Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '10

 
Kategori
Resim
Okunma Sayısı
4400
 

Soyut resim

Soyut resim
 

K. MALEVİCH


Resim yapmak aslında insana dair pek çok şeyin ifadesini hayata geçirmektir. İnsandaki sanatsal içtepinin yaşama akmasıdır yani. Sanatçı kişilikler çok katmanlı ve duyarlı bir yapıya sahiptir. Sanatçı yaşadığı dünyadan beslenir. Ressam ise öncelikle görünür dünyadan esinlenir. Yaşarken görülen her şey zihnimizin derinliklerinde birikir. Dış dünyanın sanatçı dünyasını etkilemesi sonucu, zihnindeki bu etkileşimler imgelere dönüşür. Resim yaparken işte bu imgeler dışa vurulur. Dünyamızdaki evrimleşmeye paralel resim tarihi de kendi içindeki gelişimini sürdürüyor. Klasik resim ekolü ressamları gördüğü nesneleri doğadaki biçimine benzeterek tuvale aktarır. Resimde sanatsal gerçekliğin yansıtma olduğu düşüncesiyle hareket etmişlerdir. Bu nedenle nesneyi doğada gördüğü en ayrıntılı haliyle resimlemişler. Çoğu zaman nesneyi, figürü elle dokunulacak hissi uyandıracak şekilde tuvale aktarmışlardır. 20. yy’a kadar resim anlayışı bu yöndeydi. Resimde özellikle doğadaki nesneleri aynen tuvale geçirdiğimizde, sadece fiziki gerçekliği ifade eder. Oysa resim sanatında asıl olan; fiziki gerçekliğin ötesine geçip, iç gerçekliği de ifade edebilmektir. Sanat görünmez gerçekliği görünür kılma çabasıdır bir anlamda… İşte buradan hareketle, soyut resim yapan ressama görünürü resmetmek yetmez. Soyut ressamlar resimde, dış dünyadaki nesnelerin (figür-obje) resmedilmesiyle sanatsal gerçekliğe ulaşmanın ötesine geçti. Resmin temel ifade araçlarıyla, yani renk ve çizgiyle gerçekliği daha saf halde ulaşmayı hedeflediler. Soyut resimde ressam, görünür figüre bağımlı kalmak zorunluluğu hissetmez. Görüneni kendi gördüğü gerçeklik haliyle tuvale aktarır. Görünür nesnelliğin ötesindeki gerçekliği kavramak ister. Dolayısıyla resim dilinde bir adım daha öteye geçilir. Bu durum resimi daha özgürlükçü bir alana taşımıştır. Soyut resim dışsal nesnelerle uğraşmayı bırakarak, içsel anlamlar, düşsel ve düşünsel değerlere yönelmiştir. Soyut resim nesneleri birebir yansıtmaz, yalnızca sezinletir, dolayısıyla sizi kendi yaşam birikiminize yönelik yeni yorumlara, farklı duyuşlara götürür. Yani resmin içeriğinde ki serüvene izleyiciyi de katar. Böylece her izleyen gördüğü resim karşısında, kendi estetik algısı düzeyinde bağ kurar. Bu durum sanat eserinin içeriğini çoğaltır. Soyut resmin yaratıcısı Rus ressam wasily Kandinsky’dir(http://blog.milliyet.com.tr/Wassily_Kandinsky__Soyut_resmin_kuramcisi/Blog/?BlogNo=228271). 20 yy’lın en önemli sanat akımıdır bir anlamda. Bu sanat anlayışında görünen dünyayı resmetmek yerine, resmin temel unsurları olan renk ve çizgi diliyle görsel heyecanları ifadelendirmek temel işlevdir. Bu unsurlar sınırsız duyarlık alanları oluşturur. Bu ressamlar kendi içsel duyuşlarını öznel anlamlandırmalarla resim yaparlar. En önemli temsilcileri: W. Kandinsky, R. Delaunay, K. Maleviç, P.Klee, a. Macke, V. Tatlin’dir. Klasik resim görünür dünyanın resmidir, soyut resim ise düşüncenin hatta zihnin resmidir. Sadece bir biçim olarak ortaya konan resim yarım kalmıştır. Onun altındaki düşünce, felsefe, yola çıkış nedeni resmin iç gerçekliğini oluşturur. Böylece görselliğin ötesindeki anlamlar alanına götürür izleyeni. Soyut resim pek çok resim izleyicisi için hala algılama zorluğu çekilen resim ekolüdür. Günümüzde bile hala soyut resim sergisini gezerken pek çok resim izleyicisi, “ressam bunu yaparken ne demek istemiş?” sorusunu dillendiriyor. Oysa, soyut resim anlayışında tuvale aktarılan bu figürler, doğada görülen nesnelerle aynı olmak zorunda değildir. Örneğin resim tablosundaki deniz mavi değil de kırmızı olarak betimlenebilir. Ressam orada denizi betimlerken o figür üzerinden pek çok duyuş-düşünüşünü de aktarır. Açımlamak gerekirse; kırmızı denizi yaparken, bir yandan da şiddet, aşk, tutku gibi kavramlarıda işin içine katmış olur. Yani görünen-izlenen sadece deniz değildir artık. Denizin kavram olarak ressamın zihnindeki izdüşümüdür tuvale yansıyan. Bu yüzden soyut resimi algılayabilmek, klasik resime göre daha bilgili olmayı gerektirir. Resim izleyicisi de resim dilini kavrayacak kadar bilgi sahibi olmalı ki, algılama ve anlama zorluğu yaşamasın. Günümüzde iletişim ağının çok hızlı olduğu bir gerçek. Dolayısıyla bilgi kaynaklarına ulaşmak çok kolay. Resim severler eğer isterse resim konusunda kendilerini geliştirmeleri, her zamankinden daha mümkün. Bunun için sadece biraz okumak birazda resim görmek yeterli. Bu da çok zor olmasa gerek. 


 

Haydi kolay gelsin…
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 8598
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

İzmirliyim. İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi mezunuyum. Serbest çalışan diş hekimiyim. M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster