Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
338
 

Spiral yongalı yaşamlar - 5

Spiral yongalı yaşamlar - 5
 

“Başörtüsü„ rumuzuyla markalaştırılarak emperyalist sermayeye çıkar üreten yoz bir tartışmanın yıllardır gündemde yaşattığı ama aslında magazin boyutunun ötesine geçmeyi hiçbir zaman hak etmeyecek “kadının başı açık mı olmalı, kapalı mı?„ sorusu artık zihinleri anlamsızca meşgul edememeliydi.

Bölüm - 1: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=117367
Bölüm - 2: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=117522
Bölüm - 3: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=117890
Bölüm - 4: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=143463

Doktor Ender, bütün hayatını bir metropolde geçirmişken diğer birçok dünya toplumunu da yerinde gözlemleme fırsatını bulmuş, tıp alanında aldığı uzmanlık eğitimi sayesinde ise bilimsel ve analitik düşünce sistemlerine yakın, çevresine duyarlı bir birey olmanın sorumluluk bilinci içinde hareket etmesinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyordu. Üstelik ona göre, takındığı bu kararlı tutum ne skolastik düşünce sistemleri içinde ne de herhangi bir bağnazlık ya da bir fikir kısırlığı olarak açıklanamazdı.

Kişilerin kendisiyle yüzleşmesine katkı sağlamak yolunda, içince yaşadığı toplum adına büyük bir fırsat bile olabilirdi aslında önündeki bu dava. “Başörtüsü„ rumuzuyla markalaştırılarak emperyalist sermayeye çıkar üreten yoz bir tartışmanın yıllardır gündemde yaşattığı ama aslında magazin boyutunun ötesine geçmeyi hiçbir zaman hak etmeyecek “kadının başı açık mı olmalı, kapalı mı?„ sorusu artık zihinleri anlamsızca meşgul edememeliydi.

Düşündükçe aklı almıyordu. Bir kadın gelip hamile kalmak istemiyorum gerekeni yap diyerek, aslında düzenli ve sürekli bir cinsel yaşamın mevcudiyetini alenen ortaya ifşa edebiliyor. Ancak, bu cinsel yaşamın meşruluğu dolaylı olarak dahi sorguya mevzu edilemiyordu. Bu durum, toplumsal boyutta yaşanan ileri derecedeki samimiyet yoksunluğuna tek başına bile yeterli gösterge değil miydi?

Neredeyse insanın var oluşuyla birlikte hayat bulan, “kadının bekareti ve tek eşlilik„ paradigması değil miydi, toplumda enine boyuna tartışılmayı hak eden esas mesele. Açılan davanın içinde saklanan ve ne hikmetse bir türlü dile getirilemeyen gerçek rahatsızlık da bu değil miydi?

Evet, Doktor Ender! dedi kendi kendine. Vakit o vakit. Halep oradaysa arşın da burada koçum. Göster kendini…

Elindeki kağıt parçasına dalarak bir çırpıda aklından geçen bu düşüncelerle yeterince kışkırtıldığını hissederek kendine geldiğinde, adeta duruşma salonunda bekler gibi ayakta duruyordu. Henüz masasına bile geçememişti ki, başını kaldırdığında asistanını da karşısında meraklı bakışları ile kendisini izlerken buldu. Günlük randevu programını ve diğer konuları görüşmek üzere oturdular. Belli ki, her zamankinden farklı bir gün olmayacaktı program anlamında. Ancak, o günü ajandasında özellikle işaretlemek istedi. Farklı ama önemli bir sürecin onu beklediğine dair güçlü bir his ve coşku belirmişti içinde.

Asistanına döndü ve seslendi. “Sevil hanım kayıtlarınıza bir bakarsanız yaklaşık bir ay kadar önceydi eğer yanlış hatırlamıyorsam, Duygu Karasaç isimli bir hastamız oldu. Spiral uygulandı. Dosyasını görmek istiyorum.” Asistanınsa, hastanın isim bilgilerinin tam hatırlanmış olması dikkatini çekmişti. Merakını belli edercesine sormak istedi. “Soy addan da eminsiniz değil mi Ender Bey?” Ender gülümseyerek “siz dosyayı getirin, biraz sohbet edelim.” dedi. Kısa bir süre sonra dosya önündeydi. Aldı ve merakla inceledi. Operasyon kayıtlarının dışında herhangi bir bilgi işlenmemişti. “Sevil hanım buyurun oturun” demesiyle zaten sabırsızlık içinde bu daveti bekleyen asistanı hemen koltuğuna yerleşti. Bekletmeden sordu Ender, “hatırlıyor musunuz bu hastamızı?” Asistan ise henüz şaşkındı. Durumu halen anlayamamış olmanın sıkıntısı içinde “sadece isim bilgisi ile bir ay kadar önce ve yalnızca bir kez gördüğüm bir hastayı hemen hatırlayamadım Ender Bey” diyerek serzeniş ifadesini sayın patronunun yüksek dikkatlerine sunmuştu bile. Ender ise alışkındı bu sabır taşkını, akıl dolu, samimi edalara. O da durumu bir an önce paylaşmak istiyordu ve daha fazla bekletmedi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 61
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1212
Kayıt tarihi
: 25.05.08
 
 

İstanbul'da doğdu. Teknik Lise Elektronik Bölümünde okurken rakamlara olan ilgisini de keşfetti. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster