Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
905
 

Sözüm meclisten içeri...

Sözüm meclisten içeri...
 

http://worldarchivetr.com/wp/5846-sayili-fikir-ve-sanat-eserleri-yasasi/


Bu ne anlaşılmaz/ anlaşılamaz bir durumdur bayanlar baylar.

Son birkaç gündür gelişen tatsız olaylar <ı>ki bu Fikir ve Sanat Eseri hırsızlığıdır!!! Bu olayların ardından gelişen tartışmalar son derece can sıkıcı boyut kazanmayı sürdürüyor. Bir başkasına ait yazı ve şiirlerin izinsiz ve kaynak belirtmeksizin kendine ait yazı ile şiirler gibi yansıtılması sonucu gelişen bir durumun tespiti ardından da bunun açıklanması ve de gerekenin yapılmasına ilişkin yazılmış olan bir blogun yayımlanması üzerine bazı blogerler tabiri caizse ‘ Gemi azıya aldı’.
Duygularını dile getiren yazılarını elbette kaleme alma özgürlükleri vardır. Ancak özgürlüklerini başkalarının özgürlüklerini engelleyecek, onun kişilik haklarına saldıracak biçimde kullanma hakları olmadığını, diğer bir deyişle “ HADLERİNİ BİLMELERİ” gerektiğini hatırlatma zamanıdır.


Bayanlar baylar

Blogdan çıkarılan kişi yada kişilerin çıkarılma gerekçeleri açıktır. Yaptıkları bilinçli olarak buradan manevi bir kazanç elde etme adına fikir eseri çalmaktır. Bu bir “ESİNLENME” değildir. Prof. Dr. Yılmaz Nişancı aynen şöyle demektedir. “<ı>Tıpkı bir eşyada olduğu gibi fikir ürününün de bir sahibi vardır. Başkasına ait olan fikir ürününü kar veya çıkar amaçlı olarak sahibinden izinsiz olarak kullanmak suçtur. Ülkemizde de, dünyada olduğu gibi fikir ürünleri sahiplerinin maddi ve manevi haklarını koruyan yasalar vardır. Bu alanda soruşturma açılması ve gereğinde karşı tarafa ceza verilmesi için, mahkemelere suç duyurusunda bulunmak gerekir. Hukuki durumlardan daha önemlisi, fikir ürünlerinin izinsiz kullanılmasının suç olduğunun bilinmesi ve gerektiğinde yetkili kişi ve kurumlardan izin alınmasının zorunlu olduğu bilincinin yerleşmesidir”

Oldukça yumuşak biçimde açıklanmış olan bu tanımdan da anlaşılacağı üzere hanımefendi'nin yaptığı bir yanlışlık vardır ve bu yanlış davranışı bir başka Bloger fark ederek gerekli mercilerin de dikkatine sunarak bir blog kaleme almıştır. Bunun üzerine suç işlemiş olan blogerde kurallar gereği Milliyet Blogdan çıkarılmıştır.

Bir taraftan toplumun bozulmasına, değer yargılarının allak bullak edilmesine, geleneklerin yok olmayla karşı karşıya kaldığına, insanlık, dürüstlük, ahlak kurallarına dem vuran ahkâmlar keseceksiniz; ardında da bu suçu bilerek ve isteyerek manevi haz uğruna işleyen kişiyle birbirinize “canımlı cicimli” yorumlar yazdığınız için ya da bir iki toplantıda yakınlık kurup sohbet ettiğiniz için tüm değer yargılarından vazgeçerek “ yazıktır, günahtır!” diyeceksiniz. Bu çifte standartın dikalasıdır baylar bayanlar...


Leyla Önder’in avukatlığına soyunmadığımı, kendini savunabilecek bilgi ve birikime sahip olduğunu en iyi bilenlerdenim. O nedenle bu sıfatı kimse yakıştırmasın. Hatırlatmaya çalıştığım şey bazı blogerlerin <ı>ki bunların başında sayın Necip Köni ve sayın Zeynep Gülay Kibaroğlu gelmektedir — “yazıktır, günahtır, yapılan hainliktir, ekmeği yenmiş suyu içilmiştir” tarzındaki blogları, yorumları ya da mesajlarıdır.

Burada insanlar birbirlerini yazıları ile tanırlar. Dostlukları o minvalde gelişir. Kişiler birbirlerini yazılardaki edebi kimliği ile tanır ve sever ya da sevmeyebilirler. sayın Köni’nin deyimi ile “ aşırma” yazıları ile tanınan, başkalarının emek verdiği şeyleri kendine aitmiş gibi göstererek karşısındakilerin duygularını çalan, sevgisini kazanan, güveninin pekiştiren ve bunların sonucunda ‘ arkadaş olma’ payesini kazanan kişi yazıyı bloguna koyan mıdır, yoksa o yazıyı yazan mıdır baylar, bayanlar...


Bu olayın manevi boyutudur.

Bir de Hukuki boyutu vardır ki konuyla ilgilenenlerin dikkatine sunmak istiyorum. Hukuk Profesörü olan ve konuya ilişkin yüzlerce makalesi bulunan, özellikle de Fikir Eserleri Hukuku’na ilgili kanun kitapları yayımlayan sayın Prof. Dr. Ünal Tekinalp’in konuya ilişkin “ Fikri Mülkiyet Hukuku” isimli kitabının 289. sayfasında yer alan madde 71 aynen şöyle der. (Bu Fikir ve Sanat Eserleri kanununun 71. maddesidir)

1- Manevi haklara tecavüz halinde oluşan suçlar (FSEK m 71)

a- Alenileşmiş olsun veya olmasın eser sahibinin veya halefinin yazılı izni olmadan bir eseri umuma arzetmek veya yayınlamak suçu

b- Eser sahibi veya halefinin yazılı izni olmadan bir esere veya çoğaltılmış nüshalara ad koyma suçu

c- Başkasının eserini kendisinin veya kendi eserini başkasını eseri olarak gösterme suçu

d- FSEK m. 15 e aykırı hareket etmek suçu (adının belirtilmesi maddesi)

e- Kaynak göstermemek veya yetersiz, yanlış ya da aldatıcı kaynak göstermek suçu (FSEK m.32-40 de belirtilen hallerde)

f- Eser sahibinin yazılı izni olmaksızın bir eseri değiştirmek suçu

Bunların CEZASI: Bu suçlardan herhangi birinin işlenmesi halinde kişiler hakkında 4-6 yıla kadar hapis ve 50-150 milyar liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.”

Yasalar böyle diyor. Milliyet Blog sitesi’nin üyelik sözleşmesi ne diyor? Onu da merak edenler sitenin ana sayfasındaki linkten öğrenebilirler..


Sonuca gelecek olursak. Bu hukuksal anlamda bir suç. Ve yukarıdaki hükümler gereği yasal işlemler yapılmış olsaydı adı geçen hanımefendi daha büyük sorunlar ile karşı karşıya kalacaktı. Bu kadar ucuz atlatmış olması onun için olumlu olarak değerlendirilmeli. Öte yandan farklı kişilerin yazıları, şiirlerini kendi eseriymiş gibi yazmış olması insanları bilerek ve isteyerek aldatma yolunu seçmesi bazıları için hoş karşılanabilecek bir durum olabilir. Ancak toplulukların sağlıklı yürüyebilmeleri için kurallar konur. Ona uymayanlar toplumun huzurunu bozmalarından ya da ikinci, üçüncü şahısların duygu / düşüncelerini suistimal etmelerinden dolayı gerekli cezayı almazlar ise bir dönem sonra o topluluk kendine özgü bir toplum olmaktan çıkacak, başkalarının egemenliği altında yaşamak zorunda kalacaktır. Bu da kendini MB Blog ailesi üyesiyim diye onurlanan bizleri üzmek için yeterli bir sebeptir.


O nedenle bayanlar baylar, çeşitli demogojik üslupların ardına gizlenip, üzerinize giydiğiniz duygu sömürüsü zırhını çıkarın ve okurları yanlış düşüncelere yönlendirip bunu meşru kılmaya çalışmayın.. Yazılarınızdan dolayı şahsınıza duyulan saygıya yazık ederseniz!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anlayamadığım bir husus var Sayın Ömer Bey. Sizin yazınıza yaptığım sert eleştiriye verdiğiniz saygılı ve yumuşak cevaba nazaran; Leyla Önder Hanımefendi için yaptığım eleştiriye, avukatı değilim demenize rağmen; gösterilen bu infial niye? Ben o yorumumla Leyla Önder Hanımefendiyi yargılamış değilim. Sadece verdiği cezanın suç ile orantılı olmadığını belirtmek istedim. Saygılarımla...

Hilmi Polat 
 18.09.2008 0:40
Cevap :
Değerli hocam, Konuya ilişkin merağınızı aydınlatmak üzere yazıyorum. İnsanların yaşamlarında çok özel kişiler,önemli kişiler ve olsada olur, olmasa da olur kişiler vardır. Leyla Önder yaşamımda çok özel kişilerden biri. Biraz daha açmak gerekirse AŞIK olduğum kadın Leyla Önder ve onun canını yakmak isteyenlere karşı savunu mekanizmam devreye giriyor. Sizi tenzih ederek diyorum ki; bazı ardniyetli zat-ı şahaneler kendilerine has duygu ve düşüncelerini, eleştiri dozunu ayarlayamayarak saldırıda bulunuyorlar. İşte o zaman herkeslerin yapabileceği gibi bendeniz de sevdiğim insan adına üzülüyor ve sert tepki verebiliyorum. Zatınızı incitecek bir üslup kullandıysam affımı istirham eder saygıyla ellerinizden öperim..  18.09.2008 15:08
 

Usta Ebrunun yaptığı çok yanlış... alıntı yapmışsa da altına bunu ifade etmeliydi... Bu olayın açığa çıkmasına vesile olduğu için Leylaya teşekkür etmek lazım... Ama tadı kaçmadı mı bu kadar uzatarak.... Sevgilerr

Adem ÇALIŞKAN 
 15.09.2008 10:20
Cevap :
sevgili Adem, sanırım telefon trafiğinden bunalan bir tek sen değilsin. Benzer durumlar ile karşıkarşıya kalan bir çok bloger var. Olayı farklı boyutlara taşıyarak rant (!) elde etmek isteyenler ( bu rantın ne olduğu konusunda umarım yeni bir tartışma başlamaz) kendi düşüncelerini kaleme alıp 'arkadaşlık -dostluk' adına ahkamlar kesmeye başlayınca doğal olarak bu önemli konu, özünden koparak anlamsız abuk bir tartışma halini aldı. Hoca nasreddin'in dediği gibi " yorgan gitti kavga bitti" olmadı bu kez... Neden?.. Çünküüü.. Neyse Ademim yaa! yeni polemikler oluşmasın.. Eşeğin kulağına da su kaçmasın... Sağlıkla ve savgiylekal.  16.09.2008 14:34
 

Leyla Önder Hanımın Bu Bir Hafiyelik İtirafıdır. Başlıklı yazısına yorum. Üzüldüm. Hem sizin adınıza ve hem de tanımadığım o arkadaş adına. Burada o arkadaşı savunacak değilim. Yaptığı bir suç. Hem de cezai karşılığı olan bir suç. Ama bu suça ceza vermek ve infaz etmek size düşmez kanısındayım. Sayın Neşe Evrim Hanımefendinin yorumuna ve sizin o yorumda verdiğiniz bir cevaba aynen katılıyorum. Siz hem idam hükmü vermiş, açık alanda bu hükmü uygulamış ve hem de uyguladıktan sonra yapılan yorumlarda gördüğüm kadarıyla yaptığının zararı size olmayan bu zavallı demeyeyim de bu aciz kişiyi, ibreti âlem için boynundaki iple sokaklarda sürüklemişsiniz; Bu suçun cezası bu olmamalıydı. Kusuruma bakmayın ama bu kişinin arkadaşınız olması; yorumlara verdiğiniz cevaplarla, bazı şeyler çağrıştırıyor, Keşke ima yollu değil de açıkça uyarsaydınız arkadaşınızı. Arkadaşlığın ve dostluğun gereği buydu. Çok ağır bir ceza ve infaz olmuş. Bu yorumumu yayınlar mısınız yayınlamaz mısınız bilemiyorum. Saygıl

Hilmi Polat 
 13.09.2008 20:21
Cevap :
Değerli büyüğüm, Anlaşılan o ki sizde konuya dostluk kavramı ile yaklaşmışsınız ve Leyla Önder'i 'dost satan hain' olarak değerlendirmişsiniz. Ve üzülerek söylemeliyim ki siz de ataların " doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" deyişini haklı çıkaran bu yorumunuz ile adınıza hicap duymama vesile oldunuz.. " Sen kimsin ki benim adıma hicap duyuyorsun evlat!" diyebilirsiniz.. Ben bu kadar kaba bir söylem içinde değil ama şunu söyleme hakkına sahibim sanırım. Tanımadığınız insanların arasındaki bilmediğiniz arkadaşlık- dostluk ilişkisini hangi ölçmedeğerlendirme metodu kullanarak ölçtünüz ve yargılıyorsunuz ki! Asıl Yargısız infaz sizinki değil midir üstadım? Dilerim konuya bir de bu pencereden bakarsınız üstadım. Saygıyla efendim..  16.09.2008 15:01
 

Üzgünüm Sayı Ömer Sabahattin Bey. Bu söylediklerinize katılamadığım için üzgünüm. Ve bu yazınızda birilerinin savunucusu olduğunuz kokuları duyduğum için de üzgünüm. “ Bazı blogerler tabiri caizse gemi azıya aldı “ “ HADLERİNİ BİLMELERİ gerektiğini bilmeleri zamanıdır “ Burada intihal yapanları savunacak değilim. Sizinde belirttiğiniz gibi yasalarımızda bunun cezası var. Ancak her suçun da verdiği zarar ve bu zarara maruz kalana göre yargılanma usulü ve cezası vardır. Savunduğunuz Sayın Hanımefendi bir başkasının işlediği suçun mağduru olmadığı halde; hem hüküm veriyor, hem infaz ediyor, hem de teşhir ediyor. İntihal yapanı kınıyorum ama Bu Hanımefendinin savunulacak bir tarafını göremiyorum. Devamda O Sayın Hanımefendinin itirafına yaptığım yorumu bulacaksınız. Saygılarımla...

Hilmi Polat 
 13.09.2008 19:43
Cevap :
Muhterem büyüğüm, öncelikle konuya müdahil olan görüşünüzü paylaştığınız için teşekkür ederim. Leyla Önder'in avukatlığına soyunmadığımı yazımın içinde belirtmiştim.Yazımın tamamında, konunun etik anlam daki yanlışlığının yanısıra, bu konuyu farklı mecralara ( arkadaşlık-dostluk kavramları) çeken başka blogerlerin yorumlarına karşılık yazıldığını çözdüğünüzü umut ediyorum. 'Yargılamak' ve 'infaz' kavramları ne Leyla hanımın yazılarında ne benim yazımda mevcut değil. Bu nedenle söylediklerinizi üzerimize almamız da mümkün değil. "HAD BİLME" "GEMİ AZIYA ALMA" deyimleri ise olayı kayıkçı kavgasına çevirme gayretli ve buradan okuyucu yorum, mesaj rantı elde etmek isteyen bazı blogerlerin olayı ahde vefa boyutuna çekme gayretlerinden dolayıdır. Şahsınızı rahatsız eden ifadeler var ise bu rahatsızlığa sebebiyet veren anlatım bozukluğum için affınızı istirham eder ellerinizden saygı ile öperim efendim..  16.09.2008 14:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 807
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1227
Kayıt tarihi
: 10.09.06
 
 

48 yıldır yaşıyorum.Gazeteciyim, müzisyenim, babayım... Önce insan ve iyi bir yurttaş olabilme çab..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster