Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1478
 

Soyunmak...

Soyunmak...
 

birkumru tüner dallarına avludaki dut ağacının ona sevgiyle gülümser işçi sonra sarar belini kadının


İnsanın kendini anlatması, kalabalıkta soyunmaya başlaması gibidir biraz…

Öyleyse bunu neden yapar?

Kalabalıkta neden soyunur insan?

Vücuduna güvenen, zaman zaman sürpriz hamlelerle dekoltenin sınırlarını kaldıran, teşhirci bir ruhtur belki de insan…

Kim bilir, işi budur: Bir striptiz dansçısıdır belki de insan…

Ya da kalabalığın ortasında, soyunduğunun farkında olmayan: Kendini, kendi yatak odasında sanandır insan…

Ama ben soyunamam: Bozarım hayalinizdeki cenneti, koca bir göbeğim ve sırtımda kamburum var…

Neden yazdığımı anlatamam: Anlatsam, sürekli bir ‘Biiiiiiiiiiip...’ sesi çıkar. Yüzümü de göstermezler sonra, mozaikle kaplarlar…

Bir kaptan tanıdım geçen çocukluğumda… Kâğıttan gemilerin kaptanıydı adam. Sakallarındaki kırçıl, yüzündeki çocuksu muzipliği saklayamamıştı… Çocukluğunu, çocukluğuma bulaştırmıştı… Çocukluğumun mahallelerinden taşan, sahibinden az kullanılmış banyo sularında… Yağmurların çamur deryalarında yüzdürüyorduk kâğıttan gemilerini…

Kaptan dedim kaptan! Hayrete bak sen: Bütün mahalle bir uçtan bir uca cardına kesmişken, hiç fare tıkırtısı gelmiyor senin gemilerden?

Kederleriyle gülümsedi çocukluğumun arkadaşı… Aşkyüzündeki, tüm kâğıt gemilerin yoldaşı: Fareler dedi… Fareler sevmez, her an batacakmış gibi… Emperyal denizlerdeki, kâğıttan gemileri…

Çıkartıp soyunduk çocukluğumuzu… Çocukluğumuzu; Bayrampaşalarda, Metrislerde soyunduk… Darağaçlarında soyunduk çocukluğumuzu. O sırada siz seyrediyordunuz bizi. Aslında neden yazdığımızı görüyordunuz… Bütün hayat meydanlarında… Şu ömrü, nasıl da sansürsüz yaşadığımıza imreniyordunuz…

Aşka inanmak… Kâğıttan gemilere binip, soğuk denizlerin vahşi derinliklerinde, orkinos büyüklüğünde hamsiler tutmaya inanmak kadar imkânsızken, tereddütsüz inanıyorduk…

Kâğıttan gemilerin kaptanıyla, sıçancık uçurtmalar yapıyoruz şimdi aşka...

Yeşilsoğan… Unutturmayacak size umudu: Sıçancık uçurtmaların, düşlek pilotu…

Bloknot: Beni mimleyen hayat alacağın olsun, ortaokuldan beri çekerim senden :-) Beni mimleyen dostların da canı sağ olsun… Ser veririm sır vermem :-) Kimseyi mimlemiyorum işte… Mızıkçıyım, oyunbozanım ben :-)

Açık denizde liman: Kağıt gemilerin kaptanı: http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=970966

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kağıttan bir geminin kaptanı olmak isterim çoğu zaman...iki saniyede sürse,unutturmayın..unutmayın umudu..herşeye sırtını dönebilir de umuduna sırtını dönemez insan.sevgiler..

Didem KANDEMİR 
 15.02.2012 17:13
Cevap :
Kağıttan gemilerin kaptanı olmanın riski bu memleketin yurttaşı olmanın riskinden daha hafifdir belki de:-) Tarihe baktığımızda bu memleketin kağıttan gemiler gibi sıkça battığını ve tekrar kurulduğunu görmez miyiz:-)  23.02.2012 17:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 2918
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 1459
Kayıt tarihi
: 16.09.06
 
 

Tıka basa dolu bir adam değilim. Balığı gördüysem derine inerim. Uzun süre gölgede kalamam. Okuru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster