Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
26235
 

Söz ola kese Savaşı, söz ola kestire başı...

Söz ola kese Savaşı, söz ola kestire başı...
 

Dildir insanı abâd eden, dildir insanı berbad eden!

Sözüme çok sevdiğim değerli bir büyüğümün deyişiyle başlamak istedim.

Evet, insanoğlunun en temel iletişim aracıdır; "SÖZ".

Asırlardır insanlar sevgisini, aşkını, öfkesini, nefretini diliyle ya kusmuş ateş püskürmüş ya da güller saçmış gülistan olmuş.

Duygunun kaynağı olan kalb ve onun tercümanı konumundaki dil, sözün değerini belirler. Bu yüzden insanlık tarihinde sözün ayrı bir önemi vardır. Zihnimizle kalbimiz birleşir düşünce, duygular doğar ve ancak dille ifade edilir. Sözümüz, "ÖZ"ümüzdendir. Kendini bilmek, tanımak isteyen önce kullandığı dile baksın. Sözü, özüne "AYNA"dır.

Bir rivayete göre, Davud (a.s) Lokman Hekimden bir koyun keserek en iyi iki parçasını getirmesini ister. Lokman Hekim ona kestiği koyunun dil ve yüreğini götürür. Aradan birkaç gün geçince Davud (a.s) yine Lokman Hekimden bir koyun keserek bu sefer en kötü yerini getirmesini ister. Lokman Hekim yine koyunun dili ve yüreğini götürür. Davud (a.s) bunun hikmetini sorunca, Lokman Hekim şöyle cevap verir: " Bu ikisi iyi olursa bunlardan daha iyisi, kötü olursa da daha kötüsü bulunmaz" der. Yani bu dünyadaki hayatımızı " kalp yazar, dil okur." Sözlerimiz ilim, irfanımızı ya da noksanımızı ortaya serer. Bu yüzden ilim sahipleri söz söylemeyi bilmeyenlere sükutu tavsiye eder. "Biliyorsan konuş ibret alsınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar." Bu deyişler bizim medeniyetimizin incileridir. Güzel konuşmak önce susup dinlemeyi bilmekten geçer. Yüce Allah dinlemenin faziletini yaratılış mucizesinde ne güzel göstermiş, insana "iki kulak, bir ağız vermiş". Sözlerimiz ok gibidir, ağızdan çıktıktan sonra bir daha geri dönmez.

Kişi sözü söylemeden önce ona hakimken, söyledikten sonra ona mahkum olur. Söylenen sözün manası kadar, yerinde söylenmesi de önemlidir. Yerinde söylenen söz ciddi etkiler yaratır. Bu anlamda sevgili Yunus Emre bakın ne demiş:

"Söz ola kese savaşı/ söz ola kestire başı.

Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede.

Önemli olan her sözü her yerde değil, anlayanların bulunduğu yerde  söylemeyi bilmektir. Anlamayanlara söylenen sözün değeri düşer, ayaklarda pul olur. "Her sözün vakti, her nüktenin yeri vardır. Dilsizin dilinden ancak anası anlar." Sözü anlayabilmek içinse,  göz ve kulaktan çok kalp ve gönül lâzım. Kalpten çıkan söz, kalbe ulaşır, ağızdan çıkan söz ise kulak duvarına çarpar, bir türlü aşamaz. Sözü dinleyen de, söyleyen kadar önemlidir. Satıcının güzelliği, alıcıdan gelir. Kalpten gelen söz, girecek bir gönül mutlaka bulur. Eşrefoğlu Rumi şöyle der:

"Dil dudak debreşmeden, sözden anlayan gelsin!"

Anlayana beden dili, yüz ifadesi, göz, kaş hareketi bile yeter. Bütün mesele sözü doğru söyleyecek ve söyleneni doğru anlayacak insan bulmakta. Bu, tüm insanlığın özlemidir.

Namık Kemâl için şöyle bir hikaye anlatırlar. Rivayete göre Magosa'da zindandayken yanına bir mahkum gelir. Üstad şiirler yazar ve yazdıklarını zindan arkadaşına okurmuş. O da bu şiirleri ağlayarak dinlermiş. Namık Kemâl de bu durumdan çok etkilenir, "ne kadar duygulu ve hassas insan" dermiş. Hatta dışardaki arkadaşına şöyle bir mektup yazmış: " zindandayım, ama çok mutluyum. Çünkü burada beni anlayan birine rastladım. Ben söylüyorum o ağlıyor, o ağlıyor ben söylüyorum."

Namık Kemâl, bir gün zindan arkadaşına "ben şiirlerimi okudukça, sen hep ağlıyorsun, neler hissediyorsun bana anlatır mısın? Diye sorar. Zindan arkadaşı Namık Kêmal'e "sen yazdıklarını okudukça sakalın sallanıyor. Ben de sakalın sallandıkça köyümdeki keçimi hatırlıyorum. Onu çok severdim, özlüyorum " diye cevap verir.

İşte, Mevlananın da dediği gibi, "siz ne anlatırsanız anlatın, anlattıklarınız karşınızdakinin sizi anladığı kadardır.

Öyleyse nasıl duyurmaya çalışıyoruz sesimizi, kime anlatmaya çalışıyoruz bildiklerimizi? Anlattıklarımız ve bildiklerimiz, diğelerinin anladığı ve bildiği kadar. Belki de bazınız, çoktan bıraktınız bu makakaleyi okumayı. Eğer geldiyseniz buraya kadar, gönülden gelen sözlerim delmiştir kulak duvarını,  inmiştir kalbinize...

SEVGİYLE KALIN.

 

Hicran İpekbağlar

Kişsel Gelişim Uzmanı

   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4291
Kayıt tarihi
: 19.12.12
 
 

Kainatta nokta, nokta da kainat olan "İNSAN" İnsanı keşfetmek için cıkılan yolda bir yolcu sadece..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster