Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '09

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
426
 

Sosyal yorgunluk ve dejenerasyonoloji

Sosyal yorgunluk ve dejenerasyonoloji
 

Dünyada dahi yeni bir tanımlama olarak ortaya çıkan, arşiv taradığınızda bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda bilimsel çalışmaya rastlanan “Sosyal Yorgunluk” kavramını sosyolojik bir bakış açısıyla değerlendirerek sebeplerini ve çözüm yollarını irdelemeye çalışacağım. Bu çalışmayla, yaşadığım topluma bir ölçüde sosyal danışmanlık hizmeti amaçladığımı ifade etmek isterim. Yorgunlukların, her manada organizmaların tahammül sınırlarını zorladığını ifade etmemiz sanırım yanlış bir yaklaşım olmayacaktır; depresyon ve cinnet halleri vs. Her dönemde en çok ihtişamlar ve ilerlemeler yorumlanmış gerileme yani dejenerasyonoloji göz ardı edilmiştir; bu yazı ise, göz öz önüne almaya çalışan bir çalışma olacaktır.

Sosyal Yorgunluk: Siyasi, sosyal ve ekonomik sebeplerle yıpranmış tahammül gücü zayıflamış bir toplumu ifade eden bir kavramdır. Kavram ilk olarak Avrupa da kullanılmıştır. Fakat her gelişen ve sanayileşen toplun gibi bizi de dışarıda bırakmayacak bir kavramdır.

Binaların ve metallerin dahi yorgunlaştığı bir dünyada toplumun da yorulmaya hakkı olmalı herhalde. Toplumu dinlendirecek umut ve enerjinin kaynağı da yine bu toplumun kendi dinamikleri ile sağlanacaktır.

Sosyal Yorgunluğun Sebepleri: Her sosyolojik konu ve olayda olduğu gibi bahsedilen durumu açıklamak içinde “tek sebep” ilkesi yeterli olamayacaktır. Pek çok siyasi, sosyal ve ekonomik açılımları olabilecek bu durumu izah ederken son derece hassas düşünülmesi de bir zorunluluktur. Her geçen gün ve yıl modern çağ insanının yaşamını biraz daha karmaşık hale getirirken bunun elbette yeni ortaya çıkan tanım ve halleri de kaçınılmaz olacaktır.

İnsanların, mutluluklarını tüketim çılgınlığına bağladıkları bir dünyada ve beklentilerini en yüksek refah ölçeklerine göre ayarladıkları bir toplumsal yapıda sosyal bunalımlar ve ruhsal çöküşler de kaçınılmaz hale gelecektir. Ayrıca siyaset alanında yıllardır yaşanan çekişmelerin artık geldiği nokta itibariyle insanlar üzerinde oluşturduğu güven bunalımları ve siyaset dilinde “meşrulaşan yalan”, ifade ve beyanlar; sınır tanımayan sataşma ve öfke halleri yani siyasete ve siyasetçiye duyulan güven duygusunun zayıflaması önemli sebeplerdendir. Bir geminin yolcuları kaptanlarına olan güveni kaybettiğinde (hele de deniz dalgalıysa) o geminin yolcularına hâkim olacak duygu, korku ve güvensizliktir. Kapitalizmin hâkim olduğu bir dünyada meydana gelen ekonomik sıkıntı ve buhranlar da toplumları oldukça yormuştur.

Sosyal yorgunlukların daha çok sanayi toplumlarında ortaya çıkması da elbette tesadüflerle izah edilemez. İlişkilerin resmileştiği ve dayanışma ruhunun zayıfladığı, tüketim alışkanlıklarının arttığı toplumların, tahammül sınırının daha düşük olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Toplumları da aslında yaşayan ve nefes alan birer organizma gibi düşündüğümüzde, onun da yorulmaya zayıflamaya sıkılmaya ve hatta kızmaya hakkının olabileceğini de görmüş oluruz. Ve zaten toplum bireylerin meydana getirdiği kolektif bir yapı değil midir? Bir organizma düşünün ki onu meydana getiren unsurlardan bağımsız olsun, böyle bir şey elbette mümkün değildir. Bir toplumun bireylerinin önemli bir bölümü mutsuz, umutsuz ve yorgun ise o toplum da mutsuz, umutsuz ve yorgundur.

Türkiye Açısında Sebepler: Ülkemizdeki sebeplerle dünyadaki sebeplerin belirli noktalarda benzerlik göstermesi yanında farklılıklarda mutlak surette söz konusudur. Özellikle kendi iç dinamiklerimizle alakalı olan durumları irdelediğimde çıkardığım sebepler söyle zikredilebilir.

Yakın tarihimize baktığımızda sürekli olarak inançlarıyla karşı karşıya getirilen bir toplum görmekteyiz. Zaman zaman huzur istemeyen bazı çevrelerin güdümünde gerçekleşen bu hadiselere bir de din istismarcıları eklendiğinde insanımızın birbirinin samimiyetine olan güveni ciddi ölçüde zayıflatılmıştır. Bu zayıflama ve pes etmişlik hali ifadelere dahi yansımıştır. “Aman boş ver burası Türkiye boşuna uğraşma.” gibi ifadeleri her birimiz sıklıkla duyarız. Bu ifade ve benzerlerinin karşıladığı manaya “Öğrenilmiş Çaresizlik” de denilmektedir.

1. Adaleti ve güveni sağlamakla görevli olan kişilerin rüşvet ve adam kayırma iddialarıyla yıpranmış olması da önemli bir güven bunalımı halidir.

2. Siyaset adamlarına, yılların birikimiyle oluşan güvensizlik, yemeyen ve yedirtmeyen siyasetçileri de kendi rüzgârı içerisinde zan ve şüphe ortamına sürüklemektedir.

3. Kendi oyları ile seçtiği idarecileri farklı güçlerin yönettiği ve kendi iradesinin demokratik olarak yönetime yansımaması düşüncesi uzun zamandan beri var olan bir düşünceydi. Her on yılda bir adeta alışkanlık haline gelmiş olan darbe geleneği, toplumun bu halini anlama konusunda bize son derece önemli ışıklar sunmaktadır. Son dönemde oldukça gündemi meşgul eden iddianameler de bu bilinci pekiştiren halleri ortaya çıkarmıştır. Suçlu ve suçsuzun ayrıştırılması bu güvenin tesisine hiç kuşkusuz olumlu yönde tesir edecektir.

4. Aydınların veya kanaat önderlerinin ekranlardan birbirlerine karşı sergilediği tavır ve haller hatta zaman zaman edebe mugayyir (Ahlak Dışı) denecek tarzdaki tartışmalar da özellikle belli toplumsal kesimlerde kafaların karışmasına sebep olmuş ve bilim adamlarının tarafsızlığına gölge düşürmüştür.

Sebepler top yekûn düşünüldüğünde geldiğimiz sosyal yorgunluk boyutunu daha iyi kavramış oluruz zannediyorum.

Çözüm Önerileri: Bireyin veya toplumun yorgunluğa ve ya umutsuzluğa kapılmaması için yapılması gerekenler aslında çokta zor değil fakat önemli derecede irade gerektiren adımlardır.

    Beklentileri kontrol altına almak gerekir. Yüksek beklentiler sabır ve bilgi ile kontrol edilemediğinde bireyi ve toplumu hırçın ve tehditkâr yapacaktır. Siyaset kurumunun yalan ve sataşmalardan uzak, topluma güven ve umut veren onun hak ve hürriyetlerini koruyan bir anlayışta olduğu mesajını vermesi. Ülkemizde 2001 krizi sonrasında AKP hükümetini iktidara “ değişim ve umut siyaseti” taşımıştır. Aynı duygularla seksen ihtilali sonrasında ANAP’ı Turgut ÖZALLA hükümete taşımıştır. Bu konuda birçok düşünce adamı aynı kanaati paylaşmaktadır. İletişim organlarının (TV, Gazete, Radyo vb.) topluma mesaj ulaştırırken mesajın dokusunu iyi muhafaza etmesi ve yanlı yorumlardan kaçınması gerekir. Bunu son dönemlerde özellikle özel televizyon kanalları döneminde belli ölçüde kaybettiğimizi söylemek mümkündür. Yanlı ve spekülatif yayınlar halkın huzur ve güven duygularının yıpranmasına hizmet etmektedir. Bilgi ve sevgi toplumu meydana getirmek gerekir. Bir birini anlayamayan ve dinleyemeyen toplumların da zaman içerisinde empati yeteneklerini kullanamadığı için yoruldukları görülmektedir. <ı>(Bir başkası tarafından sevildiğini ve haklarının düşünüldüğünü bilen bir insan kendisini daha mutlu ve daha güvende hissedecektir.) Hukuk’un üstünlüğü ve adalet ilkelerinin kaçınılmaz olarak yaşatılması gerekir. Adaletten endişe eden toplum kendi adaletini kendi sağlama yolunu seçtiğinde kavga ve çatışmalarında zemini açılmış olacaktır. Yüksek değerlerin yaşatılması ve saygınlığının korunması gerekir. Yani inançlar örf ve adetleri kastettiğim bu yüksek değerler her insanın kutsal saydığı, yaşama tutunduğu değerleridir. Bunalım ve sıkıntılara karşı sığındığı en önemli limanıdır demekte yanlış olmayacaktır.

Karmaşıklığını toplumsal yapıdan alan bu konuyu kendi çerçevemde irdelemeye çalıştım. Reel manada yorgunluk olarak daha eski fakat terminolojik olarak yeni bir kavram olan “Sosyal Yorgunluk” u, daha çok konuşacağımızı düşünüyorum. Sebepler ve sonuçlar açısından, sıkıntıları da çözümleri de bu eksende irdeleyip yepyeni yollar bulacağımıza olan inancımı da eklemek isterim.

Sosyolog İsmail ÖZ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 664
Kayıt tarihi
: 16.09.06
 
 

1974 yılında Bayburt'ta doğdum, sosyolog-yazar olarak çeşitli çalışmalar yapmaktayım...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster