Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '19

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
56
 

Sorunların Elebaşı Kaygı

Hayatımızın her alanında var oldu kaygı. Ne düşündüysek , ne hayal ettiysek hep en önce gelen duygu kaygı. Panik atak, anksiyete, depresyon ve diğer çeşitli psikolojik rahatsızlıkların başı hep ondan çıkmıştır. Ya eğer, belki de, acaba diye başlayan soru kelimeleri ile girer hayatımıza ve içimizi kemiren o süreç başlar.
 
Kaygı Nedir?
Kaygı, kişinin dış dünyasından veya iç dünyasından gelen bir uyaranla karşılaştığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel tepkilerdir. Bir başka deyişle kişinin karşılaştığı durum ve olaylar karşısında duyduğu ve engellemekte zorluk çektiği aşırı endişe ve uyarılmışlık halidir. Kaygı, çok hafiften ağır paniğe kadar bir duygu aralığında yaşanabilir.
 
POZİTİF yön ve düzeydeki bir kaygı, kişi için faydalıdır çünkü bu durum kişide, istek duyma,  karar  alma, motive olma, alınan kararları gerçekleştirebilme yani performansa dökmeye yol açar. Kaygının hiç olmaması veya aşırı derecede olması olumsuzlukla sonuçlanabilir. Kaygı hiç olmazsa, istek olmaz, motivasyon olmaz böylece performans tam anlamıyla ortaya konmaz. Bunun tersi olarak kaygı çok yüksekse, enerji verimli bir şekilde kullanılamaz, dikkat ve konsantrasyon sağlanamaz ve performans yine doğru bir şekilde ortaya konamaz.
 
Kaygı ve korku sıkça birbirine karıştırılan kavramlardır. Bunları ayırt etmek önemlidir. Korkunun kaynağı kaygıdır. Kaygının kaynağı tamamen kişisel düşünceleriniz ve hayat tecrübelerinizdir.
 
NEGATİF DÜŞÜNCE VE KAYGI
Bir olayı veya düşünceyi negatif yönde TAKINTI halinde düşünmek ve çözüm bulamamak Kaygı bozukluğunu anlamına gelebilir. Bu yönde ilerleyen düşünceler sonrasında bazı duygu durum bozuklukları yaratabilmektedir. Bunlar;
 
Korku: Duygusal ve fizyolojik bir tepki olan korku, vücudun tehdit altında kaç ya da savaş tepkisidir. Mesela korku, gece sokakta yalnız başımıza dolaştığımızda karşımıza korkutucu bir köpek çıktığında hissettiklerimizdir.
 
Anksiyete: Bu ise gelecekte olabilecek tehditleri düşündüğümüz zaman duyduğumuz gene duygusal ve fizyolojik bir tepkidir. Mesela  “evden dışarı çıktığımda bir köpekle karşılaşmaktan korkuyorum” duygusudur. Anksiyetenin nedeni gelecekte olabilecek tehlikelerden kaçmaktır da diyebiliriz.
 
Panik: Vücudumuzun strese, tehlikeye veya aşırı heyecana karşı normalin dışında verdiği tepkilerdir. Panik; aşırı duygusal, davranışsal ve fizyolojik korku tepkileridir. Yani karşımızda köpek olmadığı halde sokakta kalbimiz hızlı atmaya başlıyorsa korkmuş ya da kendimizi sersemlemiş hissediyorsak, panik olmuşuz demektir.
 
Korku ve panik kısa süreli olmasına rağmen anksiyete hem kalıcı hem de kroniktir. Bunun da ciddi olumsuz sonuçları olabilmektedir. Çünkü kronik anksiyete sadece vücutta değil yaşam tarzı ve davranışlar üzerinde olumsuz etkilere neden olur. Korkutucu durumlardan kaçınmak için evden hiç çıkmamak, sosyal anlamda kendimizi dış dünyadan izole etmek gibi.
 
Kaygı Bozuklukları Türleri
Kaygı bozukluğu teşhisi için bu durumun günlük hayatı etkiliyor olması, üzüntüye sebep olması, ilaç kullanımına bağlı olmaması ve en az 6 aydan daha uzun sürüyor olması gerekmektedir.
 
Kaygı bozukluğu türlerini şu şekilde sıralayabiliriz;
Yaygın Anksiyete Bozukluğu,
Obsesif Kompulsif Bozukluklar
Travmatik Stres Bozukluğu
Fobiler (Agorafobi, Klostrofobi ..Vb.)
Sosyal Kaygı Bozukluğu,
Panik Atak,
Seçici Konuşmazlık Bozuklu
Ayrılma Kaygısı Bozukluğu,
Bir Sağlık Sorununa Bağlı Kaygı Bozukluğu, şeklindedir.
 
Kaygının Bedelleri:
Fiziksel: Tansiyon yükselir, gerilime bağlı baş ağrıları olur, mide ve bağırsak sistemi etkilenir.
Çocuklar açısından bedeli: Kaygılı olan anne babaların çocuklarında da kaygı görülür. Bunun sebeplerinden birisi genetik olması diğeri de kaygının öğrenilebilir ve bulaşıcı olması.
KİLO!: Kaygı ve stres kortizol dediğimiz bir hormonu tetikler ve kortizol karın çevresinde yağ birikmesine sebep olur. Ya da stres iştahın artmasına sebep olur.
Doktora daha çok gitmenize sebep olur: Kaygı bozukluğu olanlar bedensel belirtiler yaşarlar ve sağlıkları konusunda çok endişelenirler.
İlişki Problemleri: Kaygılı kişiler çoğunlukla tahammülsüz olurlar. Ya çok mesafeli olurlar ya da etraflarındaki kişilerden bağımsız yaşayamazlar.
Zaman Kaybı: Kaygı bozukluğu olanlar işlerine daha çok geç kalırlar ve bu da onların kaygısını artırır.
 
KAYGILI OLDUĞUNUZU NASIL ANLARSINIZ?
Kendinizi sürekli gergin mi hissediyorsunuz?
Kaygınız nedeniyle okulunuz, işiniz ve sorumluluklarınızı yerine getirmekte zorlanıyor musunuz?
Korkularınız size saçma geliyor ancak bunlardan yine de kurtulamıyor musunuz?
Bazı şeyleri yapmadığınızda çok kötü şeylerin olacağını düşünüyor musunuz?
Her gün yapmanız gereken şeylerden kaygı nedeniyle uzak duruyor musunuz?
Beklenmedik anlarda kalp çarpıntısı yaşıyor musunuz?
Her yerden sanki bir felaket gelecekmiş gibi düşünüyor musunuz?
 
Kaygının Duygusal Belirtileri:
Diken üstünde olmak tedirginlik
Dikkati odaklamada problem
Tahammülsüzlük
Huzursuzluk
Gerginlik
Kaygılı birisini bir süre dışarıdan izlediğinizde içindeki yoğun duyguların davranışlarına yansıdığını görebilirsiniz:
Çok soru sorma (sorulan soruları tekrar tekrar sorma)
Sesi titrer
Yerinde duramaz
 
Kaygı Nerden Gelir?
Genetik
Kaygı bulaşıcıdır
Erken yaşam olayları
Bugün duyduğunuz kaygının tohumları çok önceden ekilmiştir. Geçmişinize baktığınızda problemlerin nereden kaynaklandığını görebilirsiniz.
 
Peki ne yapmalıyız?
Öncelikle kurduğumuz cümleleri dinlemeyi öğrenmeliyiz. Kendiniz ile olan iletişiminizi güçlendirmeniz 1. kuraldır. sonrasında düşündüğünüz ve sizi NEGATİF yönde çekecek olan o soruları yazmanız ve bunu fark etmeniz size farkındalık kazandıracaktır.
 
Kendinize şunları sorun:
Rahatlamak için ne yapıyorsunuz?
Kendinize zaman ayırıyor musunuz?
Fiziksel sağlığınıza dikkat ediyor musunuz?
Aşırı sorumluluk alıyor musunuz?
İhtiyacınız olduğunda yardım istiyor musunuz?
 
Doktora ne zaman gitmelisiniz
Sosyal hayatınız olumsuz etkileniyorsa
Artık işlerinize odaklanamıyorsanız
Hayat kaliteniz ve aldığınız tad azaldıysa
Özgürlüğünüz kısıtlandıysa
Artık kendinize zarar verme düşünceleri varsa doktorunuzla görüşme zamanı gelmiştir.
 
 
Sevgi ve Sağlıkla...
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 2219
Kayıt tarihi
: 06.08.12
 
 

Psikiyatrist / Hipnoterapist - Yüz ve Vücut Dili Analisti - Yazar - Gezgin ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster