Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1788
 

Söz, Seyit Rıza’nın torununda (Kılıçdaroğlu, acıyı bal eylemiş Dersim evladıdır)

Söz, Seyit Rıza’nın torununda (Kılıçdaroğlu, acıyı bal eylemiş Dersim evladıdır)
 





Geçmişte herkesin kendine göre aradığı ve bulduğu vardır.

Geleceği kurmada zorlananlar, geçmişteki koşulları düşünmeden, tarihin labirentlerinde bugün için ışık ararlar. Bulamayınca da, bugüne ışık tutan “tarih”i, “tarih”e damga vuranlarda kusur ararlar. Bu da, giderek “hesaplaşma”yı gündeme taşır.

Herkesin tarihte aradığı başka başka olduğu için, bulduğu da başkadır.

Tarih, kimilerini “hayal dünyası”nda yaşamaya götürür. Toplumsal koşulların değiştiğini, sorunların farklılaştığını, çözüm yollarının bilimin ışığında geliştiğini göz ardı edenler, olacaktır kuşkusuz.

Bizde de yok mu?

Cumhuriyet, “kul” yerine “birey”i getirdi; “ümmet” anlayışı da “ulus”la yer değiştirdi. Ancak, “dün”e duyulan özlem ateşi, kimi çevrelerde sönmedi.

Yaşadıkları çağa damga vuranlar, hoşumuza gitsin gitmesin, tarihteki yerlerini almışlardır. Onlar, o koşulların ürünüdürler. Yaşadıkları çağı/ dönemi ileri götürenler örnek alınması gerekmez mi?


*****

Son günlerde Başbakan Erdoğan’ın başlattığı Dersim tartışmasının odağında Kemal Kılıçdaroğlu gözüküyor. Kılıçdaroğlu, görünüşteki hedef.

Bunun tartışmanın ucu nerelere uzanacak?

Dersim’e bakış, ister “isyan” ister “kıyım” densin, olumsuzlukları unutturmak, dikkatleri başka yöne çekmek, “bir taşla birkaç kuş vurmak” niyetinden başka bir şey değildir.

Dersim’le ince siyasi hesaplar yapıldığı anlaşılıyor.

Dersim dendi mi akla gelenlerden biri de, Dersim olayları sırasında idam edilen Seyit Rıza’dır.  Seyit Rıza’yı tarih değerlendirecek, yargılayacaktır.

Acaba Seyit Rıza’nın torunu Rüstem Polat, "dün"den çok, "bugün"e nasıl bakıyor?


Akşam'dan Ebru Toktar Çekiç, Seyit Rıza’nın torunu Rüstem Polat’la konuşmuş; dünü ve bugün olanları değerlendirmiş.

Rıza Polat’ın değerlendirmesinin özü şu:

“Başbakan Erdoğan gerekeni yaptı, ancak faturanın Kılıçdaroğlu'na kesilmesini kabullenmiyorum. Kimse Dersim'i siyasi amaçlı kullanmasın! Kılıçdaroğlu, Tuncelili acılı bir aileden geliyor, acıyı bal eylemiş bir Dersim evladıdır."

Rüstem Polat, dedesinin İngiliz ajanı olduğunu kabul etmiyor:

“Bu iddiayı asla kabul etmem. Dedem, hiçbir zaman İngiliz ajanı olmadı. Çünkü bu mektubu yazacak dili, tercümanı, kudreti yok. Mektubu o sırada Suriye'ye sığınan Nuri Dersimi, yani Baytar Nuri yazıp, dedemin imzasını atmış. Sanki Dersimde'ymiş gibi olayları anlatmış."

Rüstem Polat, dedesinin Kürdistan kurmak gibi bir düşüncesi olmadığını söylüyor:

“Bunu isteyen Nuri Dersimi'dir. Seyit Rıza'nın, hiçbir zaman devlet kurayım diye bir niyeti yok. O sadece insanlarını, çoluk çocuğunu, aşiretini korumak için çalışmış.”

Rüstem Polat, Dersim olaylarını neye bağlıyor?

“Dersim'in kendi içinde, aşiretler arasında kavgalar yaşanıyor. Bunun üzerine devlet asayiş sağlamak için Nazimiye'de karakol yapıyor. O karakoldaki kimi askerler, kadınları taciz edince Desimliler karakola saldırıyor. (...) En sonunda Dersim'i denetim altına almak için 1936'da kurulan 4. Umumi Müfettişliği'nin başına getirilen Korgeneral Abdullah Alpdoğan, Dersim aşiret reislerini topluyor, silahlarını toplamak istiyor. Bazısı kabul ediyor, bazısı silahını vermemek için direniyor. Sonra operasyonlar başlıyor.”

Rüstem Polat’ın Başbakan Erdoğan’a bir de sitemi var:

“Keşke bu açıklamayı partisinin toplantısında değil de Başbakanlık veya Meclis'te yapsaydı. Daha bağlayıcı olurdu. Ne kadar samimi, ne kadar politik bir argümünla bunu yaptı, göreceğiz!”

*****

Rüstem Polat’ın “Kimse Dersim'i siyasi amaçlı kullanmasın! Kılıçdaroğlu, Tuncelili acılı bir aileden geliyor, acıyı bal eylemiş bir Dersim evladıdır.” demesi, bugün için önemlidir. Dersim tartışması içine çekilen Kılıçdaroğlu’na destek vermesini nasıl okuyacağız?

Olayları, o günkü koşulların içinde değil de günün koşullarına göre ele almak...

Bu yapılmadığı zaman, yapılan, kör dövüşünden başka bir şey değildir. Bizde siyaset böyle yapıldığı için de, böyle durumlara şaşmamak gerekiyor.

Geçmiş, bize yol göstermeli, bizi daha ileri taşımalı.

 

TURGUT ÇELİK/ Mersin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

RTE bu ozuru kerhen yapmistir, kendisi" litareturde ozur dilemek diye birsey varsa, bende ozur diliyorum"demistir buda bunu kerhen yaptigini ve amacinin politik oldugunu gosterir. Bu hukumet 9 yildir tek basina bir KHK cikarip niye Dersim olaylaini gun isigina cikarmamistir bugune kadar, tamamen populist politika yapmaktadir, o zaman Ermenilerden de ozur dilesin devlet olarak,ustelik ustadlari Cumhuruyet dusmani Necip Fazil Kurek'in kitabini kaynak olarak gostermektedir. Bugunku Milliyet te Melih Asik'in yazisi/Tam Tekmil Ozur, cok guzel okumanizi yavsiye ederim. Saglicakla kaliniz.

Okan Gokcenlik 
 27.11.2011 19:09
Cevap :
Okan Bey...Başbakan, özrün yerinde olup olmadığını kendisi de bilmiyor. Yoksa koşullu konuşur muydu? Ortada bir siyasi kazanım elde etme var. Kısakürek'in bir yapıtının "delil" diye gösterilmesi, soruna bakıştaki ciddiliğinin ölçüsünü ortaya koyuyor. Büyük özür bekleyenler, kuyrukta bekliyor. Dediğiniz yazıyı okudum. Saygılar, selamlar.  28.11.2011 16:42
 

Turgut Hocam, Dersim tartışmasını Erdoğan başlatmadı. iki yıl önceki Dersim tartışmasınıda başlatan Erdoğan değildi, bu günkü Dersim tartışmasınıda başlatan Erdoğan değildi. Bu tartışmaları başlatanlar CHP'nin bizzatihi kendsiydi. Onur Öymen ve Hüseyin Aygün. Zira bu konuda bir siyaseti olmayan ve Dersim Katliamını savunan CHP'nin şahin kanadıydı. CHP'de değişim isteyen kanat ise Dersim Katliamını sorgulayanlardan oluşuyordu. Hâl böyle olunca fırsatı iyi değerlendiren Erdoğan golünü attı. Bu tartışmaların sonunda AKP'ye oy gider mi Alevilerden? Sanmıyorum. Sadece Akdenizdeki Tahtacı Alevileri AP'ye yönelebilir. zaten Tahtacı Alevileri ağırlıklı olarak MHP'ye oy vermişti daha önceki seçimlerde. AKP'ye yönelmeleri tuhaf bir durum olmaz.

Yıldız Nihat 
 26.11.2011 20:33
Cevap :
Nihat Bey... Katkınız/ değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Saygılar, selamlar.  26.11.2011 22:03
 

Değerli Hocam, Her şey konuşulabilinmeli, tartışılabilinmeli ve de geçmişle cesurca, özgürce yüzleşilebilinmelidir. Başbakan Sayın Erdoğan bu konuda "bir Çağ" sayılabilecek bir girişim yapmıştır. Nasıl Güneş balçıkla sıvanamaz ise bazı tabuları ve dogma gibi ezberleri bozarak tartışmaya açmak, konuşmak gerçekleri, idealleri ve idolları kirletmez. Saygılarımla

ad yok 
 25.11.2011 22:03
Cevap :
Aziz Bey. Kuşkusuz her tartışılmalı. Ne yazık ki, gücünü elinde tutanlar, istediklerini gündeme taşıyor, gündemde tutumak siyorlar. Saygılar, selamlar.  26.11.2011 21:57
 

Sayın yazar, "tarih" diyorsunuz. Hangi tarih? Daha düne kadar Dersim hakkında konuşmak-yazmak bile bu memlekette suç sayılıyordu. Hele orada bir katliam yapıldığını söylemek cumhuriyete ihanet kabul ediliyordu. Hangi tarihçi o olayı bütün çıplaklığı ile ele aldı? Hiç biri. Üstelik her şey TBMM'de konuşulup, hakkında 1935 yılında, "Tunceli Kanunu" diye bir kanun bile çıkarılmışken! Yani daha çıkmamış bir isyanın nasıl bastırılacağı 2 yıl önceden bir kanun ile belirtilmiş! Pes! Diyelim ki gerçekten bir isyan çıkmış olsun. Eli silah tutanlar isyancı diye vurulmuş olsun. Peki o mağaralara sığınmış kadın ve çocukların gazla (kimyasal silah oluyor herhalde!) öldürülmeleri neyin nesi oluyor? Bunu söyleyen, eski dışişleri bakanı İ.S.Çağlayangil! Kime söylüyor bunu? Kılıçdaroğlu'na. Bu gün Taraf gazetesinde olayın canlı tanığı iki kişinin anlattıkları var. Hem de hiç kıvırmadan. Bana göre 40bin tarihçi, siyasetçi, yazarın,şunun bunun anlattığından çok daha doğru ve anlamlı onların anlattıkları.

hazandagüzeldir 
 25.11.2011 15:04
Cevap :
Değerli Blogdaş. Geçmişteki acılları yok sayamayız. Tartışmayı sürdürenler, keşke, başka konularda da duyarlı olsalar. Saygılar, selamlar.  26.11.2011 22:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2459
Toplam yorum
: 2830
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2181
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

İspir, hem doğum yerim, hem memleketim. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Dil ve Tarih-..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster