Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
438
 

Sosyal Devlet mi, derdiniz efeeem?

Sosyal Devlet mi, derdiniz efeeem?
 

Anayasamızda hüküm var. “Devletimiz “Sosyal bir devlet” tir. Peki, bu gerçeekte böyle midir?

Bu konuyu irdelemeye başlamadan önce “terminoloji” üzerinde anlaşmamız gerekiyor. Yani, ben “Sosyal Devlet” ten, ne anlıyorum, başkaları ne anlıyor? Bu konu bizde çok önemli.

Hemen her alanda, her kavrama farklı anlamlar yüklendiğine tanık oluyoruz. Bin beş yüz yıllık dinimizde bile bu kargaşayı yaşamıyor muyuz? Biri çıkıyor, bacağında kısa pantalonla Cuma namazı kılıyor. Bir başka kimse kısa pantalonla camiye alınmadığından yakınıyor. Üçüncüsü çıkıyor, bu yakınanı kınıyor. Herkes her olayı kendi zeka düzeyine göre yorumluyor, bu arada işin aslı nedir ve nasıldır. Kaynayıp gidiyor. Meydan at cambazlarına kalıyor.

Gazetelerde bir haber var. Küçük yaşta bir kıza on üç onbeş kişi kötülük etmiş. Sonuca bakalım. Baba şikayetçi değil. Kız şikayetçi değil. Sanıklar “Biz para ödeyerek bu işi yaptık, ” demişler. Mahkeme ne demiş? “Buyurun arkadaşlar, evlerinize gidin..” Bu olay karşısında tüyleri diken diken olmayan insan değildir. Bu olayı beraetle kapatan yargıç için bir şey söyleyemem. Adamın zırhı var. Kızın babası şikayetçi olmamış. Niçin? “Oh oh, kızıma kötülük ettiğiniz için size minnettarım, ” mi demiş? Kız şikayetçi değilmiş. Kendisine kötülük edilmesi halinden pek mi memnun olmuş? O küçük kızın gece gündüz şöyle bir bedduayı dillendirmediğinden emin olabilir miyiz? Evet, bana göre o çocuk şöyle inliyor: “Bütün bu tavırların ve tutumların altındaki gerçeği kurcalama gereği duymayan bütün ilgililer ve yetkililer, bütün yetkililer, dilerim Allahtan bu olayın bir benzeri başınıza gelsin.. “ O baba, günde kaç kez ölüp ölüp diriliyor, farkında mısınız? Otobüs içinde, dolmuş içinde en ufacık bir tartışma yaşıyoruz da, bunun sarsıntısı günlerce kafamızı karıştırıyor. Ya, o adamcağız gül gibi özene bezene yetiştirdiği yavrucuğunun öyle paspas gibi kullanılması karşısında neler yaşadı, neler yaşıyor? Bu çocuğun derdiyle dertlenmiyorsanız, açık söylüyorum Gazze’de ölen çocuğun arkasından ağlamak artistliktir. Çünkü o yavrucuk acımasız düşman şarapneliyle bir kerecik öldü. Benim bu yavrucuğum benim yaşıma kadar yaşayacak olsa, daha tam altmış yıl boyunca her saniye her saniye ölüp ölüp dirilecek. Ve ona kötülük edenlerin tamamı bu küçüğün düşmanı değiller. Aksine onunla inanç birliği içindeler. Aynı dinden oluyorlar. Aralarında bir çekişme filan da yok. Yarın Ruz-u Mahşer’de aynı safta yer alarak aynı Peygamberin mağfiretine sığınacaklar. Bu dünyada devletimizi mahkemeleri onları hiç kusur işlememiş gibi evlerine yolladığına göre, bu yaratıklar da belki o gün yine cennetten köşeler bekleyecekler. Orada ne olur ne biter, bunu bilemeyiz ama, burada olanlar hoş değil.

İşte olayın burasında “Sosyal Devlet” anlayışı devreye giriyor. Gerçek sosyal devletlerde bırakınız on üç on beş ayı tarafından bastırılmayı, çocuğun yüzünde gözünde ufacık bir çizik görülse, devlet kartal gibi pençesini uzatıyor, çocuk eğer şaka olsun diye bile “Bunu annem öfkelenerek yaptı, ” demişse çocuğu hemen aileden alıyor. Çocuğu kendi ailesine karşı koruma altına alıyor. Bir kez yazdım ama, bir daha yazayım..

Bakınız işte bu sosyal devletlerden biri olan Danimarka’da yaşanmış bir örnektir. Bizden bir ailenin on üç on beş yaşında kızı Danimarkalı kız arkadaşının evinde biraz fazlaca oyalanmış. Akşam üzeri kızını merak eden anne, çocuğunu eve çağırmış. Biraz da galiba “Geç kaldın yavrucuğum, ” demiş. Biz “ölmek, ödürmek, ” lafını her hal için pek fazla kullanırız. Komik bir durum karşısında bile “Gülmekten öldük, ” deriz. Bu çocuğumuz da, arkadaşının evinden ayrılırken bildiği Türkçeden kaynaklanarak Danimarkalı arkadaşına onun dilinde “Annem beni öldürecek, ” demiş. Sen misin böyle söyleyen? Çocuk evlerine ulaşamadan polis kapıya dayanmış. Çünkü Danimarkalı aile hemen polise telefon etmiş. Polis cinayeti önlemek üzere koşup eve gelmiş. Kızı nerdeyse götürecekmiş de, araya komşuları filan sokarak durumu zor düzeltebilmişler. Evet, “Öncelikle kendi derdimize yanmayı öğrenelim, “ diyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 73
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 742
Kayıt tarihi
: 19.11.06
 
 

Ben uzun zamandır yazıyorum. Türkiye'den epey uzakta oturuyorum. Üç çocuğun babası ve pek çok çocuğu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster