Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '07

 
Kategori
Projeler
Okunma Sayısı
4106
 

Sosyal yenilik başarı örnekleri 19: Suyumuza sahip çıkalım

Sosyal yenilik başarı örnekleri 19:  Suyumuza sahip çıkalım
 

Bilim adamları, küresel ısınmanın 2100’den itibaren Dünya’nın yarısına yakınında görülmemiş kuraklıklara yol açacağını öngörüyor. Türkiye'miz de bu tehlikeden uzakta değil. Su kaynaklarımızı hızla, hoyratça ve özensizce kirletiyor ve tüketiyoruz. Bu konuda atılan her adım önemli. Hepimize önemli görevler düşüyor. Bireysel olarak israf etmeden su kullanmayı ve çocuklarımıza bu bilinci kazandırmayı görev bilmemiz gerekiyor. Sivil toplumun inisitayif alması ve proje üretmesi gerekiyor. Bu yazıda bu konuda üretilen projeler yer alıyor: WWF-Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın düzenlediği "Suyumuza sahip çıkalım" kampanyası, BM 22 Mart Dünya Su Günü, GAP Su ve Kalkınma projesi.

ÖRNEK VAKA 1: SUYUMUZA SAHİP ÇIKALIM KAMPANYASI

WWF-Türkiye, geniş kapsamlı bir su kampanyası başlattı: "SUYUMUZA SAHİP ÇIKALIM"
16.01.07 Doğal Hayatı Koruma Vakfı Web Sitesi

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), tüm Türkiye'yi kapsayan ve bir yıl sürmesi planlanan bir su kampanyası başlattığını duyurdu. "Suyumuza Sahip Çıkalım" çağrısıyla geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen kampanyayla, suyun doğru kullanımı konusunda farkındalık yaratılması ve yapılacak yasal düzenlemelerle su kaynaklarının doğru yönetilmesi hedefleniyor.

WWF-Türkiye Genel Müdürü Dr. Filiz Demirayak kampanyanın detaylarını açıkladığı basın toplantısında; "Dünyada ve Türkiye’de küresel ısınmanın etkilerine dair bilimsel kanıtlar her geçen gün artıyor, bunu Dünya Bankasının baş ekonomisterinden Nicholas Stern’nin hazırladığı rapor da söylüyor. Küresel ısınma, dünyanın karşı karşıya kaldığı en büyük tehdit olarak nitelendiriliyor. Küresel ısınmanın Akdeniz ve dolayısyla Türkiye'deki en büyük etkilerinden biri de kuraklıktır. İçinde bulunduğumuz bahar havasından endişe etmeliyiz. Kuraklığın en büyük etkilerinden biri ise su kaynakları üzerinde görülmektedir. Oysa biz hala su kaynaklarını vahşi kullanımla tüketiyoruz." dedi Doğal kaynakların, dünyanın kendisini yenileyebileceğinden daha hızlı tükettildiğini belirten Demirayak, "insanlığın dev bir tüketim toplumuna dönüşmekte. WWF tarafından sonuncusu 2006’da yayınlanan "Yaşayan Gezegen Raporu"na göre, doğal kaynakların vahşice tüketilmesinin yanı sıra biyolojik çeşitlilikte süratle azalıyor. Dünyayı şu andaki hızla tüketmeye devam edersek, 2050 yılında iki tane daha dünyaya ihtiyacımız olacak dedi.

AB Komisyonu küresel ısınma raporu

Avrupa Birliği Komisyonu tarafından hazırlanan "Avrupa için Enerji Politikası" raporundaki çarpıcı tespitlere de dikkat çeken Dr. Filiz Demirayak, konuşmasına şöyle devam etti:
"2005 yılında Avrupa’da kırk bin kişi hava sıcaklığına bağlı nedenlerden yaşamını yitirdi. Denizlerimizde doğal denge bozulmuş durumda, atmosferdeki oksijenin %70’ini üreten deniz çayırlarında büyük azalma var. Su sıcaklığındaki artışa bağlı olarak deniz canlıları azalacak. Daha sayamadığımız, aklımıza gelmeyen, birbiriyle bağlantılı pek çok alanda olumsuz durumla karşılaşacağız. Bu bilimsel tespitleri felaket senaryosu olarak görenler de var. Umarım haklı çıkarlar, ben ve bu raporları hazırlayan meslektaşlarım yanılmayı çok istiyoruz."

"Ülkemizde kuraklığın en büyük etkilerinden biri su kaynakları üzerinde görülmektedir. Son kırk yılda sulakalanlarımızı, su havzalarını iyi yönetmedik. Sulakalanları kuruttuk, halla göllerin kıyılarını doldurmak için uğraşıyoruz. Kaçak yeraltı suyu kullanımı Türkiye’nin en önemli sorunlarından biridir. Başta Istanbul olmak üzere, yerleşimlerin etrafındaki su havzalarını yapılaşma, kirlenme ve su dengesini bozarak tahrip ettik.
"Türkiye su fakiri olma yolunda"

Dünyada ve Türkiye’de su kaynaklarının hızla azaldığına dikkat çeken WWF-Türkiye Genel Müdürü Dr. Filiz Demirayak, Türkiye’de son 40 yılda yaklaşık 1 milyon 300 bin hektar sulak alanın, üç Van Gölü büyüklüğünde bir alanın, ekolojik ve ekonomik işlevini yitirdiğini sözlerine ekledi. Türkiye’de son 20 yılda kişi başına düşen su miktarının 4.000 metreküpten 1.430 metreküpe düştüğünü ifade eden Demirayak, "Önümüzdeki 10 yıl içinde nüfusun artmasına paralel olarak bu rakamın 1.000 metreküpe düşeceği öngörülüyor. Son 40 yılda ülkemiz, su kaynaklarının % 50'sini kaybetti. Türkiye su fakiri bir ülke olma yolunda hızla ilerliyor" şeklinde konuştu.

"Her damla su çok değerli"

Tüm bu bilgiler ışığında kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini ve su ile ilgili var olan yanlış algıların değişmesini sağlamak amacıyla "Suyumuza Sahip Çıkalım" kampanyasını başlattıklarını açıklayan Dr. Filiz Demirayak, bir yıl sürmesini planlanan kampanya çerçevesinde kamuoyunu su konusunda uyarmayı ve farkındalık yaratmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi. Demirayak, özellikle sektörel ve bireylse su kullanım alışkanlıklarının değişmesi konusuna ağırlık vereceklerini ve Türkiye’nin ciddi bir su sorunu ile karşı karşıya olduğunu herkesin bilmesi gerektiğini anlattı. Demirayak, "Bugün musluklarımızdan akan suyun her bir damlası bizler için çok değerli." dedi.

WWF-Türkiye’nin su kaynakları koruma projeleri

Düzenlenen toplantıda söz alan WWF-Türkiye Su Kaynakları Programı Müdürü Buket Bahar Dıvrak ise Türkiye'nin önemli su kaynakları ve su havzalarında sürdürdükleri başarılı koruma projeleri hakkında bilgi verdi. Özellikle, dünyadaki en önemli 8 havzadan bir tanesi olan ve her geçen gün su kaynakları azalan Konya Havzası’nda yürüttükleri projenin detaylarını anlattı. WWF-Türkiye olarak; suyu kullananlar ile suyu yönetenleri bir araya getirdiklerini ve tarımsal su kullanımında tasarrufa yönelik pilot uygulamalar gerçekleştirdiklerini belirten Dıvrak, hali hazırda bölgedeki yağışların %40-60 oranında azaldığına ve önlem alınmazsa 20 yıl sonra Konya Havzası’nın çölleşeceğine dikkat çekti.

Kampanyaya özel web sitesi

Basın toplantısında son olarak söz alan WWF-Türkiye İletişim Koordinatörü Haymi Behar ise "Suyumuza Sahip Çıkalım" kampanyasında kullanılacak iletişim araçları ve yöntemleri hakkında basın mensuplarına bilgi verdi. Kampanya için www.wwf.org.tr/su adresinde kapsamlı bir web sitesi ve su tüketim alışkanlıkları ile ilgili bir animasyon hazırladıklarını belirten Behar şöyle devam etti: "2007 yılı boyunca çeşitli etkinliklerle ülkemizde suyun durumu ile ilgili bilgileri kamuoyu ile paylaşacağız. Su bir ülkenin en değerli doğal kaynağıdır, her bireyin bu konuda bilinçlenmesi için çalışacağız."

Bilgi için:
Deniz Şilliler Tapan, Basın ve Yayın Koordinatörü, dtapan@wwf.org.tr
Haymi Behar, Kurumsal İletişim Koordinatörü, hbehar@wwf.org.tr
Önder Kiremitçi, Zarakol İletişim, 0212 217 29 99, onder@zarakol.com.tr


ÖRNKE VAKA 2: DÜNYA SU GÜNÜ - KALKINMA İÇİN SU

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1992 yılında Rio de Janerio’da düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda dünyada suyun giderek artan öneminden dolayı her yıl 22 Mart gününün "Dünya Su Günü" olarak kutlanmasına karar vermiştir. Ortaya çıkışı, BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nın sonuç metni olan Gündem 21’in su kaynaklarının gelişimi ile ilgili 18. bölümüne dayanan Dünya Su Günü, suyun önemi ile ilgili bilincin geliştirilmesi ve Gündem 21’de sunulan önerilerin uygulanmasının sağlanması için, bütün ülkelerin ulusal düzeyde konferans, seminer, sergi, yayın ve doküman dağıtımı gibi bir dizi etkinlik yapmasını teşvik etmeyi amaçlamaktadır.

Dünya Su Günü 22 Mart 1993 tarihinden bu yana ve her yıl farklı temalarla kutlanmaktadır. Geçen yıl Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) düzenlediği Dünya Su Günü’nün teması "Su ve Sağlık" idi. Dünyada 1.2 milyar insanın güvenli su kaynaklarına ulaşamadığı ve az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan hastalıkların %10'nun yetersiz ya da sağlıksız su kaynaklarından kaynaklandığı gerçeği gözönünde bulundurulduğunda, bu temanın önemi daha iyi anlaşılabilecektir. Dünya Su Günü’nün bu yılki teması ise "Su ve Kalkınma" dır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) öncülük ettiği bu yılki Dünya Su Günü’nün önemi, sadece bu önemli olayın 10. yıldönümü olmasından değil, aynı zamanda BM Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nın da (Rio zirvesinin 10. yılında) bu yıl yapılacak olmasından kaynaklanmaktadır. Ulusal düzeyde yapılacak 2002 Dünya Su Günü kutlamaları bu tema ile ilgili kamuoyu duyarlılığını artırarak Zirve hazırlıklarını destekleyecektir. 2003 yılı kutlamaları için öngörülen tema ise "Su ve Felaketler"dir. Bu tema çerçevesinde 2003 Dünya Su Günü, sel ve kuraklık gibi doğal afetlerin önemi ve nedenleri ile ilgili bilgi birikimini artırmaya ve bu felaketlerle nasıl başa çıkılabileceği konusunda çözümler aramaya yönelik bir dizi faaliyetlere sahne olacaktır.

Son olarak GAP BKİ Başkanı Dr. İ.H. Olcay Ünver'in Dünya Su Günü'nde Şanlıurfa'da yaptığı konuşma metnini burada sunuyorum. Güzel ve çarpıcı açılımlar yer alıyor.

DÜNYA SU GÜNÜ - OLCAY ÜNVER'İN KONUŞMASI

(22 Mart 2002)

Su, bireylerin en temel gereksinimi olma ve başlıca ekonomik faaliyetlere kaynaklık etme özelliği ile ulusların devamlılığı için yaşamsal bir kaynaktır. Sosyal ve ekonomik faaliyetlerin sürmesi büyük ölçüde temiz ve yeterli su arzına sahip olmaya bağlıdır. Su kaynaklarının geliştirilmesi ekonomik üretkenlik ve sosyal refaha doğrudan katkı yapmaktadır. Öte yandan, nüfus ve ekonomik faaliyetler arttıkça birçok ülke hızla su sıkıntısı çeker duruma gelmekte ya da ekonomik gelişmeleri kısıtlanmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma politikası doğrultusunda, su kaynaklarını tasarruflu kullanma bilinci yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası her düzeyde geliştirilmelidir.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1992 yılında Rio de Janerio’da düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda dünyada suyun giderek artan öneminden dolayı her yıl 22 Mart gününün "Dünya Su Günü" olarak kutlanmasına karar vermiştir. Ortaya çıkışı, BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nın sonuç metni olan Agenda 21’in su kaynaklarının gelişimi ile ilgili 18. bölümüne dayanan Dünya Su Günü, suyun önemi ile ilgili bilincin geliştirilmesi ve Agenda 21’de sunulan önerilerin uygulanmasının sağlanması için, bütün ülkelerin ulusal düzeyde konferans, seminer, sergi, yayın ve doküman dağıtımı gibi bir dizi etkinlik yapmasını teşvik etmeyi amaçlamaktadır.

Dünya Su Günü 22 Mart 1993 tarihinden bu yana ve her yıl farklı temalarla kutlanmaktadır. Geçen yıl Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) düzenlediği Dünya Su Günü’nün teması "Su ve Sağlık" idi. Dünyada 1.2 milyar insanın güvenli su kaynaklarına ulaşamadığı ve az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan hastalıkların %10‘nun yetersiz ya da sağlıksız su kaynaklarından kaynaklandığı gerçeği gözönünde bulundurulduğunda, bu temanın önemi daha iyi anlaşılabilecektir. Dünya Su Günü’nün bu yılki teması ise "Su ve Kalkınma" dır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) öncülük ettiği bu yıl ki Dünya Su Günü’nün önemi, sadece bu önemli olayın 10. yıldönümü olmasından değil, aynı zamanda BM Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nın da bu yıl yapılacak olmasından kaynaklanmaktadır. Ulusal düzeyde yapılacak 2002 Dünya Su Günü kutlamaları bu tema ile ilgili kamuoyu duyarlılığını artırarak Zirve hazırlıklarını destekleyecektir. 2003 yılı kutlamaları için öngörülen tema ise "Su ve Felaketler"dir. Bu tema çerçevesinde 2003 Dünya Su Günü, sel ve kuraklık gibi doğal afetlerin önemi ve nedenleri ile ilgili bilgi birikimini artırmaya ve bu felaketlerle nasıl başa çıkılabileceği konusunda çözümler aramaya yönelik bir dizi faaliyetlere sahne olacaktır.

Yeryüzündeki suyun %97’si tuzludur. Geriye kalan ve büyük bir bölümü Kuzey ve Güney Kutuplarında buzullar içinde donmuş olan %3’lük tatlı su kaynakları için insanlar, bitkiler, yaban hayat, tarım ve sanayi rekabet etme durumundadırlar. Son 10 yılda bu kısıtlı su arzı üzerindeki küresel su talebi 6 - 7 kat artmıştır; bu oran dünya nüfusu artış oranının iki katından fazladır. Öte yandan, dünya nüfusunun 2025’de 8.3 milyara, 2050’de ise 10-12 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Halen, yoksullar başta olmak üzere, dünyada 2.4 milyar insan yetersiz ve kalitesiz su nedeniyle sağlıksız koşullarda yaşamaktadır. Dünyanın birçok bölgesinde yaşanmakta olana kırsal alanlardan kentlere göç, çok sayıda insanın yeterli sağlık hizmetlerinden, güvenli içme suyundan, çevresel olarak güvenli yaşam koşullarından yoksun alanlarda yaşamalarına sebep olmaktadır.

Uluslararası kuruluşlar, yukarıda bir kısmı sözüedilen sorunlara çözüm arayışları çerçevesinde insan sağlığı, gıda güvenliği, endüstriyel gelişme ve eko-sistemlerin korunması için su kaynaklarının daha etkin bir biçimde kullanılması ve yönetilmesinin gerekliliğine dikkat çekmiştir. BM sistemi içinde yer alan birçok uzman kuruluşun (UNDP, FAO, UNICEF, UNESCO, WHO, WMO) girişimi ile bir seri uluslararası konferans çerçevesinde etkin ve adil su kaynakları kullanımı tartışılmış ve gözden geçirilmiştir. Bu konferanslar arasında: 1972 Stockholm BM İnsan ve Çevre Konferansı, 1977 Mar del Plata BM Su Konferansı, 1991 Delft BM Kalkınma Programı Sempozyumu: Su Sektöründe Kapasite Geliştirme, 1992 Dublin Su ve Çevre Uluslararası Konferansı, 1992 BM Çevre ve Kalkınma Konferansı sayılabilir. Birbirini takip eden tüm bu konferansların sonucunda su kaynaklarının etkin ve adil kullanımına ilişkin bir dizi ilke ve normlar ortaya çıkmıştır.

Bir yandan tarım, içme suyu ve sanayi arasında bir yandan da bu sektörler ve doğal hayat arasında su kullanımına ilişkin rekabet giderek artmaktadır. 1990’ların ortalarına gelindiğinde giderek daha çok bölge ve ülkenin su kıtlığı ile karşılaşması ile dünyada su kaynakları yönetiminde bütüncül yaklaşımların benimsenmesinin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Dublin ve Rio ilkelerini ve "Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi" olarak tanımlanan bir dizi ilkeyi eyleme dönüştürmek amacıyla Dünya Su Konseyi (WWC) ve Küresel Su Ortaklığı (GWP) gibi uluslararası sivil toplum kuruluşları kurulmuştur. Bu kuruluşlar, politika-yapıcılar ve kullanıcılar gibi başlıca paydaşlar arasında su ile ilgili sorunlara yönelik ilgiyi artırmaya; ilgili aktörler arasında ortaklıklar kurulmasına ve ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde bütüncül su kaynakları yönetimine ilişkin eylemlerin gerçekleşmesine yönelik faaliyetlerde bulunmaktadırlar.

Türkiye su zengini bir ülke değildir. Uzmanlar ülkemizin 107 milyar m3 su arzına sahip olduğunu vurgulasalar da, mevcut su kaynakları zaman ve mekana göre düzensiz dağılmıştır. Öte yandan ortalama 1300 m3 kişi başına düşen su miktarı ile ülkemiz uluslararası ölçütlere göre su sıkıntısı çeken ülkeler içinde değerlendirilebilmektedir. Türkiye, sosyo-ekonomik kalkınma hedefleri doğrultusunda su kaynaklarını geliştirme projelerine öncelik vermiştir. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ülkemizin görece yoksul ve geri kalmış bir bölgesinde su, toprak ve insan kaynaklarının kalkınma amacına yönelik geliştirilmesi ve kullanılmasına dönük bir dizi fiziki, sosyal, ekonomik ve kültürel proje ve faaliyetleri kapsamaktadır.

Dünyada birçok bölgede, son elli yılda, ekonomik büyüme hedefleri doğrultusunda ileri teknolojilerin, yöntemlerin ve tekniklerin kullanımına yönelik girişimleri gözlemledik. Öte yandan bu hızlı büyüme süreci içinde aynı girişimler, sosyal eşitsizlik, çevresel yıkım ve ekolojik dengenin temelden sarsılması gibi olgularla mücadelede başarısız kaldılar. Küresel düzeyde kalkınmaya yönelik gözlemlediğimiz bu gelişmeler, kalkınmaya ilişkin genel yaklaşımlarımızda ve GAP’a özgü olarak izlediğimiz kalkınma politikalarında yeni anlayışların benimsenmesine yol açmıştır. Nitekim 1990’ların ilk yıllarından buyana, GAP bölgesinde kalkınmaya ilişkin faaliyetler GAP Bölge Kalkınma İdaresi’nin öncülüğünde "sürdürülebilir kalkınma" yaklaşımı doğrultusunda yürütülmektedir. Güneydoğu Anadolu Projesi’nin nihai hedefi, bölgede yaşayan halkın potansiyel ve tercihlerini eksiksiz bir biçimde yaşama geçirebilecekleri bir ortam yaratmaktır. GAP, su ve toprak kaynakları gibi bölgede yaşamın her unsuruna temel teşkil eden kaynakları etkin ve adil bir biçimde geliştirmeye ve kullanmaya yönelik faaliyetler çerçevesinde kadın, erkek, genç, çocuk, mevcut tüm bölge halkı ve gelecek kuşaklar için seçenekleri ve olanakları genişletmeyi hedeflemektedir.

Yalnızca ekonomik büyüme hedefli kalkınma yaklaşımlarından farklı olarak, sürdürülebilir kalkınma, insanı, kalkınmanın hem aracı hem de amacı olarak odak noktaya koyar. Bölge halkının sosyal ve ekonomik gönence erişimine yönelik projelere öncelik verir. GAP çerçevesindeki eşit, adil, cinsiyet dengeli proje uygulamaları, suyun etkin kullanımına ve katılımcılığa dayalı sulama modelleri, kalkınmanın alt yapısını oluşturan fiziki projelerin, sosyal yapıya, çevreye ve kültür varlıklarına yönelik zararlarını minimuma indirmeye çalışan projeler, kadınlar, baraj göllerinden etkilenen nüfus, çocuklar, gençler, toprakları sulama alanı dışında bulunan çiftçiler gibi dezavantajlı grupların, kalkınmadan olumsuz etkilenmemelerini ve yaratılacak refahın ekonomik geçerliliğini gözeten uygulamaların tümü sürdürülebilir insani kalkınma yaklaşımı içinde değerlendirilmelidir.

Bu yıl, Dünya Su Gününün 10. Yıldönümünü, GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve Harran Üniversitesi’nin işbirliği ile GAP’ın kalbi olan Şanlıurfa ilimizde kutluyoruz. Değerli öğretim üyelerinin, uzmanların, öğrencilerin ve Gençlik ve Kültür Evleri’nden gençlerimizin katılımıyla bu yılın teması olan "su ve kalkınma" konusunda bir panel düzenliyoruz. Panel, su geliştirilmesi ve yönetimine ilişkin faaliyetlerin sosyal-ekonomik kalkınma ile olan etkileşimine yönelik birçok hususun farklı aktörler tarafından ele alınmasına olanak sağlayacaktır. Gençlerin, geleceğin karar vericileri ve uygulamacıları olarak, panele etkin katılımı sağlanmaya çalışılmıştır. Bölge halkına küresel ve ulusal düzeyde su arzı, talebi ve kullanımı ile ilgili temel kavramları ve çarpıcı istatistikleri sunmak amacıyla broşürler hazırlanmıştır. Panelde dağıtılacak mini bir su anketi ile de katılımcıların su kullanımı, su ve sağlık, su paylaşımı, su ve kalkınma temaları üzerine görüşleri derlenecektir. Panelde, Mart 2003’de Japonya’da düzenlenecek 3. Dünya Su Forumu’na hazırlık projelerini (Su Sesi ve Sanal Su Forumu) tanıtım amacıyla, Projelerin amaçlarını ve bu Projelere katılım olanak ve yöntemlerini detaylı bir biçimde ele alan broşürler de dağıtılacaktır. Şanlıurfa’daki kutlamalarımız bir şölen havası içinde açık hava halk konseri ile son bulacaktır. Şanlıurfa’daki kutlamalara paralel olarak GAP Bölgesinde Çok Amaçlı Toplum Merkezlerimizde ve Gençlik ve Kültür Evlerinde, bir süre önce Dünya Su Günü ile ilgili dağıttığımız bilgi notları çerçevesinde, söyleşiler düzenlenecektir. Ayrıca Diyarbakır 75. Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezi’nde ve Mardin Gençlik ve Kültür Evinde çocuklarımız ve gençlerimiz "su ve kalkınma" konulu resim faaliyetleri gerçekleştirmişlerdir. Bu ürünler çeşitli etkinlik alanlarında sergilenecek, çocuklarımız ve gençlerimiz UNICEF Türk Milli Komitesi’nin bağışladığı armağanlarla ödüllendirileceklerdir.

Kalkınmanın başlıca itici gücü olan su kaynaklarımızı bilinçli, duyarlı, akılcı, adil ve barışçı biçimde kullanmamız gerekliliğini vurgulayan 22 Mart Dünya Su Günü’nün bölgemiz halkı ve tüm insanlık için kutlu olmasını dilerim.

Olcay Ünver, 22 Mart 2002 Konuşması

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 279
Toplam yorum
: 169
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 2454
Kayıt tarihi
: 09.09.06
 
 

Dr. Fahri Karakaş, Londra’da University of East Anglia’da görev yapmaktadır (Norwich Business Sch..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster