda), köylü aşkı, kentli aşkı….. Pazarlama başlamalı… Aşkın sanatı, aşkın resmi, aşkın fotoğrafı, aşkın….. Öğretildi artık! yaşanmalı birbirine benzeyen aynı şeylerden oluşan bir karmaşa başlamalı… üç aylık, beş aylık hevesler olmalı… sorgulama sonuç getirir, oysa bilinmezlik… Bilinmezlik üst yapının en kolay öğretim aracı… Ne aşkı, ne sevgiyi, ne paylaşımı sorgulatmaz. Sorgulatmadığı gibi, bilinmezliğe yüklediği mistik öğelerle karıştırır da karıştırır.. Aşığız artık! neler oluyor bile deme şansımız da kalktı ortadan…

yucel evren 
 02.10.2017 8:01
 

Öğreticiler göreve! Duyularımızdan biri yabancı, daha önce keşfetmediği bir şey algılıyor, metabolizma farklı çalışmaya başladı sorgulamak gerek.. Sunucu iş başında! kafasını karıştır bir pazarlama sektörünü yok etme… Aşkı farklı bir hale getirme çözdürme…. Sanki yaşanamaz bir senaryo gibi öyle değil mi?… ama öyle. Aşkın evrenselliği sadece duyuların öncekinden farklı bir şeye rastlaması ve sonucu metabolizmanın farkı algılayıp düzenini bozmasından başka bir şey değil.(devam edecek)

yucel evren 
 02.10.2017 8:00
 

Aşk’a davet ediyor hepimizi yutturucu… Hadi diyor!… Aşk’a davet ediyorum hepinizi.. Aşk orada bak.. Algılama sistemimiz çok karışık değil aslında; duyularımız da karışık bir matematik problemi değil artık.. biraz gelişmiş, hayatı kavramaya çalışan, sorgulayan her insan duyuları keşfeder…

yucel evren 
 02.10.2017 7:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 198
Kayıt tarihi
: 29.09.16
 
 

Dünyada yaşamaktan yoruldum, marstan atama bekliyorum.. Söyleyebileceklerim bu kadar. Tesekkürler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster