Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
363
 

Soruyorum...

Soruyorum...
 

SORUYORUM

Güzel ülkemizin en önemli sorularından biri olan yaklaşık 300 bin üniversite mezunu ve öğretmen olan arkadaşlarımın sorununa değinmek istiyorum. Geçen sene KPSS 2009 öğretmenlik sınavına giren aday sayısı 270 bin dolaylarında. Bu sayı seneye 300 bin civarlarında olacak. Benim söylemek istediğim sadece bir tespit ve onun üzerinden biraz yorum yapmak. Zaten yazı yazmakta o değimledir. Önce hipotezi ortaya koyarsın sonra onu sınamak için deney yaparsın sonra hipotezin deneyler tarafından destekleniyorsa kanun ya da teori olur. Bu kadar anlaşılması basit bir şeydir tespitim.

Bu ülkede devlet planlama teşkilatı olarak adlandırdığımız ve bizlerin geleceğini planlayan ve 5 yılda bir kalkınma planları hazırlayıp bunları hükümetlere sunan bir kurum var. Gerçekten böyle bir kurum varsa acaba benim yapabildiğim basit ama gerçek tespiti neden yapmıyorlar ya da hükümetlerin istedikleri yönde mi tespit yapıyorlar? Çünkü soruna sadece kendimde bir fizik öğretmeni olduğum için fizik öğretmenliği sorunları ile başlamak istiyorum.

Son 8 yılda acaba kaç tane fizik öğretmeni devlette kadrolu ya da sözleşmeli olarak göreve başladı? Son 8 yılda acaba sadece fizik öğretmenliğinden mezun kaç kişi bulunmaktadır ve burada unutulmamalıdır ki her yıl yeni üniversite açılmakta ve bu branşlara öğretmen adayları alınmakta. Ayrıca fen edebiyat fakülte mezunlarının da fizik öğretmenliği yapabildiğini düşünürsek ve ülkemizde kaç tane fen edebiyat fakültesi ve bunlara bağlı olarak kaç tane fiziki bölümü mezunlarını çok rahatlıkla hesaplayabiliriz.

Şimdi benim yaptığım bu hesap sadece basit bir hesap yöntemi ve bunu sadece bir branş için yaptım. İşin ilginç yanı devlet planlama teşkilatının en asli görevlerinden biri olan geleceğe yönelik iş gücü tespitini yapmak olması gerekirken sanırım onların daha önemli işleri var fizik öğretmenlerini unutmuşlar. Çünkü mezun olunan öğretmen aday sayısı atanan öğretmen sayısına oranla çok düşük. Bakın yanlış anlaşılmasın oran çok düşük diyorum. Hemen sayısal örnek vereyim akılları kimsenin karışmasın. Bu yıl atanan fizik öğretmeni kadrosu 130. Peki sadece Ankara’daki üniversitelerin bir yılda verdiği fizik ve fizik öğretmenliği mezunu sayısı kaç biliyor musunuz? 250.

Bakın bu sadece bir ilden mezun olunan öğretmen aday sayısı diğeri ise devlete atanabilen öğretmen sayısı. Diyebilirsiniz haklı olarak herkes devlette iş bulup çalışmak zorunda mı? Elbette hayır ama bugün özel dershaneler ya da özel okullar bu durumu tıpkı benim yaptığım tespitleri yaparak onlar bu durumları kendi lehlerine çevirmektedirler.

Bugün Türkiye’nin en güzide kurumlarından birinde bir yıl ücretsiz staj yapacaksınız, ardından alınıp alınmayacağınız belli değil, alınırsanız da alacağınız rakam belli 600 lira civarı. Bu fiyat asgari ücretin altında bir rakam iken maalesef öğretmen adaylarımız ya da öğretmenlerimiz bu fiyatlara dahi çalışabilmektedir.

Şimdi sorularımı sormak istiyorum;

1- Hükümetler ya da kısacası yürütme bu ülkede bu sorunu ne zaman görecek ve ne zaman çözüm üretecekler? Ve üretecekleri çözüm ne şekilde olacak?

2- Bu ülkenin basın yayın organları ne zaman bu sanal işsizliği görecek ve ne zaman kulak verecek bu insanlara? En önemlisi bu ülkede basın yayın organları ne zaman eğitime yatırım yapacaklar? ( daha doğru soru bu )

3- Sendikalar tekel işçileri için hep bir koldan birleştiler. Acaba ne zaman özel sektörde çalışan öğretmenlerin sendikalı yapabilmek ve onların haklarını savunmaya çalışacaklar?

4- Devlet planlama teşkilatı yetkililerine soruyorum acaba ne zaman bir hükümet kurumu olmaktan çıkıp devlet kurumu olacaksınız?

5- Son olarak biz öğretmenlere soruyorum ne zaman bizler de hakkımızı savunabilecek konuma geleceğiz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de hep sordum, hâlâ da soruyorum, hatta "400 SORU-YORUM" adında bir de kitap yazdım; fakat sonunda "Ne kadar kıyma, o kadar köfte" demek zorunda kaldım... Biraz daha beklemek gerekiyor, umudun ışığını gözden kaçırmadan... Empati köprüsünden selamla... MS

Mehmet Sağlam 
 14.03.2010 16:51
 

Sayın genç öğretmenim. Öğretmenlerin sorunları o kadar fazla ki, şaşırmamak elde değil. En ücra köşelere gidiyorsunuz, mahrumiyetler içinde yaşıyorsunuz, çeşitli sorunları olan okullarda çeşitli sorunları olan öğrencilerle uğraşıyorsunuz, çok düşük maaş alıyorsunuz, kiminiz eşinizden ve çocuklarınızdan ayrı yerlerde görev yapıyorsunuz, ama kimse sizin derdinizle ciddi olarak ilgilenmiyor. Sadece size minnet duyuyoruz, o kadar. Bence yasal yolardan ayrılmadan, tüm dernekler nezdinde, ticaret ve sanayi odalarında , TÜSİAD'da , yazılı ve sözlü basında, sorunlarınızı ve isteklerinizi dile getirseniz ve de ısrarcı olsanız olmaz mı? Çünkü kimse sizi haksız bulamaz ve ülkenin sizlere çaresiz ve alternatifsiz ihtiyacı var. Sissiz hiçbir şey olamaz. Size tanınacak ayrıcalıklara hiç kimse itirazda bulunamaz. Bu mücadelenizi dilekçelerle yapmanızın yasal bir engeli yoksa, yapılacak başka bir yol aklıma gelmiyor. Tek amacım öğretmenlerimize en mükemmel hakların tanınmasıdır. Saygılarımla.

yılmaz çetingöz 
 10.03.2010 19:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 842
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

Ben Hacettepe Üniversitesi fizik öğretmenliği mezunu yeni bir öğretmen adayıyım. Fakat bunların yanı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster