Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
208
 

Soykırım dedikleri...

Soykırım dedikleri...
 

Kimin tarihi pirüpak ki!


İşte,  bundan böyle Fransa’da ‘ermeni soykırımı yapılmamıştır’ demek suç.

Tam olarak bitmemiş olan yasama süreci tamamlandığında 1915 yılında Anadolu’da ermeni soykırımı yapılmamıştır diyen herkes cezai takibata alınacaktır.

Peki bu sürece nasıl gelindi?

Öncelikle söylemeliyiz ki bu sorun yeni değil, dönem dönem ısıtılıp önümüze getiriliyor.

Peki neden şimdi?

Fransa’da seçim var, koltuğu sağlam olmayan Sarkozy’nin de bir tek oya bile ihtiyacı var. Ermeni diasporasının oyunu kazanmak için soykırım katiyetle kullanılması gereken bir argüman. Yani Sarkozy Türkiye’nin dostluğu ile diaspora Ermenilerinin oyu arasında bir seçim yapmak zorundaydı. Kendi siyasi ikbali uğruna pis bir Makyavelist tavırla zaten tartışmalı olan dostluğumuzu dinamitlemeyi göze almıştır. Bu arada, bu ana kadar yasalaşma sürecinin tamamlanmadığı soykırım yasası belki dönecektir ki daha sonra ihtiyaç duyulduğunda tekrar ısıtılabilsin. Öyle ya yasalaşma süreci tamamlanırsa bundan sonra diaspora Ermenilerinin oyuna dönük oynanacak böyle güzel bir komponent daha var mı…!

Bu noktada süreç kesilirse şayet, yani senatodan veya Cumhurbaşkanının onayından dönerse, ki bu da ciddi bir ihtimaldir. Hem Türkiye’nin dostluğu zarar görmez, hem de Fransız diasporasının gönlü alınmış olur.

Nitekim..

Daha önce Sosyalist Parti tarafından sunulan bu tarzdaki başka bir yasa teklifi mecliste kabul edilmiş, ancak senatoda oylanamadığı için yasalaşamamıştı. Hükümetin ve Cumhurbaşkanı  Sarkozy'nin karşı çıkması yüzünden söz konusu yasa teklifini senato gündemine getirilmesi engellenmişti. Son olarak Sosyalist Partinin, mayıs ayında senatoya getirdiği bu yasa teklifi yine oylanmadan gündemden düşürülmüştü.

Uzun süre bu tür bir yasa teklifine karşı çıkan Sarkozy, son olarak Erivan'a yaptığı ziyaret sırasında önemli tavır değişikliği içine girmiş ve bu yönde bir yasa teklifine artık sıcak baktığı mesajını vermişti.

Fransız basınında çıkan haberlerde, ''Sarkozy'nin, kapalı kapılar ardından iktidar partisi milletvekili ve senatörlerine bu tür bir yasa teklifine artık olumlu baktığı yolunda konuşmalar yaptığı''bildirilmişti.

Bu arada Fransa parlamentosunda geçen yıllarda kurulan bir araştırma komisyonu, kaleme aldığı raporda, tarihi olaylarla ilgili olarak ulusal parlamentonun yasa çıkartmaması konusunda uyarıda bulunmuştu.

Ayrıca Fransa parlamentosu, 29 Ocak 2001 tarihinde, ''Fransa, 1915 yılındaki Ermeni soykırımını tanır'' ifadesiyle kaleme alınan bir yasayı da onaylamıştı.

Soykırım dendiği zaman ilk olarak Nazilerin, Yahudilere ve diğer etnik gruplara karşı giriştikleri kitlesel kıyım akla gelir. 1939-1945 yılları arasında 5-6 milyon Yahudi, 3 milyondan fazla Sovyet savaş tutsağı, birer milyondan fazla Polonya ve Yugoslavya sivil halkı, 200.000 civarında Çingene ve 70.000 özürlü insanın canına kıyılmıştır.

Bunlara ilave olarak, Birleşmiş Milletler'in önleyici yönde sözleşmesi olmasına rağmen, modern çağda da sayısız soykırım olayı görülmüştür.

Örneğin, bizzat olayın kahramanı 2 emekli Fransız generalin Le Monde’da yayınlanan itiraflarına göre; Fransızlar 1954-1962 yılları arasında Cezayir’de en az 1 milyon Cezayirliyi katletmiş, 1965-1966 yıllarında Endonezya ordusu bir milyon komünisti ve ailelerini öldürmüş, 1975-1979 yılları arasında Kamboçya'da Kızıl Kmerler 1.7 milyon Kamboçyalı'yı katletmiş, 1994'de Ruanda'da 500.000 Tutsi, Hutular tarafından öldürülmüş ve nihayet 1991'den sonra Bosna-Hersek ile Kosova'da binlerce Müslüman Sırp vahşetine maruz kalmıştır.

Aslında Ermeniler, geçmişte hakimiyeti altında yaşadıkları devletlere ihanetlerinden dolayı bir çok kez buna benzer göç hareketlerine tabi tutulmuşlardır. Sasaniler 379'larda 70.000 Ermeni’yi İran'a, Bizanslılar 1025'lerde Doğu Anadolu'daki 40.000 Ermeni'yi Sivas ve Kayseri'ye, Memluklar 1250'lerde 10.000 kadar Ermeni'yi Mısır'a, 1743'de İranlılar 24.000 Ermeni'yi İran içlerine ve 1777'de Kırım'ı işgal eden Ruslar bölgedeki binlerce Ermeni'yi steplere sürmüştür.

Tarih boyunca sayısız göç ve sürgün olayına maruz kalan Ermeniler, bunların hiç birini gündeme getirmeden, sadece 1915'te Osmanlı devleti tarafından uygulanan tehçiri gündemde tutmalarının bir başka izahı olsa gerektir.

Gelelim Türkiye’nin durumuna. Geldiğimiz nokta itibarıyla Fransa’nın böyle bir tavır almasında dış siyasette bu meseleyi iyi yönettiğimiz herhalde söylenemez. Hiçbir lobi faaliyetimizin olmayışı, mesela Fransa’da sırf bu soruna dönük bir dernek veya oluşumun bugüne  kadar kurulmamış olması bir eksiklik değil midir…!

Sonra, daha dün sn Erdoğan’ın Dersim konusundaki tavrı, yani Türk devletinin kendi vatandaşlarına katliam uyguladığı ikrarı, Fransa’yı ‘evet bak 1915 de de Ermenilere uyguladınız’ fikrini pekiştirmiş, yüreklendirmiş olamaz mı? Sn Erdoğan’ın iç siyasete dönük Dersim söylemi, Sarkozy’de de analojik olarak iç siyasete dönük jenosid (soykırım) söylemini tetiklemiş olamaz mı..!

Haa gelelim benim bu meseleye bakışıma…

Türkiye Cumhuriyeti kolay kurulmamıştır. Kuruluş sırasında devrimlerin oturtulması sürecinde (ki bu süreç bu günde hala devam etmektedir, mesela laiklik hala oturmamıştır. Bu gün bu ilkeye mugayır hareket eden çok ciddi bir kesim vardır, bu yüzden partiler kapatılmıştır) hukukun dahi askıya alındığı uygulamalar olmuştur.

İşte üç yıllık bir ömrü olan Ağrı Kürt Devleti’nin dağtılması.

İşte Osmanlı’da da devlet içinde devlet durumunda olan, Türkiye Cumhuriyeti’ne biatı reddeden Dersim sancağının dağıtılması.

İşte Trabzon civarında faaliyet yürüten Pontus Rum cemiyetinin dağıtılması.

İşte adı mahkeme olan ve aslında devrimleri oturtmak adına hukukun ihlal edildiği, savunma hakkının elden alındığı İstiklal Mahkemeleri uygulamaları.

İşte kılık kıyafet devrimlerine karşı çıkan ve bu konuda kitap yazarak türlü faaliyetler içinde olan İskilipli Atıf Hocanın idamı.

İşte doğu ve güneydoğuda kurulmaya çalışılan ermeni devletine karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘tehçir kanunu’ uygulamaları.

İşte Anzavur isyanlarının bastırılması.

İşte 15 TKP’linin karadenizde boğdurulması.

İşte Çerkez Ethem’in savuşturulması, etkisizleştirilmesi.

İşte Anadolu topraklarını ezim ezim ezen meşum emperyalist postallarını yakan kuvva ruhunun düşmanı defedişi.

İşte Adapazarı’nda çeteci Halit Molla’nın şehri basması.

Urfa’da Sütçü imam. Ve adıyla toprağın altında yatan binlerce kahraman…

Bütün bunlar kolay olmadı. Kanla oldu kanla.

Şimdi ben tarafımı seçmek durumundayım.

Ya Atatürk Cumhuriyeti’nin ve onu kuranların yanında olacağım,. Ya da ona karşı olanların.

Benim tarafım bellidir.

Bütün canlıların ortak bir özelliği değil midir savunma içgüdüsü.

Türkiye Cumhuriyeti devletini kuranlar boynuna ipi geçirmeye gelenlere ne yapacaktı, siz olsanız ne yapardınız.

Elinde urganla asmaya gelenlere sürpriz olmasa gerek boynundaki ilmek.

Onu yapmasaydık, bunu yapmasaydık bu devlet nasıl kurulacaktı…!

İbrahim Erol

gazete54.com

23 Aralık 2011

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Devletin bekaası adına insanları katletmeyi, çocuk-kadın-yaşlı ayırmaksızın vahşice cinayet işlemeyi reddetmedikçe insan olamayız.Ve her canlı, ölmeden önce bir defa olsun "insan" olabilmeyi denemeli. Var mısınız?

Ferhat Dizman 
 25.12.2011 10:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 94
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 678
Kayıt tarihi
: 31.08.09
 
 

Gazi Üniversitesi fizik lisans eğitiminin ardından, Marmara Üniversitesi'nde master, İTÜ'de dokto..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster