Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '10

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
16087
 

Sosyal demokrasi ve liberal demokrasi nedir?

Sosyal demokrasi ve liberal demokrasi nedir?
 

Alexei Talimonov İngiltere


Önce demokrasi nedir? Demokrasi, antik Yunan’da ileri sürülen bir terim olmakla birlikte, modern çağların anlamına sahiptir daha çok. Halkın gücü, erki, yönetimi demektir. Bu ise, kişilerin, yani, aristokratların, soyluların, kralların yönetimi olmamak anlamına gelir. Aynı zamanda, tanrısal bir gücü de reddeder. Halkın erki sözkonusuysa, bütün diğer erkler konu dışıdır.

Demokrasinin temel iki sınıflaması vardır. Birisi doğrudan demokrasi, diğeri ise temsili demokrasi. Bizim için sözkonusu olan temsili demokrasidir. Burada halk, temsilcileri aracılığı ile halkın yönetimine kendi bireysel gücünü kanalize eder.

Temsili demokrasi de homojen değildir. Farklı tipleri vardır. Örneğin radikal demokrasi, liberal demokrasi, sosyal demokrasi, dinsel demokrasi, katılımcı demokrasi. Ve başka pek çok vardır. Ancak bunların bolluğu bu kavramın doğal ayrımları değildir. Farklı varlık tarzlarında vardır. Yani elma ile armutlar aynı sepettedir.

Ancak liberal demokrasi, sosyal demokrasi, radikal demokrasi aynı armut cinsi gibidirler. Bu nedenle, birbirlerine göre değerlendirilebilirler.

O halde sosyal demokrasiyi tanımlarken, neden liberal demokrasi ve radikal demokrasi olmadığını söylemek gerekir. Bu arada, tüm armut çeşitlerinin bu üçünden ibaret olmadığı söylenebilir. Yani aynı varlık tarzında başkaları da olabilir. Varsa buradaki analiz onlara da genişletilmelidir. Ama şimdilik bu üçü.

Şurdan başlanabilir; Bülent Ecevit, demokratik sol anlayışı kurarken şöyle bir ayrım koymuştu: Buna göre, sosyal demokrasi, marksizm kökenlidir, marksizm ise, teorik olarak çok farklı koyutlara sahiptir. Örneğin sosyalizm, komünizm yolundadır, işçi sınıfı, proletarya diktatörlüğü gibi içerimleri vardır. Oysa, demokratik sol diye bir anlayış olmalıdır, bu anlayışta hiç de, marksizme bağlanmadan Türkiye’ye özgü bir sol anlayış mümkündür. Ecevit’e göre, halkımız özünde sağcı değildir, ama dinsel faktörlerden dolayı sağ partilere oy vermektedir. Demokratik sol bir anlayışla onları sola çekmek mümkündür.

Sosyal demokrasi, gerçekten de marksizm kökenlidir. Ama liberal demokrasi marksist kökenli değildir. Marksizm nedir? Tabi Marksizm nedir derken çeşitli marksizmler vardır, batı marksizmi, ortodoks marksizm, avusturya marksizmi, frankfurt okulu, marksizm-leninizm vs. Ama özünde kurucusu açısından nedir diye bakmak yeterlidir. Bu bile pek çok köke sahiptir. Marksizmi kısa yoldan anlamak için, onun iki özelliğini ayırmak gerekir. Biri, bir ekonomi politik oluşudur. Diğeri ise bir felsefi öğreti oluşudur. Ekonomi politik oluşuyla, kapitalizm eleştirisi içerir. Felsefe oluşuyla, felsefenin temel bir dalı olan ontolojide, gerçekliğin yapısına ilişkin olarak, idealizme karşı olarak, materyalizmi savunur. Diyalektik materyalizm adını vererek, bu anlayışını ortaya koyar, tarihsel materyalizm diyerek de, bu anlayıştan hareketle tarih felsefesi kurar. Marksizmde felsefe ile ekonomi politik olmasının bir bağı vardır. Buna göre, toplumlar, diyalektik bir şekilde, bir ilerleme içindedir, aşamalı tarihsel süreçler vardır, buralarda, üretim ilişkileri üretim biçimlerini belirler, ancak zamanla, her tarihsel süreç devrimlerle yıkılarak yerine yenisini bırakır, tarih de böylelikle sınıfsız toplum olan komünizme doğru gidecektir. Ondan bir önce sosyalizm vardır, sosyalizm, komünizme geçiş toplumudur. Biz şu anda, kapitalist düzen içinde yaşıyoruz, bu işçı sınıfının sömürüsüne dayanır, ancak işçi sınıfı proleterya diktatörlüğünü kurarak kapitalizmi yıkacaktır. Bu nedenle, bütün dünyanın işçileri birleşmelidir, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yoktur diye, bir eylem felsefesi, praksis yaratmıştır marksizm. İşte, sosyal demokrasi, bu anlayışın revize edilmesine dayanır. Örneğin Bernstein, sosyalizmi devrim içinde değil de, reformlarla gerçekleştirilmesini savunur, nitekim Sosyalist Entenasyonal'e bağlı sosyal demokrat partilerin ana fikirlerinden biri budur, bu örgüte üyedirler, hatta CHP de üyedir, amaç, reformlarla, kapitalizm içinde, refah devleti yaratarak, sosyal adaleti sağlayarak, zamanla, kapitalizmi sosyalizme dönüştürmektir. Tabi, bu işle uğraşanlar ne der, ama bana kalırsa, artık araç, amaç olmuştur. Yani, sosyal demokrat partilerin bir sosyalizm ideali içinde olduklarını sanmıyorum. Kapitalizm, Marx’a kinayeyle, varolan düzeni olumlayan bir bakışla, Fukuyama’nın dediği gibi, tarihin sonudur, burada sosyal demokrat partiler de, özlerine aykırı olarak, fiilen bu fikirde kaldıkları düşünülebilir.

Liberal demokrasiye geçersek, onu anlamak için marksizmin öncesine geçmek gerekir. Çünkü, demokrasi, halkın erki, yani kapitalist düzende de olan şey, marksizmden önceki pek çok gelişimin sonucudur. Demokrasi, bin yıldan fazla süren ortaçağın bitmesiyle ortaya çıkan süreçte gelişen bir kavramdır. İlk kökeninde Magna Carta denilen tarihsel olgu, ki 1215'te bir şey olarak bayağı bir eskidir, gösterilse de, herhalde, demokrasi, İngiliz, Amerikan, ve Fransız devrimleri ile fiilen ortaya çıkan bir kurumdur. Bu sayede imparatorlukların yıkılması ile kurulan ulus devlet yapılanmasında halkın, ya da ulusun erki sözkonusu olmuştur. Marksizm bu açıdan biraz daha sonraki bir süreçtir. Nitekim, Marx’ın yaşam aralığı1818-1883’tür. Komünist manifesto ise 1848. Liberalizm ise, ilk izleri John Locke’ta (1632-1704) bulur. Bu, kişi, felsefede deneyciliğin önemli düşünürlerinden hatta kurucularından biridir. Kısaca anlatmak gerekirse, doğuştan hiçbir bilgimiz olmadığını her şeyi deneyimle öğrendiğimizi ve bildiğimizi söyler. Bu bakıma Marksizm ile bağdaşıktır, çünkü o da, idealizme karşı çıkarken benzer yolu izler. Liberalizm açısından ise, o dönemdeki monarşik yapılara karşı, temel hakları, toplumsal sözleşmeyi, yasa egemenliğini dile getirmiştir. Özünde, liberalizmin kökeni hümanizmdir, ve bütün tarihsel süreçler ve düşünürler aynı kapıya çıkar. Temel insan hak ve özgürlükleri, monarşiye, deizme, kiliseye karşıtlık, düşünce özgürlüğü, toplumsaz sözleşme, hak, hukuk adalet vs. Liberalizm budur ve bu Marksizmden ve dolayısıyla, sosyal demokrasiden öncedir.

Ancak şunu hemen belirtmek gerekir ki, liberalizmin bugün, o günkünden daha farklı anlamı ve çağrışımı vardır.

İmparatorluklar yıkılırken kurulan toplumsal düzende, liberalizm felsefesi kendisini ekonomide de göstermiştir. Bu nedenle, liberalizmden bahsedilirken, siyasal liberalizmle ekonomik liberalizm ayrıştırılır. Çünkü, ekonomik liberalizm, kapitalizmin felsefesi olmuştur. Hiç kuşkusuz, kendi zamanına göre iyi bir gelişim olan kapitalizm, liberalizmin bu laissez-faire anlayışına, yani bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler anlayışına dayanır.

Özetlersek, dünya tarihinde, Batı medeniyetinde, halka ait olmayan egemenlik anlayışı, yüzyıllar içinde halka ait kılınmıştır, bunun tonla adı, sistemi, öğretisi vardır. Konumuz gereği, imparatoklukların yıkılışı ile bireyin özgürleşmesini içeren demokratik süreçte, liberalizm temel savlardan biridir. Bu süreçte kapitalizm ortaya çıkmış, liberalizm bunu desteklemiş ve köken düşüncesi olmuştur. Daha ilerleyen süreçte, marksizm çıkmış, ancak marksizmin radikalizmine karşı sosyal demokrasi anlayışı gelişmiştir. Bu da, idealler olarak marksizmle bağdaşık olan, ancak yöntem olarak, kapitalizm içinde onu eriterek yavaş yavaş ilerlemeyi benimsemiştir. Çünkü devrimlerin katastrofik zararlarından ve aslında yarattığı gerçekdışı gerçeklikten kaçınmak istemiştir.

O halde, sosyal demokratım denildiği zaman, kapitalizme karşı olan, onu desteklemeyen, onun zararlarına karşı, temel insan hak ve özgürlüklerini arayan ve bunun gerekleri için mücadele eden, bu yolla emeğin sömürüsünü yok ederek, sosyal bir devlet yaratılmasını, sosyalizmin yaratılmasını isteyen kişi olunur. Liberal demokrattan da bu açıdan ayrılınır. Liberal demokratım denildiği zaman ise sosyalizm ülküsü dışında, bütün diğer bu paragrafta sayılan ya da sayılmayan her şeyde sosyal demokrasi ile ortak olunduğu, ama sadece o kadar, kapitalizm içinde, onun öğretisi tarihin sonu kabul edilerek, hak ve hukukun olduğu, insan hak ve özgürlüklerin olduğu bir devlet anlayışı kabul edilmiş demektir.

Çünkü iki görüşün, ortak zemini demokrasidir.

Burada tabi, teorik olarak, bu iki öğreti arasında savaşım sürer. Çünkü, biri kapitalizmi ironik olarak tarihin sonu diye kabul eder, diğeri ise, göreceli olarak aşılması gereken bir süreç diye kabul eder.

Radikal demokrasi ise, daha minimal bir öğretidir. O anlayışta, aynı kapsamlarda yer alır, onun radikalliği, verili demokrasilerde, toplum içinde yer alan farklı kesimlere karşı, demokrasinin temelinde yer alan, konsensus, kavramının, bu farklı kesimlere baskı uygulama aracına dönüştüğü düşüncesini içerir. Yani, konsensus yapacaz diye, insanların ya da grupların haklarından feragat ettirildiğini ve bunun da baskı olduğunu savunur.

Bu şekilde bakıldığında, bizim ülkedeki bazı kesimlerin savları bu radikal demokrasiye uygun düşüyor. Herkes bildiği gibi yaşasın dendiğinde, örneğin türban konusunda, meclise de türbanlı girsin, ameliyata da, dendiğinde radikal demokrat bir tutum izlenmiş oluyor görünüyor. Ama tabi bu teorik olarak değil, bir tür kontrolden çıkmış olarak, çünkü bunu savunanlar, dinsel dogmatizmi savunanlar, yani teorik olarak demokrasi mücadelesinin kendilirene karşı yapıldığı kesin, demokrasi öncesi döneme ait bir anlayış. Liberal demokrasi ve sosyal demokrasi ile demokrasi açısından temel olarak farklı değil, derece olarak farklı görünüyor. Ancak sosyalist ülküyü benimsemiş olması nedeniyle, liberal demokrasiyle karşıttır.

Kralcılara karşı cumhuriyetçiler solcu idi.. Sol sağ ayrımı tabi artık buna göre yapılmıyor.. Çünkü zaten kralcılık bitti ve yerine halk egemenliği kuruldu. Artık bu süreçte sağ sol ayrımları, kapitalizme bakışla ilgilidir. Varolan ekonomik düzeni ve onun üzerinde bir demokrasi anlayışını savunan liberal kesim sağı oluştururken, insanın daha da ileri kurtuluşunu savunan, sosyalizm ve ondan pay aldığı ölçüde sosyal demokrat kesim solu oluşturuyor. Milliyetçi ve dinci düşünceler de sağdır. Çünkü onlar da, bireyin özgürlüğüne bir baraj koyarlar, milliyetçi, özgür olmaktansa, ırkı önde tutar, dinci, özgür olmaktansa, dogmalarına boyun eğer ya da böyle özgürleşeceğini sanar, kendi içinde bu doğrudur, ancak bi şey zaten neyse odur, önemli olan, onun ne olduğunu, ne olmadığı üzerinden kanıtlayabilmektir.

Sosyalizm nedir, ne olmalıdır, nasıl mümkündür diye sormak gerekir, ancak bu soru yazının konusu değil.

Düşünce tarihi içinde yine liberalizmin ne olduğuna ilişkin başka bir blogum daha vardı, bu da onun linki.

Arzu Çevikalp bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hap gibi yutulacak bir yazı olması açısından iyi ama içerik olarak son derece yanlış. Liberalizmi hiç anlamadığınızı, solu da gerektiği gibi anlatamadığınızı söylemeliyim. Mülkiyet, metodoljik birey, temel haklar, hukuk devleti,sınırlı demokrasi, değerein sübjektifliği gibi konuları bilmeden liberalizmi anlatmaya kalktığımızda "çuvallarız". Aslında bugün ideal olarak gördüğünüz demokrasi liberal demokrasidir. Bugün gölgesine sığınıdığınız "hukuk devleti" ne diyalektik materyalizmden ne de Marx'ın tarih tezinden çıkar. Yalnızca liberal teoriden edinilebilir. Dünya liberal özürlük kuramını kullanıp sosyalizme tapınmak saçmalığını yaşıyor, olan bu. Sosyalizm herkese şefkat göstermek yalanıyla dünyayı kana bulamış bir diktatörlük ideolojisidir. Ama hayallere sığınmayı seviyoruz. Saygılar.

Ögeday 
 12.08.2013 0:01
 

Tüm sorularımın cevabı burada saklıydı. O kadar güzel aydınlandım ki... Solmuyum sosyal demokratmıyım diye sorgularken cevabımı buldum. Gördüğüm en güzel yazı daha önce bu denli iyisine rastlamamıştım. Helal oldun! Tebrikler!!!

Arzu Çevikalp 
 23.06.2013 5:37
 

Cok guzel bir makale olmus, elinize saglik, bizim ulkemize gelince, sanirim herkes her elestiriyi getirir, akil verir vesaire fakat kimse elini tasin altina sokmaz, beni sokmayan yilan bin yasasin zihniyeti, galiba biz ulke olarak buna CICI DEMOKRASI diyebiliriz.. yani biriileri her isi gorsun ben faydalanayim gibi.. selamlar )

PuPaYelken 
 20.05.2010 16:27
Cevap :
Teşekkürler, ama makale değil, oturulup yazılmış bir blog yazısı.  13.06.2010 16:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 580
Toplam yorum
: 850
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 566
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman 'neden olaya böyle bakılmıyor' diye dü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster