Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
880
 

Sözcükleri yerinde kullanmak!...

Sözcükleri yerinde kullanmak!...
 


Dil yanlışı, bir başka deyişle anlatım bozukluğu yapmayı, bilinçli yapılan bir eylem olarak düşünemeyiz. İnsanların, böyle durumlarda “yanlış” yapmalarını düşünmek, mümkün değildir.

Bu gibi durumlarda “yanlış” yapma, ya farkında olmamamdan, dalgınlıktan ya da “yanlış”ı “doğru” bilmeden kaynaklanır. Kişi, birinci durumda, farkına vardığı an, bir düzeltme yapar; ama ikinci durum, ancak “öğrenme” ile giderilir.

Günlük yaşamda, ister konuşmada olsun, ister yazmada, dili, sözcükleri yanlış kullanma, sıkça rastlayacağımız durumlar oluyor. Kişi, bir sözcüğü yanlış kullansa da, karşısındaki, o sözcüğün kullanıldığı cümlede ne anlama geldiğini değil de, konuşanın ne demek istediğini anlıyor.

Ama ben, çoğu kez, karşımdakinin ne demek istediğini değil de, söylediğinin ne anlama geldiğini anlıyorum, ona göre yanıt veriyorum.

Bundan yıllar önceydi, 1. MC zamanı, sürgün yerimi Tarsus’a yakın bir yere değiştirmek, kısacası, tayin yaptırmak için, Milli Eğitim Bakanlığı’nda görüşeceğim “büyük”ün verdiği saati bekliyorum.

Öğlene doğru, bulunduğum katta, çalışanı da, işi olanı da kalmadı, gitti.
Ben ortada kaldım. Yanıma yaklaşan görevli, o zamanlar hademe deniyordu onlara, sertçe sordu:

“Neyi bekliyorsun?”

Bakanlık katında, herhalde, dolmuş/ otobüs beklenmez!

Soruya doğru yanıt vermem gerekiyordu; verdim de...

“Saat on ikiyi!...”

Adam, aldığı yanıt karşısında, yüzüme şöyle bir baktı, seslenmeden gitti.

Şimdi, “Neyi?” sorusuna, “Kimi?” biçiminde düşünerek niye yanıt vereyim?

O zaman soruyla, yanıt arasında bir uyum olur mu?

“Neyi bekliyorsun?”

“Genel Müdür Ahmet Bey’i!”

Belki, benim yerimde bir başkası olsaydı, soruyu böyle yanıtlardı.

Doğru mu yapardı?

Dili doğru kullanma açısından düşünürsek, yanlış yapardı.

*****

Soru sorarken, soruyu yanıtlarken, yazarken, elden geldiğince, dili/ sözcükleri doğru/ yerinde kullanmak gerekiyor. Bazen, derdini iyi “ifade” edememe, “ifade” edemeyen tarafından, “Anlaşılmadım”, “Yanlış anlaşıldım”, “Ne demek istediğimi anlamamışlar” gibisinden yakınmalara yol açıyor.

“Sözcük”
sözcüğünü 1950‘lerin sonlarında Melih Cevdet Anday dilimize armağan etti, ama kullanılan sözcükler, artık kullananın oluyor.

Sözcüklere yanlış anlam yükleyen de biziz, onları gönülleri hoş tutacak biçimde, başka sözcüklerle anlamlı kılacak olan da biziz.

Ha, unutmayalım, bir sözcüğün anlamını, birlikte kullanılan öbür sözcükler belirler. Bu bakımdan, cümlede geçen bir sözcüğü, cümle dışında ele almak, ona “çağrışımsal” anlamlardan giderek anlam yüklemek sakıncalıdır.

Sözcükler, sözcüğü kullananın elinde/ dilinde her zaman gerçek değerini/ anlamını bulmaz.

Sözcükleri değerli kılalım!...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yani "TOPlaşma"... Anlam olarak "Toplanıp bir araya gelmek" ti, değil mi, Hocam? Hani diyorum bir de "Mugalata" konusunda bir yazı yazsanız da faydalansak. Selamlar:)

Ümit Culduz  
 22.05.2010 18:02
Cevap :
Ümit Bey... “Üç nokta yan yana, iki nokta üst üste, üsten kesme” yanlışları üzerine yazdığım bir yazıya “giriş” yazarken coşmuşum... Bu yazı, o coşmanın ürettiği yazının sünnetlenmiş biçimi... Öbür yazı, hâlâ, kısa bir giriş bekliyor; yazarsam yayımlayacağım. Bu açıklamayı öneriniz (.. bir de "Mugalata" konusunda bir yazı yazsanız da faydalansak) için yapma gereği duydum. Elim değerse ya da bu yazıda olduğu gibi beklenmedik bir gelişme olursa, hiç kuşkunuz olmasın yazarım. Sözcük, sözcüktür; ister “mugalata” olsun, ister başka bir sözcük... Deneme ya da söyleşi havasında yazarım. Saygılar, selamlar.  22.05.2010 18:38
 

en çok newyorker kulunuz faydalandı bundan :)) şaka bir yana tabi, faydalı bir yazı olduğu için o soruyu sormuştum. Oldukça detaylıca cevapladınız. Fikrinizi zaten biliyordum da, yazıyı okuyanlar da yararlansın istedim. Yani kendim için bişey istediysem namerdim, ne yaparsam halkım için :)) Sevgi ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 22.05.2010 0:26
Cevap :
Murat Bey...Biliyorum, en zor soru, yanıtı bilinen soru sormak, yanıtlamaktır. Kulumuz Newyorker de yararlanmıştır bundan, ama onun klavye, Türkçe karaktere uygun değil. Bu uygun olmamaya karşın, ben onun dilini, ne demek istediğini, satır aralarına gizlenen “ifade”lerden çok iyi anlıyor; okurken de sıkılmıyorum. Yanıtın uzunluğuna gelince: Maksat yararlanma... Aynı şeyleri düşünüyoruz. Maksadımız bilene bildiğini öğretmek değil, “Acaba bu, ne ola ki?” diye düşünene, yardımcı olabilirsek, yardımcı olmaktır; yoksa “kendi kendine gelin güvey(si) olmak” değil! Anlaşmak ne güzel! Her şey halk için.... Güzellikler adına saygılar, sevgiler...  22.05.2010 7:33
 

Dil ve anlatım zenginliği bakımından Salâh Birsel'i örnek vermeniz çok anlamlıydı Sn.Çelik. Hakikaten sözcüklere takla attıran yazardı o. Bir kalem bir sözcükte bu kadar imayı, bu kadar espriyi, bu kadar derinliği, bu kadar hovardalığı, bu kadar hinliği, bu kadar enetelektüel bakışı verebilir mi? Salâh Birsel'se verebilir... Selamlıyorum sizi...

vakayinüvis 
 21.05.2010 21:37
Cevap :
Değerli Vakayinüvis... Salah Birsel'in anlatımı bir başka, onu okumanın verdiği tat da öyle... Yazarken Salah Birsel'i anmamak mümkün mü? Saygılar, selamlar..  21.05.2010 22:37
 

yazindan esinenerek bir blog yazdim. Yayinlanirmi bilmem. Yayinlanir da bu kez de ciddiye alinirsa acaip bir sekilde suphelenmeye basliyacagim haberin olsun iste o zaman sizden yardim rica edecegim. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 21.05.2010 20:24
Cevap :
Değerli Newyorker.... Benim yardımım ancak sözcüklerle olur. Sözcükleri severim, iyi tanırım onları, dilediğim gibi oynarım onlarla, ama incitmem onları... Çünkü sözcükler, bir gün herkesin yardımına koşacaktır! Saygılar, selamlar.  21.05.2010 22:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2459
Toplam yorum
: 2830
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2376
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Türk ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster