Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '13

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
759
 

Sosyal medya ve bilgi kirliliği

Sosyal medya hayatımızın bir parçası haline geldi. Her an her yerde sosyal medya ile içiçe yaşıyoruz. İçiçe olmayan var mıdır? Sanmıyorum. Varsa da yok denecek kadar azdır.

Kağıt kalemi elimize alıp mektup yazmak, kırtasiyelerden uygun karpostalı bulup bayram tebriği göndermek unutuldu, Yerini elektronik mektuplar, mesajlar aldı. Şu anda bu satırları yazarken de kağıda, kaleme ihtiyaç duyulmamıştır.

Davetler bile sosyal medya aracılığı ile yapıllıyor. Çok hızlı bir şekilde örgütlenmeler olabiliyor.

Hızla gelişen teknolojinin ürünü sosyal medyadan faydalanmak kadar doğal ne olabilir. Ancak sosyal medyada tuzakların, yalan-yanlış bilgilerin olduğunuda unutmamalı, hafızamızın bir köşesine kaydetmeliyiz. Kaba bir tabirle okuduğumuz her yazının, her mesajın üstüne atlamamalıyız..

Yakın zamanda, Gezi olaylarında bunun örnekleri yaşandı.

Ünlülerden kabul edilen birisinin attığı yalan bir twitin doğruluğu teyit edilmeden bir sitede haber yapıldı; bir vekilimiz tarafından TV kanallarına taşındı, Yalan bir haber bomba gibi halkın arasına düştü. Düşen bir bombanın oluşturacağı tahribatı düşünün...

Uzun zaman önce Can Yücel'in kızının; "Babamın olmayan 39 şiir babamın adıyla internette dolaşıyor" dediğini okudum. Can Yücel yaşasaydı adına yayınlanan bu şiirler için ne derdi acaba?

Can Yücel adına internette dolaşan şiirlerden biriside Ercişli şair Halil Çalışkan'ın "Hayat Ertelenmez" şiiridir. Bakın bu konuda Halil Çalışkan ne diyor: " Değil başka birine ait bir şiiri sahiplenmek, isim vermeden bir alıntı yapmanın veya dozu kaçmış bir esinlenmenin bile kesinlikle uzak durulması gereken bir davranış olduğuna inanıyorum. Ayrıca eğer şiir Can Yücel’e ait olsaydı böylesine bilinen bir şairin şiirini sahiplenmek de biraz fazla yüzsüzlük olurdu herhalde."

Çok sayıda yanlış bilgiye rastlamak, okumak mümkün sosyal medyada.

Yine birgün; aşina olduğum konulardan birisine rasladım. Güya bir Prof. tarafından yazılmış ve Facebook ta paylaşılmıştı.

Konu başlığı "Hacioğlu Samanlığı" idi. "Çavuşoğlu Samanlığı" olayını az çok biliyordum da "Hacioğlu Samanlığı" olayını hiç duymamış, okumamıştım. Paylaşımı okumaya başladım. Okudukça, "Çavuşoğlu Samanlığı" anlatılıyor diyorum içimden. Yazının ortalarında "Hacioğlu Samanlığı" "Çavuşoğlu Samanlığı" oldu. Paylaşan arkadaş kopyala yapıştır yapmış, "Çavuşoğlu"nu silmiş, "Hacioğlu " yazmış. Dikkatinden kaçmış olacak iki yerde silmeyi unutmuş.

Yine faceebokkta Bir paylaşıma rastladım. Ayakabının ayakta giyilmesinin günah olduğunu, oturarak giyilmesi gerektiğini ifade eden bir hadisten söz ediliyordu. Epeyde beğenen vardı. Doğruluğundan emin olamadım ve kaynağını sordum; cevap alamadım. Aynı paylaşım bir başka gün bir başkası tarafından paylaşıldı. Kaynağını sordum. Tabiki yine cavap alamadım. Ardından yakınlarımdan birisi paylaştı. Bunun hadis olmadığını gerekçeleriyle yazdım. Elindeki hadis kitaplarına bakmış, Din adamlarına sormuş, bu sözde hadisi doğrulayan olmamış.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir örnek daha vermek istiyorum.

Paylaşılan bir linge tıkladım. Erkek ve bayan fotoğraflarının paylaşılmasının doğru olmadığından zinaya sebebiyet verdiğinden söz ediliyordu. Bayanlar Erkeklerin, erkeklerde bayanların fotoğrafına baktığında şehvet duyguları kabarıyormuş. Buda zina etmenin bir şekliymiş.

Paylaşımın altına bir cümle yazdım: Bu yazıyı yazan fotoğrafını profil resmi olarak koymuş.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 156
Kayıt tarihi
: 17.04.13
 
 

1961 Erciş doğumluyum. İlk öğrenimimi Erciş Emrah ilkokulunda tamamladım. Konya Ereğli İvriz Öğre..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster