Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
3529
 

Söyleyeyim, sırası gelmişse..

Söyleyeyim, sırası gelmişse..
 

Niçin yazıyorum?

Başımın üzerinde dönen bulut için.. pis bir savaşın ortasında kalmış bebek için... Sirkeci’de simit satan genç, tarlada çapa yapan köylü kadın için.. kaba kuvvetin sırtını yere getirmek, emeğe kurşun sıkan eli kırmak için.. seherde açan kır çiçekleri, sazın teline vuran mızrap için.. gürrr diye havalanan kuş sürüleri için.. başı dumanlı dağlar, rüzgarda hışırdayan yapraklar için.. kıyıya vurmuş deniz yıldızları, kıyıda dalganın titrettiği ölü balık için.. kapkara bulutların ardında gümbürdeyen gökyüzü ve sağanak yağmurlar için..

Sosyalizm için.. dayanışma için.. emeğe saygı için.. İmam nikahlı Hatçe için.. Yetiştirme yurdundan kaçan Hüseyin için.. Aç acına uyuyup kalmış küçük çocuk için, sularda oynaşan güneşin son ışıkları için.. garlarda uykulu gözlerle tren bekleyen gece yolcuları için.. yol kıyılarındaki hayratlardan su içen yaşlılar, hünerli elleriyle nakış işleyen genç kızlar, bozkırda dolu dizgin koşan yaban tayları için.. çeliğe su veren eller için.. sabah ayazında soğuktan kaskatı kesilmiş yaban arısı için.. suları çekilmiş dere yatakları için.. çatı katında ölümü yalnız karşılayan kimsesiz, yaşlı sanatçı için..

Çernobilli çocuklar için.. Piyer Loti kahvesinde demli çaylarını içerken barışan aşıklar için.. fırtınada pembe çiçekleri sağa sola savrulmuş, dalları çıplak kalmış şeftali ağacı için... yağmur birikintilerinde yıkanan bir çift kumru için.. asker yolu gözleyen ana, baba, sevgili için.. Asfaltın kıyısında, bedenini satmak üzere bekleşen zavallı kadın ve cinsiyeti belirsiz fahişeler için... Çiçek Pasajı’nda ekmek parasını çıkaran kemancı için.. şair için..

Anadolu’nun bozkırı, eylül rüzgarları, nisan yağmurları, ihanetler, acılar, sevdalar, ertelenen grevler için.. zorbalığın elinden tutanları bağışlamamak için.. bizim ellerin, sizin ellerin yasaklı türküleri için.. çocuklara doğrulmuş namluları ötelere çevirmek için.. tutunacak hiçbir dalı kalmayanlar için.. yeni sevdalara, yeni özlemlere, yeni hüzünlere, yüreği serinleten yeni renklere, bilinene.. bilinmeze bilet kesmek için..

Yıldızlı gecelerde uyanık kalmak, hilelerle tuzaklarla çarpışmak için.. büyük alevlere dönen küçük kıvılcımlar için.. birlikte sevinçler üretmek, düşünmek.. kafalarımızın zincirlerini kırmak için.. köy kahvesinde memleket kurtaran yurdum insanı için.. yaz akşamları deniz kıyısından izlenen yakamozlar için.. bizim sokağın başında durup, gelen geçen beyaz arabalara havlayan köpekler için.. İpi kopmuş, rüzgarın önünde bilinmeyen uzaklıklara doğru sürüklenen uçurtmalar için...

Oturduğumuz sofra, kendi pişirdiğimiz ekmek için.. hasat günlerinin neşesi, kardeşçe bölüşme özlemlerimiz için.. her fırtına öncesi bizi ürküten sessizlik için.. her sabah işine dilsiz bir öfkeyi kusarak giden emekçi, işine de gidemeyen, bütün gün sokakları arşınlayıp duran işsiz için.. hayata karşı öfkesini gaza basarak çıkaran sürücü için.. eski zaman evlerinin cumbalarından sarkan küpe çiçekleri ve karanfiller için.. kıyılara bağlanmış teknelerde ekmeğini bekleyen yanık tenli balıkçılar için.. Sacda yufka pişiren, yanakları al al olmuş Aliye kadın için..

Çekmedikleri çile kalmamış Afrikalılar, on iki yaşındayken yetmiş yaşındaki adama iki çul parasına satılan çocuk kadınlar için.. namus belasına taşlanarak öldürülen kadınlar, aşağılanan halklar için.. körpe kiraz dalları, tohuma kalkmış dereotları, suratları terbiyesizce boyanmış yontular, gavur diye gözleri oyulmuş freskler, sınır boylarındaki taşların arasında açan çiçekler için.. avuçlarımın arasına alıp deliler gibi koştuğum.. yine de kurtaramadığım minik, mavi kuşum için..

Bir çocuğun gücenmiş bakışları, ağlamaklı yüzündeki kıvrılmış dudakları için.. Fırat’ın aldığı canlar..mavi tepelerden süzülen gümüş gagalı kuşlar için.. hele de içlerindeki saatleri durmuş savaş çocukları için..

Madımak’ın merdivenlerine oturmuş, “utanç içindeki ölüm”e bakan şairler için.. utanmayan.. utanması olmayan yobazlar için.. tarihi ucundan, ortasından, sonundan kanatanlar için.. seher yelinin önüne kattığı kısacık ömürlü kelebekler.. yaşı olmayan.. hem çocuk.. hem genç.. hem yaşlı... yaşam acemileri için..

Senin için, bizim için, onlar için.. herkes ve herşey için..

Öylesine yazıyorum işte..


NİLGÜN BURSA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O kadar güzel anlatmışsınız ki, ekleyecek bir şey bulamadım. Her kelimenizi içtim. Utanmayanlara, utanması olmayan yobazlara, utanmayı öğreteceğiz sonunda. Belki anlatmakla olmayacak, emek vereceğiz. Onlara da istemediğimiz halde, emek harcayacağız. Utanılacak şeyler yapmasınlar diye. Bizim için, sizin için, yaşayamayan ya da aç yaşayan çocuklar için, taşlanan, dövülen kadınlar için, dünya için, yaşayabilmek için. Siz hep yazın. Öylesine yazın. Sevgiler size...

SINIR 
 09.02.2009 0:02
Cevap :
Evet, sevgideğer Melda.. iyi yakalamışsın kritik noktayı, sağol.. Öylesine yazmak.. Bu çok önemli. Çünkü sol kulağımızı sağ elimizle.. üstelik de ensemizden dolandırarak göstermek yüzünden çok zaman kaybediyoruz. Onu kırmayalım.. bunu incitmeyelim diye cambazlık yapıp duruyoruz. Bu arada "onlar" ne yapıyorlar? Hiç acımadan, kırılırmış, gücenirmiş demeden ağızlarına geleni sayıp sövüyorlar! Bu küstahlıkları da sırf kendilerinden söz ettirmek adına.. reklam olsun diye yapıyorlar. Ya emek avcıları? Onlar zaten insanlıklarını yitirmişler.. ya da baştan hiç insan olamamışlar! Bundan sonra böyle.. Sol kulak, sol elle gösterilecek ve yazılar "öylesine.." yazılacak. Üstelik de bunu hep birlikte yapacağız. Savulun bre.. biz geliyoruz!  09.02.2009 13:09
 

Mümkün olsaydı yazının altına hırsızlıktır demeden adımı yazacaktım.Nihat Behramın İNSANA TANIM şiiri aktı akşamıma.Candostuma sevgiyle saygıyla...

CAFER DEMİRTAŞ 
 08.02.2009 17:32
Cevap :
Sevgideğer şair, Nihat Behram şiiri nasıl akmasın akşamınıza.. Sizler.. siz sevgideğer şairler, şiir kardeşliğinin ırmakları, denizleri, gökleri değil misiniz? Kâh sizin şiiriniz akar bir kuyruklu yıldız gibi fikrimizin bozkırlarına.. kâh şair sevgideğerlerinin dizeleri karışır akşamlarınıza..
“(...)Hiçbir şey heyecanlandırmadı beni/ ayaklanıp/ acısının hesabını soran/ halktan daha fazla;/ bir roman ya da bir filmin/ arasında bile ansızın/ çıkıverse karşıma/ böylesine bir başkaldırı sahnesi:/ ne hekimlik kaygılar, ne hakimin yargısı,/ Che’nin sesi bilenir ıslığımda,/ inci mi ince, derin mi derin, insan mı insan/ adları kardeşlerimin:/ Spartakus, Rosa Luxemburg, Lenin... (...)" (Nihat Behram)
Şair dost, yaz tabi adını! Sayfalarımda adın gururum olur. Ben bir başka sayfamda, senin şiirinin üzerine "yayımlayan" diye gururla yazdım adımı. Sevgiyle..
[http://www.kucukisler.com/2009/02/07/ince-bir-gonulden-sevgideger-iletisi/#more-688]  08.02.2009 19:08
 

........Ne çok acı var yaşanan, bi o kadar güzel, sevda, umut var yaşanacak. Ne çok suskunluğumuz, ne çok söylenecek söz... Ne korkak, ne yaşamın içinde olup bilmeyen var yaşamı... Ve dünyamızda varolan nice sevgideğerler var, değerlerini bilemediğimiz, sarıp sarmalayamadığımız...sarılamadığımız sımsıkı, sahiplenemediğimiz... Bi türlü gücümüzün ayrımında olamadığımız nasıl kocaman bi gücüz bilemediğimiz.... Sen, dünya için, memleket için,insan için, sevgi için, aşk ile yaz hep yaz. Kalemin hiç durmasın, güçlü yüreğinde.... Sevgilerimle tutuyorum güçlü, sıcak ellerini... Dostluğumla.

kırıkkalp 
 08.02.2009 14:29
Cevap :
Sevgideğer Mavili.. söylediklerini nasıl da içten söylüyorsun biliyorum. Böylesi sevgi dolu bir yürek taşıyorsun işte. Dediklerini yapmayı ben de çok istiyorum.. Ellerim sıcak.. ama yüreğim "güçlü" mü gerçekten, o konuda emin değilim işte. Duygularımız, düşüncelerimiz, insan sevgisi.. doğa sevgisi.. vb. yeterli olmuyor her zaman.. 1,5 yıl önce tekledi o yürek! Çok fazla yük kaldırabileceğini sanmıyorum. Bu nedenle sevgideğer arkadaşım, kalem orada.. masanın üzerinde duruyor. O kalem, hepimizin. Biz yazacağız. Hepimiz.. Gereğinde yüreklerimizi birleştirecek, tek yürek olarak.. o tek yürek durana kadar yazacağız. Bir karıncayı, bir kuşu.. bir bebeği.. bir bulutu belki.. Genlerle, ağır ve ağdalı dillerle, bilimin üst katmanlarıyla işimiz yok bizim. Sıradan insanlarız biz.. Ayhan Hünalp diyordu ki bir şiirinde: "... aç dolandığımıza bakma, biz şair adamız.. fakat yağmurlar gönlümce yağmalıdır." Senin pencerenden ilan ediyorum, mavidüşlerim: Bir daha yağmurlarımıza karışmasınlar sakın!  08.02.2009 23:12
 

Biz de okuyoruz seni... Gönülden sevgi ve saygımla...

yeşilsoğan 
 08.02.2009 13:09
Cevap :
Bizim de canımız ne zaman gümbür gümbür bir yazı okumak istese senin sayfana geliyoruz Levent.. Sevgi saygı benden.. Kızılderililer ne güzel dumanla haberleşirlermiş. Duman kaybolmaz ki şimdiki yorumlar, mesajlar, e-postalar gibi.. Teknolojileri de kendilerine benziyor şu Amerikanların! Şimdi bir yerde duman yakacak olsak, o da yasak! Ne yapsak bilmem ki.. Buldum.. Şişe!.. Zaten herkes şişe atmıyor mu denizlere? Ben de şişeye koyup yollayacağım postalarımı.. Bunca laf niye? Senden cevap gelmedi daha benim postama. O yüzden..  08.02.2009 22:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1000
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster