Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mukaddesçe konuşan satırlar

http://blog.milliyet.com.tr/blog.mukaddes

25 Şubat '20

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
70
 

Sosyal Ağlar ve Düşünme Yetisi

İnternet bağımlılığı kadar yaygın olmasına rağmen, yıllardır göz ardı ettiğimiz bir gerçek var ki üzerine düşmeyerek zararlarını sümen altı ediyoruz. Oysa son zamanlarda yaşamımıza giren birçok kavram onunla ilgili, 'olumlu düşün, düşünce gücünün önemine inan' telkinleri pozitif yaşam öngörüsünü kamçılarken diğer taraftan bırakın sağlıklı düşünmeyi, düşünmekten vazgeçeceğiz neredeyse.

İnternet yaşantımıza girdiğinden beri kolay ve hazırcı bir hayatı kabullendiğimiz gerçek. Teknolojiyi yanlış veya eksik kullanmamızdan dolayı düşünme gücümüz bu durumdan ziyadesiyle etkileniyor. Bir şeyin yaygın kullanımı onun sağlıklı olduğunu göstermese de görsellik boyutunda aşinalık yarattığı yadsınamaz bir gerçek. Düşünme, kişinin tek başına gerçekleştirdiği; algıları, gözlem ve tecrübeleri sonucunda şekillenen bir durum. 

Hepsi iyi hoş da düşünme olgusunu iteleyerek kolaya kaçılması tartışılması gereken asıl konudur kanaatimce. Bu eylemden ne denli kaçarsak o kadar zarar görürüz. Bir kere kendimiz olmaktan soyutlanırız. Ahlaki ve etik değerlerimiz çöküntüye uğrar. Araştırmaktan ve bilimsel olgulardan hızla uzaklaşmaya başlarız. Herkesin fikrini kendi düşüncemiz gibi sahiplenerek sorgulama ve mantık gücünden yoksun, öz değerlerini yitirmiş kişi veya toplum olarak varlığımızı silik olarak devam ettirme mecburiyetinde kalırız.

Bilgiye ulaşmak kolaylaşırken, eyleme geçmiş fikirleri kaynak göstermeden, izin almadan kullanmak paylaşmak değildir kesinlikle. Onun adı ihtihaldir, kopyacılıktır. Başkalarının hak ve emeklerine yapılan gasptır. En fazla da kişinin kendini değersizleştirerek toplumda yer edinebilme çabasıdır. Bu aymazlık dikkate alınmadığı takdirde ahlaki çöküntüyü de beraberinde getirir.

Elbette ki fikirlerimizi satırlara dökerken veya dile getirirken beklentiler o güne kadar yansıttıklarımızla alakalı olacaktır. Göstermek istediğimiz farklı bir kişilik ise orada 'dur' demek lazımdır kendimize. Başkalarının fikirleriyle beslenmek bir yana, onları onlardan habersiz kullanmak  bir yana. Bu konuda bir ölçüt yok, amaç aynı olduğu müddetçe kopyacılığın bir satırı da aynı bin satırı da.

Velhasıl, paylaşmak adıyla hafifletilen olguyu iyi irdelemek lazım. Bir şeyi paylaşıyorsan biri almaya diğeri de vermeye gönüllü olmalıdır. Diğer şekli aymazlıkla veya zorbalıkla açıklanabilir. Yani ister alıntı yaptığını belirtme, istersen kaynak göstermeden yazının bir kısmını yada tamamını yayınla veya yazarın düşüncelerinden esinlenmek bir yana bütününü kendi fikrinmiş gibi göster hepsi de intihal olarak adlandırılır. 

İnternet ortamında bu tarz eylemler devam ederse bir süre sonra kolaya tamahkarlık had safhaya ulaşacak, bu yanlışı görmezden gelerek kanıksamış olacağız. Herhangi bir eserin yorumlanmasında belirleyici unsur kişinin zihninde bıraktığı etkidir. Bir kitabı okuduğunda, filmi veya eseri izlediğinde, kişi ne düşünüyorsa değerli olan o konuyla ilgili kendi fikirleridir. Zira öz saygımızı yitirmemek adına başkalarının kişilik haklarına saygı göstermemiz, toplumsal iletişimimizi ve saygınlığımızı güçlendirecektir.

Filiz Alev, jale kasap bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Yazar,önemli bir konuya değinmişsiniz,sosyal ağlar,yaşantımızın bir parçası oldu; ne var kı insanları düşünce tembelliğine yöneltiyor.Esen kalın.

Hüseyin Başdoğan 
 15.03.2020 17:58
Cevap :
Değerli öğretmenım, sosyal ağlar düsünce tembelliğinin yanında bir de intihal olayına yöneltiyor. Yani başkasının emeğine saygısızlık ederek, onun haklarını gasp ediyorsunuz. Hani ufak tefek şeylerin üstüne fazla düşmüyorsunuz ama bir engelli olarak üstelik engellilerle ilgili Milliyet Blog da yayınlanan yazımın tamamının bir yıl sonra internette başka bir platformda bir köşe yazarının adı altında yayınlandığını gördüğümde neler hissettiğimi anlatamam. Emeğinizin bu denli kullanılmasına üzülmek bir yana özel durumunuzun duygu istismarı olarak suistimal edilmesi incitiyor da. En özeli, en güzeli insanların kendi kelimeleri olmasına rağmen, bu aymazlık bu alandaki boşluğumuza da ayna tutuyor. Yorumunuz için teşekkür ederim. Güzel bir gün dileklerimle, saygı ve selamlar.  17.03.2020 16:31
 
 
Toplam blog
: 118
Toplam yorum
: 915
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1108
Kayıt tarihi
: 31.01.13
 
 

Doğuştan bedensel engelli olup, Kamu sektöründe çalışmakta iken malulen emekliye ayrıldım. Baktığ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster