Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '12

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
2966
 

Sözcüğün nitelikleri

Sözcüğün nitelikleri
 

TRABZON EĞİTİM İŞ SENDİKASI'NIN AÇILIŞI, 30 MAYIS 1992; TRABZON LİSESİ ,31 MART 1989 (SOLDAN)


Çağdaş dilbilimci Ferdinand de Saussure sözcük bir göstergedir diye adlandırır. Bu göstergede gösteren ve gösterilen olmak üzere birbirine iyice kaynaşmış iki öğe bulunmaktadır.

Nesneler soyutlanarak göstergelere (sözcük) dönüşürken göstergede bulunan gösteren sözcüğün duyumsal yönünü, gösterilen ise iç yönünü karşılar. Örneğin “t, a, ş  ;  ç, i, ç, e, k  ;  s, e, v, g, i”  ses dizileri gösteren, bunların zihindeki tasarımı ise gösterilendir (kavram). 

Göstereni her dilde değişik ses dizisi karşılar. “Sözcükle nesne arasında sesçe bağıntı yoktur.” (Doğan Aksan, Anlambilimi ve Türk Anlambilimi) Örneğin, Türkçede “çiçek”, Fransızcada “fleur”, İngilizcede “flower”, Almancada “blume”... vb. Bu göstergenin nedensizliği olarak adlandırılır. Ancak “şırıl şırıl(su), vu vu(rüzgar) vb.  sözcükleri nedensizliğe aykırı örnek oluşturmaktadır.

Ancak bir sözcüğün duyumsal yönüyle, kavramsal yönü arasında köklü bir bağ vardır. Örneğin, “çiçek”  sözcüğünü duyunca zihinde nesnelerin zihindeki tasarımı olan kavram oluşur. Bunun tersi de olabilir. Doğada çiçek nesnesini görünce çiçek sözcüğünü anımsarız. Görülüyor ki, “çiçek” sözcüğü, “çiçek kavramı” nı, “çiçek kavramı” da “çiçek” sözcüğünü çağrıştırıyor. İşte, gösteren ve gösterilen arasında böylesine sıkı bir bağ vardır.

Bu bağlantıyla kişiler arasında anlam alışverişi olan  iletişim gerçekleşir..İletişim gönderici-ileti-kanal-alıcı öğelerinin birlikte oluşturdukları bağlamda (ortam) anlam kazanır.Kişiler arasındaki bu etkileşim gönderici ile alıcı arasında dönüt öğesine dönüşür.İletişim öğeleri kim, ne(gönderici), neyi (ileti), nasıl (kanal), kime, neye (alıcı) sorularıyla adlandırılabilir. 

İnsan iletişimi dilin şu işlevlerinden yararlanarak gerçekleştirir: 

göndergesel, kanalı kontrol, dil ötesi, alıcıyı harekete geçirme, şiirsel, heyecan bildiren

Bu işlevleri şöyle örnekleyebiliriz:

Göndergesel : Turizm, milletler arası kültürel tanışmayı sağlar.                                 

                Heyecan……... : Aaa, bardak kırıldı!                            

                Alıcıyı harekete geçirme: Ayşe, benim söylediklerimi tekrar et.                               

                Kanalı kontrol.. : Söylediklerim anlaşıldı mı?                                      

Dil ötesi……… : Yapım eki alan her sözcük türemiş sözcüktür. 

 

Dilde somut kavramlar soyut kavramlardan; özel kavramlar da genel kavramlardan önce gelir. Örneğin, “meyve”,

“elma, armut, şeftali... vb.” varlıkların ortak adıdır. Bundan ötürü, “elma, armut, şeftali” gibi kavramlar var olmadan “meyve” genel kavramı oluşamaz. Aynı zamanda “elma, armut, şeftali” somut, “meyve” ise soyut kavramdır.

 Kısaca, “elma, armut, şeftali” somut ve özel, “meyve” soyut ve geneldir. İşte kavramların önceliği bu sıralamaya dayanır.

 

SÖZCÜKTE ANLAM

 

Bir nesnenin insan zihnindeki tasarım ve çağrışımlarına kavram denir. Kavramlar sözcüklerle ad bulurlar. Başka bir anlatımla sözcükler insan zihnine karşıladıkları kavramlarla birlikte yerleşir.

Dilin tek başına anlam taşıyan ya da cümle kurmada görev alan en küçük ses topluluğu olan sözcük, cümle içinde bu özelliğiyle kimlik kazanır. Küçük boyutlu dilek, gözlem, düşünce vb. ilk kez sözcükle anlam kazanarak dışa yansır. Türkçe, bu yanıyla sözcüklerin anlam derinliği kazandığı bir dildir.

Çağdaş dilbilimcilerden Ferdinand De Saussure sözcüğü bir göstergeolarak tanımlamaktadır. Gösterge, gösteren ve gösterilen öğelerden oluşur. Örneğin, Türkçede “balık” öğesi iki yönlüdür. Bunlardan biri gösterilen, diğeri ise  gösterendir. Bu iki yön sürekli olarak birbirini anımsatır. Gösterilen nesnenin,        gösteren de seslerin zihnimizdeki tasarımıdır; “b, a, l, ı, k” sesleri göstereni, nesne ise gösterileni karşılar.

Sözcük, anlamda, anlatımda temel öğedir.Nesneler soyutlanarak kavramlara sözcüklerle dönüşür. Sözcüklerle büyük boyutlu anlam ve anlatımları –tümce, paragraf- gerçekleştiririz. Sözcükler tek başına ya da tümce içinde kullanıldıklarında bir anlam üstlenirler. Ancak, bazı sözcükler anlam bildirmeden görev amacıyla kullanılır. Örneğin, Ali ile babası evden çıktılar.” tümcesinde “ile” görev amacıyla kullanılmıştır. Bu tümcede “Ali, baba” sözcükleri arasındaki anlam ilgisini “ile” kurmaktadır. Görev üstlenen “ile” dışında tümcede yer alan “baba,Ali,ev,çık-“ sözcükleri anlamları olan ve gerçek anlamlarıyla kullanılan sözcüklerdir.

Bu bölümde sözcüğün anlam boyutlarını ele alacağız.Bunları sözcüklerin birbiriyle olan anlam

ilişkileri, sözcüğün anlamca incelenmesive diğer anlamsal özellikleri başlıkları altında göreceğiz. 

                                Sözcüklerin değişik anlam özelliklerini görelim.

                              SÖZCÜKLERİN ANLAMCA İNCELENMESİ        

Sözcükler karşıladıkları varlık ya da kavramlara göre tümce içindeki kullanımlarına bakılarak beşe ayrılır.   

.Gerçek Anlam (temel, başat) :

Sözcüğün dilde yerleşmiş herkesçe bilinen anlamı. Örneğin, altın, nefes, keçi vb.

                                . Değişmece Anlam (mecaz)                          

Sözcüklerin gerçek anlamları dışında kullanımına    değişmece  (mecaz,aktarım)  anlamı  denir. Sözcük benzetmeyle başka bir anlamda kullanılır. 

Örnek:

                                  Bu evde ne ses ne nefesvar. ( Bu evde kimse yok.)           

                                 . Terim Anlam

                                   Belli bir alana yönelik olarak kullanılan sözcükler  terimanlamlı olarak adlandırılır.

   Örnekler :           

    Paletimde renkler beni bekliyor. (palet resimle ilgili bir sözcük)

                                    Kare dört ayrıtı eşit dikdörtgendir. ( kare,ayrıt,dikdörtgen matematikle ilgili)      

                                  . Çok Anlamlılık (yan, yakın)                                    

                                   Sözcüğün, gerçek anlamına  bağlı kalarak üstlendiği yan anlam.

                                Örnekler :   

.İstanbul Boğazı görülmeye değer! ( Boğaz, gerçek anlamı insan organı ; bu anlama ters düşmeden o organ özelliğini çağrıştıran yan anlam üstlenmiş)

                                  . Deyim Anlam                                  

                                 En az iki sözcüğün değişmece anlam üstlenmesi.

                                 Örnekler :

                                 taş yürekli (acımasız) , keçi adam (inatçı adam) , gözden düştü ( Değerini 

                                  yitirdi.) , dile düştü  ( Hakkında iyi sözlerin söylenmemesi. ) , Eski hamam eski

                                  tas . ( Değişen bir şey yok.)                            

SÖZCÜKLERİN  ANLAM İLİŞKİLERİ

                              Birden fazla sözcüğü birbiriyle ortak, karşıt, kavranma, seslendirme, anlam  

                            yönlerinden ilişkilendirip karşılaştırmasını anlam ilişkisi olarak değerlendiriyoruz.

                            Bu çalışma sözcükler arasındaki ilişkiyi adlandırıp belirleyeceğinden birden fazla

                             sözcükle yapılır; yani tek  sözcükle yapılmaz.

             Sözcüklerin anlam ilişkilerini şu başlıklar altında  ele alacağız.

 

                                .  Eşanlamlı  ( Anlamdaş, Özdeş )                                      

                                “Göndermek-yollamak,  ulu-yüce, yüz-sima,  çehre-surat, tarz-biçim-üslup,

                                arkasında-peşinde - ardında”vb.. 

Yukarıdaki örnekler sesçe ayrı anlamca yakınya da anlamca birolan sözcüklerdir.Kısaca aynı kavramı karşılayan sözcüklerdir. Eşanlamlı ya da anlamdaş diye nitelenen sözcükler anlamca eşit değildir. Bu sözcükler çeşitli toplum kesimlerinde zamanla birbirlerine yansımalarıyla oluşmuşlardır. Bu sözcüklerin aralarında anlam ayrımları vardır. Yani anlamca birbirine tıpa tıp denk düşen çok az sözcük vardır. Tek başına eş anlamlı sözcükler tümce içinde değişik anlam üstlenebilirler. Dilimizde tüm sözcüklerin eşanlamlısı bulunma koşulu yoktur.                          

Örnekler:

                                   “Alnı açıkyüzü ak.”                       

                                Yukarıdaki deyimde geçen “ak-beyaz”,”açık-kapalı” sözcüklerini anlamdaş olarak

                               bu tümcede  kullanamayız. Çünkü “beyaz”, “kapalı” sözcükleri tümcedeki anlamı

                                karşılamıyor. Deyimi, “Suçu olmayan doğru insanmış.” sözcüklerini kullanarak

                                 eşanlamlı tümce olarak kurabiliriz

                                    . Eşsesli ( Sesteş, Eşad )

Oluştuğu sesler bakımından aynı olmasına karşın değişik anlam ifade eden, ayrı kavramları karşılayan sözcükler eşsesli olarak adlandırılır. Örneğin, “yüz” sözcüğü değişik anlamlarda kullanılabilir.”Başın ön bölümü, sayı adı, yüzmek eylemi”vb. “Kara”sözcüğü “ak” ın, “deniz”in karşıtı; “renk adı” anlamlarında kullanılabilir. “Yaş, bağ, el, yol, ocak, ay, sal” sözcükleri de eşsesli sözcüklere örnektir. 

                                    . Karşıt Anlamlı ( Zıt Anlamlı )                            

“Ak-kara, büyük-küçük, çiğ-pişmiş, açık-kapalı, gündüz-gece, alçak-yüksek, alt-üst, yeryüzü-gökyüzü, dar-geniş, gel-git, başladı-bitti

Karşıt anlamlı  sözcükleraynı kavramın değişik boyutlarını karşılayan eşdeğerli sözcüklerdir.Biri diğerini dışlar. Azdan çoğa,çoktan aza değişen boyutları vardır.

Sözcükler  tümce içinde aynı kavramın değişik boyutunu gösterirken  karşıt anlamlı sözcük  değişebilir. Örneğin, “Bozuk” sözcüğünün, “Bozuk radyo.” tümcesinde karşıtı “sağlam”; “Bozuk para.” tümcesinde de karşıt sözcük “bütün” sözcüğüdür.

                                   .  Genel, Özel Anlamlılık                   

Sözcüklerin “özel” ya da “genel” kavram bildirmesi “dar” ya da “geniş” anlamlı olması demektir.Genel anlamlı sözcük, varlıkları, kavramları ortak özellikleriyle adlandırır; özel anlamlı sözcük ise bir varlığı, tek bir kavramı adlandırır.

Sözcüğün genel ya da özel anlam taşıması, ilişki kurulan diğer sözcüğe bağlıdır. Örneğin, “meşe,ağaç” sözcüklerinden “meşe” sözcüğü “ağaç” sözcüğüne göre özel, ağaç sözcüğü de genel anlamlıdır.

Özel anlamlı sözcükler belli bir nesneye ilişkin ve sınırlıdır. Örneğin, “Çiğdem, Trabzon, Türkçe, Yaban, İstiklal Marşı”vb. 

                               . Öznellik, Nesnellik ( Subjektiflik, Objektiflik )         

“Güzel, iyi, güzellik, iyilik, kötü, kötülük, sevinç, acı, üzüntü, mutlu, mutsuz, mutluluk, mutsuzluk” sözcükleri kullanıldıkları yere, zaman ya da duruma, kişiye göre değişen öznellikiçeren kavramlardır. Bu nedenle soyut sözcüklerdir. 

Öznel sözcükler şiir, öykü, roman gibi duygusal anlatıma yer veren türlerde kullanılır. Soyut kavramları ( duyu organlarımızla algılayamadığımız kavramlar ) bildiren sözcükler öznel sözcüklerdir. 

Kişinin dışında, ondan bağımsız olarak var olan gerçeği karşılayan sözcükler nesnel sözcüklerdir. “Taş, su, yağmur, hava, soğuk, sıcak, kuş, donmak, yanmak, insan, kitap, ay” vb. Bu sözcüklerin karşıladıkları kavramları beş duyumuzdan biri veya birkaçıyla kavrayabildiğimiz için bu sözcükler somut sözcüklerdir. Soyut sözcükler ise dış evrende yer tutmayan, duyu organlarımızla kavranamayan, ancak düşüncede var olan kavramları karşılar. “Özlem, sevgi, tutku, doğruluk, üzülmek, sevinmek” sözcükleri soyut sözcüklere örnek olarak gösterilebilir.

                                   . Nicelik, Nitelik     

                                      Nicelik, ölçülebilen, sayılabilen, azalıp çoğalan, değişebilen; nitelik, nesneye

                                    ilişkin özellik, azalıp çoğalmaz, ölçülmez, sayılmaz, değişmez  diye

                                   adlandırabiliriz. 

                                   . Elmalar ikikilo yüz gram geldi.( elmaların   miktarı )

                                   . İricebir karpuz aldım. ( karpuzun büyüklüğü )

                                   . Beş çift çorap, elli bin lira, bin kilometre ( İlgili varlıklar sayı, değer,uzunluk olarak

                                   belirtiliyor. )

                                   . Evimin genişbir balkonu var. ( Balkonla ilgili   değişebilen bir özellik veriliyor. )

                                   . Karadenizin yüksekdağları vardır. ( Değişebilen özellikten söz ediliyor. )

 

                                   Yukarıdaki örneklerde nicelik özellikleri görmekteyiz. Bu özellikler nesnenin

                                   yapısının dışında bulunur.

                                   . Çok sevimli bir insan. ( Varlığa ilişkin özellikten  söz ediliyor.

. Kapıdaki güzel çocuk kim? ( Çocukta bulunan özellik )

                                   . Yuvarlakmasa, yeşilyaprak, kırıksandalye, yaramazçocuk, kirli işler,

                                   büyük  adam    (değişmeyen özellikler )

                                   Doğrudan varlıkların yapılarına ilişkin sözcükler nitelik anlamlı sözcüklerdir.

 

                                    . Uzak, Yakın Anlamlı        

                                   . Soğuk hava birden ılıklaştı,

“Soğuk”, “ılık”sözcükleri anlamca ters yönde olmasına karşın karşıt anlamlı olmayıp uzak anlamlı sözcüklerdir.

                                   . Sıcak oda serinledi.

“Sıcak”, “serin” sözcükleri de yine ters yönde anlamlar içermesine karşın uzak anlamlısözcüklerdir.

Uzak anlam, benzer yanları değil ayrılıkları gösterir. Anlamca ters yönde olmasına karşın karşıt anlamlı olmayan sözcüklerdir. Yakın anlamlı sözcükler ise, aynı yönde anlam içermesine karşın eşanlamlı değil anlam ayırtısıyla yakın anlamlı sözcüklerdir.Birbirlerine benzeyen kavramları karşılayan sözcüklerdir. Birbirinin yerine kullanılamaz. Örnekler, “kıraçtoprak, bitektoprak, bereketli toprak  “cömerttoprak”; “kıraç-bitek”, “kıraç-bereketli” uzak anlamlı; “bitek-bereketli” “cömert-bitek” yakın anlamlı sözcüklerdir.

 

                                  . Yansımalı                                

“ vız – vızıltı , tık – tıkırtı , mır- mırıltı , mele – melemek , cızırtı , şırıl – şırıl , miyav , hav hav , vu vu vb.”

İnsan dışında doğada var olan varlıkların çıkardığı sesler insanlarca öykünerek söylenmesi sonucu oluşan sözcüğe yansımalı sözcükdenir. Örneğin, şırıl şırıl ( su sesi ) , küt küt ( doğadaki nesnelerin çıkardığı ses ) , zırıl zırıl ( doğadaki böcek ya  da başka hayvanların çıkardığı ses ) , çıtır çıtır ( doğa olayı , yangın durumunda duyulan ses )

 

                                 SONUÇ

                                   Sözcüklerin gerçek kimlikleri kullanıldıkları yerde belirir. Bu nedenle sözcükler

                                    işlev kazandıkları oranda  ses, yapı, anlam boyutlarında değişikliğe uğrar.

                                    Sözcük çözümlemesi sözcüklerin kimliğini belirlemek olarak adlandırılabilir.

                                     

 

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1051
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 682
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster