Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1795
 

Soyadı mücadelem

Soyadı mücadelem
 

Sınavı kazanmış, atamalarımızın yapılacağı telaşıyla hemen İstanbul’da oldukça sıra dışı bir şekilde nikahımızı kıydırıp, nüfus cüzdanlarımıza işletmek için eşimin memleketine gitmiştik.

O zaman soyadı ile ilgili yeni bir kanun çıktığını biliyordum. İsteyenin iki soyadını da kullanma hakkı tanıyordu bu yeni kanun. Buna dayanarak nüfus cüzdanıma iki soyadımı da yazdırmak istiyordum. Ama nüfus memuresi ile bir türlü anlaşamıyor, derdimi anlatamıyordum.

En sonunda görevlinin “O kanun çıktı ama henüz sanatçılar falan için kullanılıyor siz artist misiniz?” cümlesi ile artık mücadele etmemin anlamsız olduğunu düşünüp pes etmiştim.

Ama bundan dört yıl sonra İzmir’e geldiğimizde ilk işim nüfus müdürlüğüne gidip kendi soyadımı da kullanmak istediğimi bildiren dilekçeyi vermek olmuştu.

Doğduğundan beridir sahip olduğun soyadını bir anda değiştirmek bana hep anlamsız gelmişti. Bir yerde, bir yayında karşılaştığım ve bana yabancı gelen isim ve soyadının aslında evlenip soyadı değişen sınıf arkadaşım olduğunu öğreniyordum. İnsanlar evlenince kağıt üzerinde bile olsa sanki geçmiş yaşamlarından, yaptıklarından, ürettiklerinden koparılıyorlardı. Bu haksızlıktı. İsimlerinin sonuna bambaşka bir soyad eklenerek, sanki hayatları ikiye bölünüyordu. Neden böyle olmak zorundaydı ki, ismi değişen bir eşyamıydı. Bambaşka biri gibi anılmak, çağrılmak istiyor muydu?

Ben hayatımı birisi ile birleştirirken, o zamana kadar yaşadığım benden vazgeçmek istemiyordum ki; ben iki ayrı insan gibi anılmak istemiyordum, ismimi gören benim ben olduğumu yıllar sonra bile anlasın istiyordum. Hayatımı birisi ile birleştirirken yine ben olmak istiyordum, her iki hayatımı da birleştirmek istiyordum. Bir yerde başka soyadı ile noktalayıp, başka soyadı ile bir başka yerden başlamak istemiyordum. Soyadı konusunda bir şans tanınmıştı, bunu kullanmak istiyordum.

Gel gelelim bunu İzmir gibi bir yerde bile anlatmak hiç de kolay olmuyordu. Durup dururken soyadını değiştirmek, kendi soyadını da nüfusuna ekleterek iki soyadı kullanmak da nereden çıkmıştı.

Kimlik değiştirme isteğim iş yerimizde epey gürültü koparmıştı, ama ben azimle direniyordum:) Aile ortamı gibi herkesin herkesi çok yakından tanıdığı bir ortamımız olduğu ve üstelik eşimle de aynı ortamda çalıştığımız için, millete de konu çıkmıştı:)

- Ne yani sen şimdi eşinin soyadını değil de kendi soyadını mı kullanacaksın?

- Çocuk olunca ne olacak peki?

- Aaaa yoksa eşine kendi soyadını mı vereceksin?

Eşime bu isteğimden bahsettiğimde, beni anlayıp destek vermesine rağmen, çok samimi arkadaşımız ısrarla soruyordu neden buna gerek duyuyorsun diye. Ben de hissettiklerimi ve kendi soyadımı çok sevdiğimi hep benimle olmasını istediğimi anlatıyordum sabırla:)

Daha bir sürü soru ve şakalara aldırmadan nüfus cüzdanımı değiştirmiş, artık hayatımı bir bütün yapmıştım.

Bu isteğimi gerçekleştirip, kendimi daha huzurlu hissetmek isterken, eşimi de incitmek istemiyordum. Sonuçta ülkemdeki bütün kadınlar eşlerinin soyadlarını taşıyorlardı bu doğal bir şeydi, garipsenecek bir durum değildi. Asıl garipsenen, benim bunca işin gücün arasında, üstelik de millete göre hiç gereği yokken iki soyadımı da kullanmak istiyorum çabasıydı.

İki soyadlı kimliğimi aldığım gün, o zamana kadar kendimi bildim bileli kullandığım ve soyadımı yazarak attığım imzamı değiştirmiştim. Artık, eşimin soyadını imzam yapmıştım.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demeyin:)

Bu benim tercihimdi, benim hissettiğimdi. Yasaların bana dayatarak, bundan sonra böyle anılacaksın, böyle çağrılacaksın demesi değildi. Ben bir eşya değildim, babanın soyadından eşin soyadına geçen. Artık benim soyadım ikisinden oluşuyordu.

Ve imzam, o tarihten sonra eşimin soyadını yazdığım el yazımdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Binlerce yıllık varsayımlar üzerine kurulu kültürlerimiz belli ki benim bile şimdiye kadar hiç algılamadığım bir sürü sorunlar üretiyor. Soyadı sorunu da bunlardan biriymiş demek. Erkek olarak böyle bir sorun olduğunu hiç düşünmemiştim ama blogunuzu okuyunca hemen size hak verdim. Bir kadının evlendi diye soyadını değiştirmek zorunda kalması gerçekten çok saçma bir adet. Ailenin geleceği benim ilgi alanıma giren bir konudur şimdi düşünüyorum da kadının nikah sonrasında eşinin soyadını alma zorunluluğundan vaz geçilmesi ve doğan çocuklarında annelerinin soyadlarını almaları bence en doğrusu olacaktır. Bu da dolaylı olarak benim asıl idealim olan anaerkil aile düzenine geçiş yönünde önemli bir adım olacaktır. Sevgiler ve selamlar.

Matilla 
 30.09.2008 10:39
Cevap :
Toplumda yıllardır süregelen ve benimsenen kurallar, o kadar işliyor ki bize, bire bir olarak duygu dünyamızda ya da hayatımızda sorun yaşamadıkça, bizler de kabullenip yaşayıp gidiyoruz sanırım. Yüksek lisansa başladığımda bekardım ama bitirme tezimi verirken evliydim ve tezime ismimi yazmam sorun olmuştu. Öğrenci kaydındaki insanla, nüfüs cüzdanındaki insan aynı değildi çünkü. O zaman isyan etmiştim bu değişikliklere, köklerimden kazınıyormuşum gibi hissetmiştim. Evlenince, kendini inkar etmen gerekiyor, zihniyetini empoze ediyor sanki bu uygulamalar kadına. Erkek ise sadece evliliğini taşıyor kimliğinde, hayatının hiçbir gerçeği değiştirilmiyor, üzerinde oynanacak kadar basite indirgenmiyor. Değiştirilerek, vaz geçmek zorunda bırakılan gerçekleri, kadının asıl gerçeğidir oysa. Evliliklerin neden bu kadar sorunlu olduğuna şaşmamak lazım. Daha en baştan, kadının kimliği siliniyor çünkü. Ondan sonra, kurulan ortak yaşam da, bir ömür boyu mücadele başlıyor kimlik adına. Selam ve sevgi  09.10.2008 11:40
 

Merhaba.. Sizi öncelikLe azminizden doLayı tebriK ediyorum. FaKat benim meraK ettiğim bişey war.. HayatınızdaKi Herşeye karŞı yani diĞer oLaylara Karşı bu kadar azimLimisiniz ? diger oLayLar derKen Bu oLsada oLur gibisinden arKadaşLarınızın sizi uyarmasından bahsetmiştiniz.. Bende oLmayacaK şeyLeri yapmaya uğraŞtınız hiÇ ? (Sizden korkuLur):)))

Arda Ekin CaN 
 06.11.2007 9:21
Cevap :
Merhaba. Öncelikle merakınızı gidereyim, inandığım şeylerin arkasından giderim ve hayata karşı azimliyimdir evet. Hiç boşa uğraştığımı da düşünmedim bu konuda, aradan yıllar geçtikçe ne kadar da iyi etmişim diyorum. Kendime hiç yabancı olmadım fena mı? Doğarken sahip olduğum soyadımı, ölürken de taşımak isterim. Bu konuyu bir düşünün isterseniz. Selamlar.  06.11.2007 15:54
 

Sayın Doğa, yazılarınızın tümünde içinizdeki aydınlık ve şeffaflık herkese uzanıp sağanak gibi yağıyor. Yazılarınızı takip edeceğim bundan böyle. Umarım en azından doğamızın aydınlığı kararmaz bu doğası cendereye sıkışmış dünyada. İyi ki varsınız. Selamla, saygıyla... MS.

Mehmet Sağlam 
 15.06.2007 11:45
Cevap :
Merhaba Mehmet Bey; yazılarım hakkındaki güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ederim. Mutlu ettiniz beni. Paylaşmayı bilebilmek, hayata anlam katıyor bence. Daha çok şey var bu anlamda hayata katabileceğimiz, becerebilirsek elbette:) " Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine" yaşamayı seviyorum:) Keşke bunu başarabilsek insanlık olarak. Sevgi ve saygılarımla.  15.06.2007 12:29
 

Seni bu yürekli çabandan dolayı kutluyorum. Yazdığın her bir satıra aynen katılıyorum. Kendi bende değiştirmedim soyadımı. Kızlık soyadımı kullanıyorum. Ama benimki büyük bir şans ve tesadüftü. Eşimle benim soyadım aynıydı. ÖZKAN. Ama farklı olsaydı eğer senin gibi mücadele eder kendi soyadımı ve yanında eşimin soyadını ikisini birlikte taşırdım. Sevgilerimle

Abla 
 14.06.2007 9:51
Cevap :
Güzel insan, sevgi yumağı; hitap tarzın yüreğime sıcacık birşey akıttı:) Ben ne desem boş şu an:) Teşekkür ediyorum içten yorumun için. Sevgilerimle.  14.06.2007 10:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 95
Ort. okunma sayısı
: 1317
Kayıt tarihi
: 27.12.06
 
 

Her daim doğa ile yaşayan biriyim.. Çünkü işim doğa ile iç içe olduğu gibi evimizde de doğa ile bera..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster