Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
140
 

Soyut, Somut, Penaltı ve Goool

Soyut, Somut, Penaltı ve Goool
 

Bazı mesleklere bayılıyorum, soyuttan başlıyorlar, insanlara hayaller kurduruyor hayal kurdurdukları insanlar hayal sahibi olurken organizatör ve prensip sahibi işadamları zengin oluyor. Bu tam olarak nasıl oluyor. Ortaya birtakım kabul görüldüğüne inanılan fikirleri atıyorlar ve bunun neticesinde toplumun genel kısmının kabul ettiği hayaller bir anda trend-topik oluyor ve modaya dönüşüyor. Benzemeye çalışan bedelini ödüyor. Biri hayal diğeri para sahibi oluyor.

Reklamlar, milli ve manevi duygular aşağı yukarı hep bu şekilde çalışıyor. Orta Çağda kilise önce insanın suçlu doğduğunu yayıyor, insanların temizlenmeleri gerektiğini söylüyor, temizlenirken de bedel ödemeleri gerektiğine inandırıyor ve devasa kazanımlar elde ediyordu. Neler elde ettiğine bakmak için Avrupa’da Orta Çağdan günümüze yaptığı kiliselere bakmak dahi yeterli. Büyük göğü delercesine gökyüzüne yükselen kubbeler, insan eliyle ilkel teknolojiyle yapılması neredeyse imkânsız, onlarca yıl yapımı sürmüş binalar.

Aynı tekniği günün her saatinde üzerimizde kullananlar var. Sokakta bir dilenci, dua ederken, onun ne kadar çaresiz durumda olduğunu gören ve ona yardım etmekle Allah’a bir adım daha yaklaşacağına inanan insan o kişiye yardım ediyor. Eğer bundan manevi bir menfaat umuyorsa o menfaate karar verecek olan Allah’tır. Sokakta dilenen kişi bizim maneviyatımıza hitap ederken, maddiyatımızdan rica ediyor. Manevi duygular maddi değerlere dönüşüyor. Allah bize mal mülk vermiş, onu hangi uğurda harcamamız gerektiğini de belirlemiştir. Yanlış amaçlar uğruna harcanan mal mülkün de insanlara sıkıntı getireceği açıktır. Bazen bu sıkıntıya örnek olarak 15 Temmuz gibi bize mükemmele yakın bir ders vermiştir. Hemen herkesin hayır duygularıyla sisteme girdiğini iddia ettiği bir oluşum bir milletin tepesine bomba, kurumlarında (polis, asker, adalet, eğitim başta olmak üzere;kamu kurumlarının tamamına yakınında) dezenformasyona neden olmuştur. “Hayır” yapıyorum diye düşünerek,  aynı şekilde başka tür yanlışlıklar yapılması mümkündür. Peki, nasıl olur da bu sorumluluğu Hak’ın istediği şekle dönüştürebileceğiz. Belki bunu yapabilecek son derece adil ve güçlü bir devlet yapısı inşa etmekle mümkün olabilecektir.

Soyutun somuta dönüştürüldüğü en önemli alanları günümüzde ticaret ve devlet yönetim sistemleridir. Ticaret reklamlar vasıtasıyla bilinçaltını mesaj bombardımanına tutarken, gardıropları giyilemeyecek kadar çul çaputla doldurmuş ve doldurmaya devam etmektedir. Devletlerin sınırlarının suni bir inanç sistemleriyle kurulduğunu birçok insan da haklı olarak görülmektedir. Bunu dışa açık insanlar, yabancı bir insanla arkadaşlık yaptıkları zaman daha iyi anlayabiliyorlar. Türkiye’de bir gencin diğer insanlara dair düşüncesi neyse onun da diğerine karşı düşüncesi aşağı yukarı odur. Yunan, Bulgar, Ermeni, Rum, Laz, Çerkez, Kürt, Arap bunlar ve daha fazlası aynı sınırlar içinde beş yüz, bin yıl yaşayabilir birbirleriyle anlaşabilirken, kazandırılan düşmanlıklar çatışmalar durumu artık aynı toplum içinde yaşanamaz duruma getirirken, doğru soruların doğru cevaplarla asla bir araya gelmediğini düşünebiliriz. Bunu sadece düşünen herkesin bulabileceğini düşünürüm.

Soyutun somuta dönüştüğü ve anlamakta zorladığım bir konu da Türkiye’deki siyasi partilerin seçim kampanyaları zamanında izlenen yoldur. Seçim kampanyaları genellikle üç beş simge üzerinden yapılır. Bu simgeler Atatürk, Millet, Tam Bağımsızlık, Manevi Duygular, Kültürel Haklar, Adalet vs. Ancak somut belgeler çoğunlukla seçim bildirgelerinde yer alır. Seçim bildirgelerini okuyan böyle bir ülkede her parti için belki de yüzde bir civarındadır. Belki daha da yüksektir. Ben şahsen bir defa okumaya çalıştım, seçim bildirgeleri ortalama seksen yüz sayfa civarındaydı. Bildirgelerde yazılanlar; seçilme şansı olmayanlar için oldukça iddialı olabilir. Ancak somut bir varlık olan insan, seçildiğinde somut maddi değerler kazanıyorsa somut vaatlerde bulunmalıdır diye düşünülebilir. Ancak çoğu zaman ülkemizde seçim sırasında kavgalar somut değerler üzerinden olurken, seçim maliyetleri, vergiler, su fiyatları (Bir büyükşehir belediyesi için; yakında satılan su fiyatları damacana sularından pahalıya gelirse, savundulduğu iddia edilen tüm değerlere rağmen, sonunda toplumdan çıkan ilgililerin hanelerine yazılan somuttur. Tekeller sadece sigara markaları satmıyorlar ki, bunu anlayabiliyoruz.) 

Futbol da aşağı yukarı böyledir. Futbolda golleri biri atar, diğeri yer. Gol atan da yiyen de mutlu olur. Neden olmasın ki? Golleri yiyenler hep mutlu mesutken oyun icabı yiyenler mutlu olmasın da ne yapsın? Maddenin karşılığı elmadır, armuttur fiyatı ucuzdur, soyutu ise sermayesi olmaksızın en yüksek fiyata satılabilecek insanoğlunun en karlı buluşudur. Binyıllar boyunca…

 

(1)      http://www.dr.com.tr/Kitap/Emperyalizm-Evanjelizm-ve-Osmanli-Ermenileri/Jeremy-Salt/Arastirma-Tarih/Ermeni-Meselesi/urunno=0000000647009 (Bir yabancının Amerika, İngiltere arşivlerinden faydalanarak yazdığı bu kitabın Türkiye’deki Ermeni olaylarını anlamak isteyenlere tavsiye edilir. Aynı şey; Bulgarlar, Yunanlılar için de geçerli olmalı.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1684
Toplam yorum
: 268
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 180
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster