Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '13

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
6778
 

Sosyoloji mezunları örgütlenemiyor!

Sosyoloji mezunları örgütlenemiyor!
 

Sosyoloji mezunlarının birlikte hareket edeceği demokratik bir araç olan dernekler bulunuyor. Sayısını bilmiyorum ama 4-5 tanesi gözüme çarptı. İncelediğimde 1-2 dernek dışında sosyologların istihdamı konusunda birçoğu faaliyette bulunmamış, araştırma yapmamıştır. Derneklerin Ankara’daki kulis çalışmaları çok zayıf.  Derneklerin veya mezunların sorununu dinleyecek bürokraside pek kimse yok. Yetkililer duyarlı değil. Duyarlı olan kişilerin de ellerinde yetkisi yok. Gücü yok. İstihdam ve atama için en çok çabalayan mezunlardır. Gerekli yerlere sürekli mail, dilekçe gönderiyorlar. Sosyal medyayı çok iyi kullanıyorlar. Ama sonuç alamıyorlar. Nedeni ise tam olarak örgütlenememek. 

Örneğin: Aile Bakanlığı’na dilekçe gönderilecek. Çok basit bir olay değil mi? Tek sayfa dilekçeyi yazdın, zarfa koydun, postaya verdin. Gerçekten çok basit. Bakanlığa 40-50 tane dilekçe giderse tam bir hezimet olur. 40-50 dilekçe bir şeye yaramaz. En az 400-500 dilekçe gitmeliydi , ancak gitmemiş.

Örneğin: Sosyoloji mezunlarının bir kısmı mücadele etmiyor, hazıra konmak istiyor. Kendini düşünen her mezun, elinden geleni yapmalıdır. Sosyoloji mezunları, siyaseten zayıflar. Atanmanın yolu siyasetten geçer. O zaman siyasetin içinde olmakta fayda var. Örneğin: Her şeyi dernekten veya dernek yöneticilerinden bekliyorlar. Her mezun bir lider olmalıdır. Kendi başınıza bir şeyler yapabilmelisiniz. Bakanlık mı aranacak? Dernek de arasın, siz de arayın. Araştırma mı yapılacak? Dernek de araştırsın, siz de araştırın! Kulis mi yapılacak? Herkes kendi kulisini oluşturabilir. Ankara’ya mı gidilecek? Her mezun biraz doküman hazırlayıp Ankara’ya gidebilir. Sosyologların içinde bulunduğu durumu herkes kendi gözleriyle görmelidir. Birileri iyi gidiyoruz, istihdam olacak dediğinde sorgulayacaksın bunu. Kendi araştırmanı kendin yapacaksın.      

Özetle her mezun, daha çok çalışırsa mesafe kat edilebilir. İster dernek, ister sendika, ister milletvekili, ister bürokrat, ister akademisyen ister atanamayan sosyolog ; kim ne yaparsa baş tacıdır.

İşin bir başka boyutu, bizlerin evimizden internet üzerinden yapacakları sınırlı. Sadece farkındalık yaratabiliriz. Ankara’da bürokratlarla, siyasetçilerle , milletvekilleriyle yüz yüze görüşmeler yapmak, akademisyenlerin veya derneklerin öncülüğünde randevular almak gerekir. Sosyolog unvanını kollayan, sahiplenen, istihdamı için çalışan yetkililere de ihtiyacımız var. Bizim dışımızdan birilerinin de taşın altında eli olması lazım. 

MEZUNUMUZ ÇOK, ATAMA ÇOK AZ

Sosyoloji bölümünden her sene örgün öğretimden 5.500 kişi mezun oluyorken yılda atanan sosyolog sayısının ortalaması 92’dir. Açık öğretim sosyoloji lisans programı da 2013’te ilk mezunlarını verdi. Artık kaç bin kişi mezun olduysa bilemiyoruz. O halde sosyoloji mezunları sadece sosyolog olarak değil başka unvanlarda da çalışabilir. Sosyoloji mezunu bir uzman , bir öğretmen , bir polis, bir memur veya farklı bir unvan olarak da atanabilir. Ülkemizin sosyolog ihtiyacı , mezun sayısına göre  çok çok azdır. Bu yüzden istihdam ve atamada sadece sosyolog olarak atanmayı düşünmek yanlış olur. Mesela Üniversite mezunu 3 bin 300 polis alınacak.(3.170) erkek, (130) bayan. Sosyoloji mezunlarının ilgi göstermesi lazım. İlla sosyolog olarak atanacağız diye bir şey olmamalı. Özel sektörde de sosyoloji mezunlarına iş kapısı vardır. Kadrolu olarak atanana kadar özelde de öğretmenlik imkanı vardır. Özel okul ve dershaneler sosyoloji mezunlarını rehber öğretmen olarak çalıştırabiliyor. Bunun dışında geçici çözümler olarak MEB’de ücretli öğretmenlik yapılabilir veya Sosyal Hizmet Merkezlerinde ek ders karşılığı çalışılabilir.

PDR’DEN VAZGEÇMEK YANLIŞTI!

Felsefe-Sosyoloji mezunlarının yarasına merhem olan MEB'e rehber öğretmenlik ataması için sosyoloji mezunlarının birçoğu stratejide hatalar yaparak rehber öğretmenlik için mücadele göstermedi. Oysaki 2011 yılında Felsefe ve sosyoloji mezunlarından 750 kişi atanmıştı. Atama bekleyenlerin sayısı az da olsa eritilmişti. Mezun sayısı arttıkça yığılmalar da artıyor. PDR ataması için de emek verilmeliydi. Kadrolu istihdam olsun da hangi meslek veya hangi unvan olduğu önemli değil. PDR sevdası bitmemelidir. Mart ayında seçim var, Şubat ataması bu kez yapılır. PDR ataması neden olmasın?

370’LİK ALIM DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ!

Adalet Bakanlığı , Denetimli Serbestlik kapsamında 2012'de 370 sosyolog alımını yaptı. Alım sayısı çok olduğu için merkezi atama yerine sözlü sınavla atama yapmak işlerine geldi. Çünkü partiye ve hükümete sözlü sınavla alınması için talepler gidiyor. KPSS sıralamasına göre hiçbir zaman atanamayacak olanlar, sözlü sınavla atama imkanına kavuşuyor. Vicdan meselesi. Hak meselesi. Adalet meselesi Ne yazık ki Türkiye gerçeği bu. 370'lik alımın sonuçları üzerine hiç kimse hukuki yollara başvurmadı. Dava açılmadı. Herkes başıma bir şey gelir diye korktu. Kabullendi bu atamayı. Hiçbir medya, basın-yayın organı adaletsizlikten bahsetmedi. Hiçbir siyasetçi, bürokrat adaletsizliği görmedi. Bir dernek dışında bütün dernekler sustu veya susmak zorunda kaldı. Yüksek puanlı sosyolog adayları Adalet Bakanlığı'ndaki 733 sosyolog kadrosuna atama bekliyor. Sadece bekliyor. Ancak yeni alım yine sözlü sınavla olacak. Üstelik 2012 puanına göre 370 alım yaptı. 2014 puanını bekleyecek. 2014 KPSS'den sonra yeni bir alımda 2 yıl içindeki torpilliler de mezun olacak. 2016 KPSS'den sonra yeni bir alımda tekrar torpilliler mezun olacak. Bu böyle sürüp gidecek. Ne güzel değil mi düzen? Yani kadro var, ihtiyaç var, mezun var ancak alım yok. Neden torpilliler henüz daha mezun olmadı çünkü.. Eylem ve yürüyüş 370 sosyolog alımı sonuçlandığı zaman yapılmalıydı, adaletsizlik ve haksızlık için yapılmalıydı. Ama yapılmadı. Bu saatten sonra yapılacak eylem yapay kalır, ses getirmez.

ASDEP KABUSUMUZ OLABİLİR!

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ASDEP ve SHM’ler çerçevesinde alacağı meslek elemanlığı meselesinde zaman aleyhimize işliyor. Bütün Bakanlıklar ve kurumlar yeteri kadar kadro ihdası yaparken Aile Bakanlığı’na kadro verilmek istenmiyor. SHM’lerin açılış onaylarında ne kadar ek ders karşılığı personel alınacağı belirtiliyor. Duyuru yapılmadan SHM’lere personeller alınıyor. Üstelik öğretmen kadrosu adı altında farklı branşlardan alımlar yapılıyor, çok az da olsa sosyologlardan alınıyor ancak kimsenin haberi olmuyor. ASDEP işi de SYDV işine dönüşmüş durumda. Daha doğrusu ASDEP işi daha önce 8 bin Aile Danışmanı alınacak vakasına dönüşmüş durumdadır.

Herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirirse sosyologlar adına mesafe kat etmiş oluruz. İstihdam, genel bir olgu olmakla birlikte atanma ise özel bir olaydır. Yani herkes atanmak için gerekli KPSS puanına sahip olmalıdır veya bir referansının olması gerekmektedir. Kaldı ki Adalet Bakanlığı’nın 370 sosyolog alımında çoğumuz referans bulmaya çalıştık, referansı daha güçlü olanlar atandı, diğerleri de atanamadı. Önümüzde dönemlerde yine sözlü sınavla atamaya şahit olacağız. Buna da hazırlıklı olmalıyız.

Özellikle Adalet Bakanlığı’ndaki 733 sosyolog kadrosuna atama için uğraşmalıyız. Ayrıca öğretmen kadrolarına (1482)  talip olmalıyız. Sosyal çalışmacı mezun sayısı az olduğu için onların kadrolarına da (1253) talip olmalıyız. Bunu başarabilecek gücümüz vardır. Gerekli mücadeleyi sonuna kadar göstermeliyiz.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı,  ASDEP çerçevesinde az veya çok bir kadro ihdası gerçekleştirecek. ASDEP için bastırmamız gerekmektedir. Ne kadar çok sesimizi duyurursak o kadar fazla kadro elde ederiz. Bununla ilgili gerekli çalışmalar mutlaka yapılmalıdır.

Sosyolog ataması yapmayan Sağlık Bakanlığı (330 kadro) ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nı da (180 kadro) kesinlikle ihmal etmemeliyiz. Bu kadrolara atama için gerekli girişimlerde mutlaka bulunmalıyız.

Sosyolog istihdamı olmayan Bakanlıklara ve kurumlara çeşitli yollarla baskı kurarak yeni istihdam alanları gerçekleştirmeliyiz. Örneğin ; bir cezaevinde ,  Rehberlik Araştırma Merkezleri’nde , Kredi Yurtlar Kurumu’nda sosyolog olabilir. Bunlar uzak hedefler değildir.

Umudumuzu kaybetmeden ve hedefimizi şaşırmadan mücadeleye devam etmeliyiz.

1)    Önümüzdeki yerel seçimleri lehimize çevirmeliyiz.

2)    ASDEP konusunun peşini bırakmamalıyız.

3)    Adalet Bakanlığı’na sosyolog alımı yapması için baskı kurmalıyız.

4)    Adalet Bakanlığı’ndaki öğretmen kadrolarına göz dikmeliyiz.

5)    PDR atamalarından vazgeçmemeliyiz.

6)    Ankara’da yüz yüze görüşmelerde bulunmalıyız.

7)    Bürokratlardan ve akademisyenlerden destek almalıyız.

8)    Başbakan’a sesimizi duyurmalıyız.

9)    Sözlü sınavla yapılacak atamalara engel olmalıyız.

10)  Birlik olmalıyız, birlikte hareket etmeliyiz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2798
Kayıt tarihi
: 08.06.13
 
 

Eğitim ve sosyal konularda bazı internet sitelerinde yazılar yazıyorum. Toplumu bilgilendirmek ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster