Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '17

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
878
 

Sosyal Medya Kullanımı Neden Bu Kadar Arttı?

Sosyal Medya Kullanımı Neden Bu Kadar Arttı?
 

Günümüzde Sosyal medya kullanımı o derece arttı ki, artık bir hastalık haline geldi. Peki, ne oldu da sosyal medya kullanımı bir bağımlılığa dönüştü? Özellikle Türkiye ölçeğinde konuya yaklaştığımızda akla gelen sosyolojik nedenleri şöyle sayabiliriz.

1-) Öncelikle Türkiye’de çok hızlı bir şehirleşme söz konusudur. Büyük kentlerin cazibesi, her türlü sıkıntısına rağmen, artarak devam ediyor. Bundan dolayı kırsaldan büyük kentlere göç durmaksızın devam ediyor.

Kırsaldan büyük kentlere gelen insanların bir anda alışık oldukları çevrelerinden soyutlanmaları, akraba ilişkilerinden uzak kalmaları onları iyice yalnızlaştırmaktadır. Buna büyük kentlerin kişiye verdiği yalnızlık, çaresizlik duygusu da eklenince elde kalan tek avuntu sosyal medyada gezinmek oluyor.

2-) Artık Türkiye’de de modern hayatın bir parçası olarak geleneksel aile bağlarının gittikçe çözüldüğü görülmektedir. Bugün değil büyük kentlerde, kırsal bölgelerde, hatta köylerde bile artık aile bağlarının son derece zayıf olduğunu görüyoruz. Bu durumda insanlar boş vakitlerini aile üyeleriyle değil de sosyal medyada gezinerek geçirmektedirler.

3-) Aile ve akrabalık bağlarının zayıflamasına paralel olarak bireycilik de artmaktadır. Artık Kişiler, sosyal ortamlara katılmak, insanlarla bir şeyler paylaşmak yerine kendi kendilerine oyalanmayı tercih ediyorlar.

4-)Sosyal medya kullanımı bir anlamda turşu suyuna benzemeye başladı. İçtikçe yanarsın, yandıkça içersin misali. Yani toplum sosyal medyada zaman geçirince,  başta siyasi partiler olmak üzere, STK’lar, ticari şirketler, popüler olmak veya popülaritesini artırmak isteyenler de aynı oranda sosyal medyayı kullanmaya başladı. Bunlar içinde özellikle siyasi partiler sosyal medyayı yaygınlaştırmak için büyük ekipler kuruyor ve daha fazla kişinin de kullanmasını teşvik ediyorlar.

Dolayısıyla tek tek bireyler, kurumların, kurumlar ve gruplar da bireylerin karşılıklı olarak sosyal medya kullanımını artırıyor, teşvik ediyor.

Her zaman hayatları merak konusu olan, medyada boy gösteren sanatçılar, futbolcular da takipçilerini artırmak ve bundan maddi kazançlar elde etmek için günlük yaşantılarını bir dizi gibi gençlerin meraklarına sunuyorlar. Bunun da gençlerin sosyal medya bağımlısı olmasında büyük bir etkiye sahiptir.

5-)İşsizliğin yüksek olmasının da, ev hanımlarının zamanlarının büyük bir bölümünü komşularıyla sohbet yerine evde oturarak geçirmesinin de sosyal medya kullanımını artırdığı bir gerçektir. Bugün yapılan bir araştırmada bazı ev hanımlarının günde beş saat sosyal medyada sörf yaptığı tespit edilmiştir.

6-) Devlet kurumlarında iş gücü fazlalığı veya iş planlamasının doğru yapılmamasından dolayı memurların bir kısmı mesai saatleri içinde zamanlarının çoğunu sosyal medyada gezinmekle geçirmektedirler. Öyle bilgisayarın başında ciddi ciddi oturan memurların hepsinin de iş yaptığını zannetmeyelim.

7-) Kuşaklar arası kültür ve anlayış farklılığı her dönem de olmuştur.  Ancak tarihte hiçbir dönemde günümüzde yaşandığı gibi kuşaklar arasında makas bu kadar açılmamıştı. Dolayısıyla belli bir yaştan sonra çocuklar ile anne-babalarının diyalogları günlük sıradan tekrarlanan cümleleri geçmiyor. Bu durumda ebeveynler oturma odasında TV seyredip çay içerken, gençler başka bir odada sosyal medyada gezinmektedirler. Artık evde herkesin ayrı bir dünyası var.

Daha bunun gibi birçok neden sayabiliriz.

Oysaki sosyal medya bağımlılığı, kişinin yalnızlığını gidermiyor, aksine onu daha da yalnızlaştırıyor. İletişimden mahrum bırakıyor, çevresiyle ilgilenmekten alıkoyuyor. Sosyalleşmesini engelliyor.

Sosyal medyanın gençler ve çocuklar üzerindeki bir diğer önemli olumsuz etkisi ise dikkat dağınıklığına neden olmasıdır. Gençlerin önceki nesiller gibi işine ve dersine düşkün olmamasının sebebi karakterlerimizdeki eksiklik değil. Bunun sebebi bizi çevrelemiş olan dikkat dağıtıcı şeyler. Her an bağlanabilecekleri Facebook, Twitter ve Youtube’a sahip olan birinden dikkatini toplamasını bekleyemeyiz.

Ayrıca ahlaki, dini ve devlet kontrolünden uzak sosyal medya, insanların tutkularına ve arzularına yönelik sınırsız bir dünya sunuyor. Bu da toplumun ahlaki dokusunu derinden sarstığı gibi bireylerin de evlilik yaşamına büyü darbeler vurabiliyor. Nitekim bugün boşanmaları netice veren aldatmaların çok büyük bir kısmının sosyal medyanın sunduğu imkânlarla gerçekleştiği bilinen bir gerçektir.

Hiçbir dönemde insanın sınırsız olan arzu ve tutkuları bugünkü kadar kontrolsüz bırakılmamıştı. Bunu sağlayan en büyük araç ise sosyal medyadır. Bundan dolayı ailelerin ve devletin bir an önce gerekli sosyal ve yasal önlemleri alması kaçınılmazdır. Çünkü Durkheim’e göre insanın istekleri sınırsız ve doyurulması imkânsız olduğu için bir toplumsal düzen ve uygarlık var olabilmek için bunları kontrol altına almak zorundadır. Kontrol zayıfladığında ahlaki ve siyasi kısıtlamalar ortadan kalktığında anomi baş gösterir ve toplumu felakete götürebilir.

Yarın “Sosyal Medya Kullanımını nasıl kontrol altına alabiliriz? Bunu yazacağım

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 540
Kayıt tarihi
: 18.10.17
 
 

1963 yılında dünyaya geldim. 1985 yılında Atatürk Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster