Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2017
 

Sözün ayna simetrisi

Sözün ayna simetrisi
 

Resim: nuansvitray.com


Simetri takıntısı diye bir hastalık olduğunu duymuşsunuzdur.

Kim bilir? Duymanın ötesinde belki de böyle bir rahatsızlığınız vardır.

Adı çok ürkütücü görünmüyor, ancak simetri takıntısı olanlar bunun nasıl bir zorluk olduğunu iyi bilirler.

Benim –çok şükür- hiçbir takıntım yok diye düşünüyordum. Ama bir gün bir takıntımın olduğunu fark ettim. Birlikte yaşadığım bu takıntıya o kadar alışmışım ki, bunun bir takıntı olduğunu bile fark etmemişim. Hatta yaşam tarzı haline getirmişim.

Benim takıntımın bilimsel bir adı var mı bilmiyorum. Tedavisi var mı? Onu da bilmiyorum.
Benden başka bu takıntıya sahip kaç kişi vardır? Onlar bunun bir takıntı olduğunu biliyorlar mı? Hiç biri hakkında fikrim yok.

Doktor dostuma sormuştum; doktor, benim böyle bir takıntım olduğunu düşünmeye başladım, bu bir hastalık mıdır? Eğer hastalıksa tedavi ettirmem gerekir mi?

Doktor bir kahkaha attı; sizin işiniz bu. Bu olsa olsa meslek hastalığıdır, ama müsaade edin psikolog bir arkadaşım var, ona danışayım.

İşi ciddiye alıp yanımdayken telefon etti. Arkadaşı da bir kahkaha attı. Böyle bir hastalık yokmuş, üstelik de bu bir hastalık değilmiş. “Keşke bende de olsa” demiş…

Doktorlar bu hastalığı henüz keşfetmemişler demek ki. İlk keşfeden ve ilk tanı koyan benim. Üstelik de ilk tanıyı kendime koydum. Bir gün bilim bunu bir hastalık olarak kabul ederse benim adımla anılması gerekiyor, bu yüzden de bu yazıyı yazıyorum.

Düşünebiliyor musunuz? Doktor hastasına şöyle diyor:

- Hımm, bunun adı Haluk Seki hastalığı.

- Tedavisi var mı doktor?

- Valla zannetmiyorum, tanıyı ilk koyan adam da bu hastalıktan muzdaripmiş, hala da böyle yaşıyormuş. İsterseniz onun yazılarını okuyun, belki faydası olur. En azından hastalığınızla barışık yaşamayı öğrenirsiniz.

- Kimdir bu adam? Nerede bulurum?

- O doğuştan bir dahi. Milliyet Blogda yazıyor.


Breh breh… Sükseyi düşünebiliyor musunuz? Dünyanın her yanından MB tıklanıyor ve hastalığın seyri izleniyor.

Hay Allah, benim takıntımın ne olduğunu söyleyecektim, lafı gene çok uzattım.


Takıntımın adı; sözün ayna simetrisi hastalığı.

Evet, böyle bir alışkanlığım var.

Bir kişiyi dinlerken, okurken zihnimde söylediği sözlerin “ayna simetrisini” alırım.

Bir gelişmeyi duyduğumda gelişen olaya bakmam, olayın ayna simetrisini alırım.

Yani duyduğum, okuduğum, izlediğim her şeyin ayna simetrisini alır ve “gerçeğin ne olduğunu” düşünürüm.

O yüzden hiçbir olayı bana aktarıldığı gibi algılamam.

Hiçbir sözü yazıldığı ya da söylendiği şekliyle algılamam.

Yani hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını düşünürüm.


Olaylar karşısındaki görüşümün doğruluğu bir süre sonra ortaya çıkar ve bana sorarlar: Nasıl anladınız?

Nasıl anlatabilirim ki? Sözün ayna simetrisini aldım desem anlamıyorlar. Örnek veririm.


Size de anlatamadığımı farkındayım. O yüzden örnek vermeliyim.

Diyelim ki şöyle bir başlık okudum:

Özür dilemesini bilmeyen erdemsiz cahillere şunu tavsiye ediyorum:

Hah, işte bu lafın ayna simetrileri zihnimde anında canlanır. Nedir bunun ayna simetrileri?

A) Ben özür dilemesini bilirim, demek ki erdemliyim.

B) Benim gibi olmayanlar cahil ve erdemsizdir.

C) Ben aydınım ve yol göstericiyim.

D) Herkes benim gibi olmalıdır ve/veya düşünmelidir.


Breh breh… Tek cümle ile neler deniyor, ne övünçler çıkartılıyor görüyor musunuz?

Peki, bu sonuçlardan sonra yazar ne demek istemiştir?

Yani lafın “tam ayna simetrisi” nedir?

Ben kendisini aydın zanneden bir megalomanım. Burada benden başka hiç kimse doğru düşünmüyor.

İşte böyle; lafın ayna simetrisini çıkartmak gibi bir hastalığım var.

Bir yazı okuduğumda yan yana dizilmiş harflere ve sözcüklere değil de, “lafın nereye gittiğine” bakarım. Lafın nereye gittiğine bakmadan önce “kimden geldiğine” bakarım. (Bu aşamada da aklıma nedense hep Hazreti Mevlana gelir…)

Yazan ne demişse demiştir, ama yazının “posası” ne demektedir? Bunu algılarım.

Çünkü yazının posasından yazarın zihnindeki “posa altı” rahatlıkla seçilebilir.

Ne yapayım, bu bir takıntı işte. Bir nevi hastalık…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Sözün ayna simetrisi" deyimi kulağa hiç fena gelmiyor. Ben genelde "sözün büyüteç görüntüsü" yöntemini kullanırım. Araya büyüteç girince hadise daha netleşiyor. Size takıntınız konusunda acil şifalar diliyorum :)) Ve hemen bloglarda dolaşıp bu kez aynaya kim/kimler düştü bulmaya gidiyorum :))

Nilgün Akad 
 23.12.2008 23:45
Cevap :
Biz teknik terimler içinde ayna simetriyi çok kullanırız sevgili Akad. Sanırım oradan esinlendim, ama bir de "zum" yapmak yani sözü büyüteç altına almak vardır, en ince detaylar "zum" yapınca görülüyor. Şifa dilekleriniz için teşekkür ediyorum, ama sayenizde bir de "zum" hastalığım olduğunu görmüş oldum. :-)) Sevgi ve saygıyla...  24.12.2008 10:06
 

sizin hayatınızda sanırım çok az yanılma gibi pozitif bir olaya sebeptir. Bu yüzden güzel bir hastalığınız var...Sizde bilgilerinizle en azından bana bir ayna oldunuz .. bundan dolayı teşekkür ederim... herşey gönlünüzce olsun inşallah...saygılarımla..

fugen 
 22.12.2008 22:52
Cevap :
Ayna simetrisi alışkanlığı insan ilişkilerimde az yanılma payı sağlıyor sevgili fugen, bu doğru, ama keşke sıfır yanılma payıla insan ilişkileri kurabilsek. O az pay bile insanın (bazen) canını çok yakıyor. Eğer size ayna olabildiysem çok mutlu olurum. Böyle düşündüğünüz için asıl ben size teşekkür ediyorum. Ayna simetrisi tekniğini siz de başarılı bir şekilde kullanırsınız umarım. Sevgi ve saygılarımla...  23.12.2008 11:24
 

Sizinki olumlu bir takıntı bence, bir çözümleme tekniği oluşmuş zihninizde. Kurtulmayı istemek niye?

Hasan ARSLAN 
 21.12.2008 15:05
Cevap :
Sevgili Arslan, takıntım güzel güzel olmasına ama bazen insanı sıkmıyor değil.:-) Dümdüz yaşayıp gidenleri görünce insan bazen imreniyor, ama gene de kurtulma isteğim sadece bir ironiydi. Yorumunuz için teşekkür ediyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.  21.12.2008 15:37
 

Bende takıntının pek çok çeşidi var:) Simetri takıntısı bunların en masumlarından. Bu konularda uzman bir arkadaşıma sorduğumda, bütün bunların beni rahatsız edip etmediğini sordu, etmiyor deyince de aldırmamam gerektiğini söyledi. Şimdi size yazacağım her cümleyi tartmam gerekecek:) Şaka bir yana; sizinki takıntı değil, rafine bir insan olmanın getirdiği güçlü önsezilere sahip olma meziyeti. Sizi övmüyorum, sizi yazdıklarınız kadar tanıyorum çünkü. Sadece aylardır okuduğum bir yazar olarak bende bıraktığınız izlenimi dile getiriyorum. İnsan sarrafı olmak güzel bir meziyettir, siz de bir sarrafsınız benim gözümde. Sevgiyle...

Tülin Aksoy 
 20.12.2008 16:57
Cevap :
Bazen takıntılı yaşamak da güzeldir sevgili Aksoy.:-) Sizin cümlelerinize dikkat etmeniz gerekmiyor bence, siz "olduğu gibi olan" bir insansınız, dolayısıyla cümleleriniz de "olduğunuz gibi". Siz ve sizin gibiler değil ama "mış" yapanlar hayatın içinde daha dikkatli cümleler kurmalılar, çünkü herkes her "mış" yapmanın arkasında bir sahte kimlik bulunduğunu biliyor artık. Hazır "mış" tan söz açılmışken ben de "sarraf mış" gibi yapmayayım. Keşke ben sizin söylediğiniz gibi olabilseydim sevgili Aksoy. Benim için oluşturduğunuz kanaatin nedeni (İçimizdeki Everest yazımda belirttiğim gibi) güzellikleri içinizde barındırıyor olmanızdır. İçinde yücelik ve güzellik barındıramayan bir insan başkasında bunları göremez. Gene de güzel sözleriniz için çok teşekkür ediyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum... ( Bu arada merak edenlere "mış" örnekleri vereyim; zengin miş, fakir miş, hastay mış, sağlıklıy mış, aydın olmadığı halae aydın mış gibi yapmalara mış yapmak diyoruz)  21.12.2008 11:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 1679
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2005
Kayıt tarihi
: 27.05.07
 
 

Yaşayacağım yıllar yaşadıklarımdan daha az... Öyleyse "adam gibi yaşamalı" diye düşünüyorum. Kola..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster