Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '07

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
652
 

Sosyal bilimler tarafsız değil

Sosyal bilimler tarafsız değil
 

Sosyal bilimlerde yorum önemlidir. Yazacağınız bir konuyu dilediğiniz gibi yönlendirebilirsiniz. Okuyan insanları da kolayca inandırabilirsiniz. Bazen çevremde çok sık rastlıyorum, bir konuşmacının ya da bir yazarın düşüncelerini dinleyen, okuyan kişi "Ne kadar doğru söylüyor" der. İyi de o yazarın doğru söylediğini anlamak için o konu hakkında bizlerin de bilgi sahibi olması gerekir.

Tarih bilimi bu alanda en çok kullanılan sosyal bilim alanıdır. Tarihi dilediğiniz gibi yazma özgürlüğüne sahipsinizdir. Tabi arada bilimsel ahlâk kurallarına sıkı sıkıya bağlı bilim insanları gerçekleri belgelerle ortaya koymaktadır. Bu gerçekci yazarlara söylecek bir sözümüz yoktur. Sözümüz, sosyal bilimleri ve özellikle tarih bilimini kendi çıkarları doğrultusunda yazan insanlaradır.

Örneklerini bizim tarihimizden vererek daha samimi bir yazı ortaya koyayım dedim ve Osmanlı tarihini şöyle bir düşündüm. Geçmişimizin tarihini Türk tarihçileri bile değişik şekillerde yorumlamaktadırlar. Tek yanlı bir Osmanlı tarihi okuyan okur, bir yazarın kitabında Osmanlılar'ın "vatan haini, zevkine düşkün, haremde alemler düzenleyen, kadınları esir alıp kullanıp kullanıp çuvallara koyup denize atan, işgâl ettikleri topraklardaki erkekleri zorla askere alıp, kadınlarından güzellerini Harem'e kapatan, beğenmediklerini ise askerlere sunan, kendi dininden başka dinlere hürmet besleyen, ama kendi dininin başka mezheplerini ortadan kaldırmak için onbinerce kişiyi ortadan kaldıran, hattâ Bektaşi olduğu için koskoca bir Yeniçeri ordusunu topa tutan ve yok eden, işgalci, yayılmacı, gaddar ve hain" olduğunu yazan bir yazarı okusa ne olacak? Bu okur elbette Osmanlı hakkında tam ve doğru bir bilgiye sahip olamayacaktır. Yukarıda bir yazarın yazdığı Osmanlı tarihindeki olaylardan bir kısmı olmuş da olabilir. Ancak, konunun anlatım ve veriliş biçimi öyle bir kurgulanır ki, okuyan Osmanlı İmparatorluğu'ndan nefret eder. İşte bu, yazarın gerçek niyetidir. Yazar, her nedenle olursa olsun Osmanlı İmparatorluğu'na karşı bir nefret beslemektedir. Okurlarına da bunu "dikta" etmek gereksinimini duymaktadır.

Şimdi, Osmanlı tarihi üzerinde fazla değil, hiç bilgisi olmayan bir okur bunu okursa yazarın etkisi altına girecek ve okuduğu "tarihin" ne kadar doğru olduğunu söylecektir. Çünkü, bunu kıyaslayacak bilgi donanımına henüz kavuşmamıştır.

Diğer yandan, aynı Osmanlı tarihini yazan bir başka tarihçi, Osmanlı İmparatorluğu'nun "Bilgiye ve eğitime çok önem verdiğini, girdiği topraklardaki halka hiç bir eziyet ve zorbalık yapmadığını, Harem denen yaşam tarzının aslında kadınların egemenliğinde olduğunu ve orada eğitim bile gördüklerini, bütün dinlere ve mezheplere eşit derece uzak ve yakın olduklarını, Yeniçeri Ocağı'nın yeniçerilerin padihşahlara sürekli baskı yaptıklarından dolayı ortadan kaldırıldığını" yazacaktır. Hattâ kendini alamayan bazı Osmanlı tarih yazıcıları "Lâiklik ilkesinin Osmanlı'da varolduğunu" yazacaklardır.

Bir başka meraklı okur bu "tarih" yazarını okusa ve yine tarih hakkında bilgisi olmasa "Osmanlı'nın ne büyük değerlere sahip ve adil" bir imparatorluk olduğunu düşünecektir. Oysa iki okur da, tarih yazarı tarafından yanıltılacaktır. Eğer, okur doğruyu kavrayabilmek için iki yazarı da okusa, bu kez bir sentez yapamayacak ve kendi düşüncelerine en yakın tarih yazıcısında karar kılacak ve dolayısıyla yanlış bilgiye sahip olacaktır.

Tarih bilimini en popüler ve gündemde olduğu için verdim. Yoksa diğer sosyal bilimlerde de durum aynıdır. Sonra, Osmanlı'yı örnek göstermem de aynı nedenledir. Aynı ön yargılı tarih yazılımı Türkiye Cumhuriyet'i için de geçerlidir.

O halde okur ne yapmalıdır?

Okur, mutlaka kuşkucu olmalıdır. Eğer gerçek bilime ulaşmak isteyen bir okur olmak istiyorsa önce her yazara kuşkuyla bakmasını ve okumasını bilmelidir. Okuduğu kitaplar arttıkça kendi iç dünyasında bir muhakeme yapmalıdır. Örneğimiz Osmanlı olduğu için yazıyorum, Osmanlı'nın yaşamış olduğu 1299'dan 1920'lere kadarki yaşanan olayları bir düşünmek gerekir. Olayların geçtiği tarihdeki durum nedir ve bu olaylar karşısında Osmanlı nasıl davranmıştır ya da nasıl davranabilecek durumdadır.

Tarih ya da diğer sosyal bilim alanındaki kültürümüzü arttırırken hiç bir yazarın kendi görüş ve düşüncelerini okura "dikta" ettirmeye çalışdığını unutmayalım. Bu nedenle de sosyal bilimlerde mutlaka kendi sentezimizi ortaya koyalım.

Sosyal bilimler ve özellikle tarih, alabildiğince "şişirmeler ve böbürlenmeler"le doludur. Eğer elde gerçek bir belge de yoksa... Anlat, anlat mutlaka bir okur bulur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sırf böbürlenme ve şişirmeler olsa keşke Esat Bey. Şimdi tarihi, sosyal bilimleri yeniden yazma modası başladı. Dostlukla esen kalın. ezgiumut

Ezgi Umut 
 30.07.2007 20:10
Cevap :
Umarım yanlışı-doğruyu ayırabilecek bilimsel düşünceye inanan insanlar yetiştiririz de sosyal bilimlerin yeniden yazılmasında ortaya çıkan karmaşadan yara almadan kurtuluruz. (Herşey gönlünüzce olsun. İlginize teşekkür ediyorum.)  31.07.2007 19:46
 

Japonların bir deyimi vardır. "Her okuduğuna inanacaksan, hiç bir şey okuma." Neden böyle bir ifadeye gerek duymuşlardır? İnsanlar, düşünebilen bir varlıktır. Elbette bilgisinin kalitesi ve seviyesinde düşünebilen bir varlık. Bilgisi varsa tabii! İnsanlar kendilerine yakın bulmadıkları diğer bir ifade ile içerisinde kendilerinden bir şey bulamadıkları ve kendilerini temsil etmeyen hiç bir olaya ve düşünceye kolay kolay inanmazlar. Size bir örnek; insanlar kendilerini tekrar ederler kuralından hareketle, son seçimde verilen oylar ana yapısı itibariyle halkın genel teamülünü yansıtmıştır. Yapılan tüm çalışmalar ise karşılık bulamamıştır. Özetle; işine gelmeyen, işine gelmediğine inanmamaktadır, saf bir görüntü verse de! Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 27.07.2007 18:27
Cevap :
İyi ama, hepimizin inanması gereken de bir doğru mutlaka olmalı.  27.07.2007 21:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3229
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster