Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
208
 

Sosyalizme karşı emperyalist saldırganlıklar

Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı'nın vahşetinin sürdüğü bir dönemde Marks'ın öngördüğü sosyalist devrimlerin ilki ve en büyüğü Rusya'da meydana gelmişti. Çar II.Nikolay'ın zulmüne ve sömürüsüne karşı ayaklanan Rusya halkları artık kendi kaderini kendisi belirleyecekti. 7 Kasım 1917'de Lenin'in iktidara gelmesi tarihte bir çığır açarken, emperyalist devletlerin korkuya kapılmasına sebep olmuştu. Komünizmin, devrimin kendi ülkelerinde de, sefalet içinde yaşayan milyonlarca işçi üzerinde de etki etmesinden korkan kapitalistler, savaş sırasında Çarla yaptıkları gizli antlaşmaların da açıklanmasının ardından saldırgan politikalarını aleni bir biçimde sergilemeye başladılar.

Tüm savaşan devletlere ilhaksız ve tazminatsız bir barış önersinde bulunan Lenin, nihai barışa ancak böyle ulaşılabileceğini ısrarla savunuyordu. Buna karşın savaşı sürdürmekte ısrar eden emperyalist devletler çok sonraları sahtekarca davranarak kendilerini barış yanlısı, Sovyetleri ise savaş yanlısı ilan etmekten hiç çekinmeyeceklerdi. Ama bu barış önerisi onları pek çok açıdan zora sokmuştu. Bir müttefikleri eksildiği gibi Osmanlı Devleti de dahil sömürge ve yarı-sömürge ülkelerini nasıl paylaşacaklarına dair yaptıkları gizli antlaşmalar da Lenin tarafından yayınlanmıştı. Artık kendilerine düşen görev Çarın sadık kullarına maddi destek vererek, onları silahlarla donatarak Bolşeviklere karşı saldırtmaktı.

Moskova ve Petrograd gibi büyükşehirlerde neredeyse hiç destek bulamayan Beyaz Ordular, Rusya'nın kırsal kesimlerinde insanları silah zoruyla birliklerine katarak emperyalistlere hizmet etmekten hiç çekinmediler. Hatta I.Dünya Savaşı'ndan kalan ve Bolşevikler tarafından serbest bırakılarak ülkelerine dönmelerine izin verilen Çekoslavak lejyonunu da ölümle tehdit ederek zorla Beyaz Ordulara kattılar.

Emperyalist devletler Çarlık ordularına maddi destek vermekle yetinmeyip, doğrudan Rus topraklarını işgale başladılar. Fransa'nın desteğini alan Romanya Beserabya'yı işgal etti. 1918'de ABD, Fransa ve İngiltere Murmansk ve Arhangelsk'i işgal etti. Almanlar Ukrayna'yı, Japonlar Vladivostok'u işgal etti. Emperyalistler tüm Rusya'da terör estirirken, Rus iç savaşını bu saldırganlıkla kendileri başlatmış olmalarına rağmen yıllar sonra utanmadan bu savaştan Bolşevikleri sorumlu tutacaklardır. Türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülkede onların hizmetinde çalışan tarihçiler de olayı tarihi kayıtlara böyle geçirmekten hiç çekinmeyeceklerdir.

Emperyalist devletler tüm çabalarına rağmen iç savaş süresince Kızıl Ordu saflarına katılımın hızla artarak 3 milyona ulaşması karşısında başarısız olacaklarını anlayarak Beyaz Orduları yalnız bıraktılar ve geri çekildiler. Bolşevikler 1922'de mutlak bir zafer kazanarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ni kurdular.

Sovyetler Birliği karşısında başarısız olan emperyalist devletler saldırgan politikalarını 20.yy. boyunca sosyalizmin geldiği başka devletler üzerinde devam ettirdiler. 1950'de Kore'de,1955-1975 arası dönemde Vietnam'da. Öyle ki Vietnam'da Ho Chi Minh önderliğindeki komünistlerin Fransız sömürgeciliğine karşı tam bağımsızlık için verdikleri mücadeleye Fransa ve ABD tarihin en gaddar savaşlarından birini başlatarak cevap verdi. ABD Vietnamlı sivil halka uyguladığı terörde biyolojik ve kimyasal silahları kullanmaktan çekinmedi. Ancak savaş Komünistlerin Vietnam'ın bağımsızlığını ilan etmeleriyle son buldu.1959'da Küba'da iktidara gelen Fidel Castro'nun ABD'nin sürekli baskısına maruz kaldığı ve ona karşı CIA tarafından pek çok kez suikast girişiminde bulunulduğu artık bilinen bir gerçektir. Şili de iktidara gelen sosyalist Allende de sosyalizmin tüm Güney Amerika'da yayılmasından korkan ABD'nin,CIA'in yardımıyla darbe yapan Pinochet tarafından darbeyle devrilmişti. Belçika sömürgeciliğine karşı ülkesinin bağımsızlığı için mücadele vermiş olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde Lumumba ve pek çok dava arkadaşı CIA ve Belçika hükümetinin işbirlikçileri tarafından 1961'de katledildi.1978'de iktidara gelerek Afganistan Demokratik Cumhuriyeti'ni kuran sosyalistler de ABD'nin açık bir biçimde silahlandırdığı ve yüklü miktarda maddi yardımıyla da destek verdiği dincilerin saldırılarına maruz kaldı.

Emperyalist devletler sosyalizmi hiç kabullenemediler,sosyalizme karşı saldırırken her türlü sahtekarlığa, hileye başvurmaktan da çekinmediler. Ülkelerinin bağımsızlığı ve sosyalist dava için mücadele eden milyonlarca insanı acımasızca katlettiler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, yazınızı önerilerime aldım,bloglarınızı takip edeceğim. Hoş geldiniz,başarılar dilerim.

Necati TÜFEKCİ 
 09.01.2013 22:26
 

Almanlar Ukrayna'yı zaten işgal etmişti. Sosyalistleri örgütleyip, destekleyen Almanya. Marx Alman, Engels Alman. Lenin İsviçre'de Alman himayesinde. Alman treni ile Rusya'ya ulaşıyor. Kızıl Ordu Afganistan'ı 1979'da işgal etti. 3 milyon insan öldürdü. Sovyet Emperyalizmi'nin son hamlesiydi bu. Sonra tarihe gömüldü. Sen nasıl bir tarih öğrencisisin böyle?

Ergon Uluses 
 09.01.2013 17:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1657
Kayıt tarihi
: 28.03.12
 
 

1981 yılında Bursa'da doğdu. İnönü Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster