Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
4105
 

St. Petersburg`da alis-veris diyaloglari...

St. Petersburg`da alis-veris diyaloglari...
 

Hani derler ya 'anlatilmaz, yasanir"... Iste o gunlerden biri.

Bir suredir St. Petersburg`dayim biliyorsunuz.

Evde is bolumu var. Herkes, bir yana kosusturuyor.

Sanirim "cok dusunmusler" (!)... Bana da alis-verisi uygun gormusler. "Neden olmasin" dedim... Ama tek basina olmayacakmis gidisim... Yanima bir Rus tanidigimiz da katilacakmis. Ona da "peki". Nereden bilirdim ki bu "peki" basima isler acacak.

Refakatcimin eline Rusca listeyi tutusturdular, bana da yazarken aciklama yaptilar... Yani benim aklimda, adamin elindeki listede "alacaklarimiz". Ama oyle uzun ki liste, nasil olsa "yazili" diye... Cok da dikkat etmemisim teferruata. Sadece hangi meyveler-sebzeler alinacak biliyorum... Bir de balik ve et kalmis aklimda. Kendi ihtiyaclarimi da unutmamak icin Turkce listelemisim zaten.

Gittik hipermarkete... Once meyve-sebze bolumunden basladik. Bildigim kadariyla listede, yesil elma var en basta. Ama markette de tum elmalar yesil ve oyle cok ki cesit. Nereden bilirim ki ben "golden de dahil" tum elmalarin (ve pek cok meyvenin) yesilken geldigini buraya... Meyve-sebze alis-verisi sorumulugumda olmadigindan, dikkat etmemisim daha once hic. Hatta marul ve maydanoz turleri kucuk saksimsilarda, koklu. (Uzun sure dayansin ve taze kalsin diyeymis).

Hangisini alacagimizi soruyorum (Ingilizce)... Adamcagiz basiyla onaylarken, her gosterdigime "Yes, yes" diyor. Bir yandan da kendi dilinde bir seyler soyluyor bu arada... Ve ben onun anladigini ve onayladigini zannediyorum.

Diger meyve ve sebzelerin yanina gidiyorum... Soruyorum, onayliyor yine "Yes, yes"... Koyuyorum sepete.

Meyve sebze bolumu bitince basliyor felaketim... Surekli "Miiiit" (meat=et) diyor ve etlerin oldugu tarafa dogru gidiyor... Oysa abla bana ogretmis, "et. balik, sut urunleri en son alinir". Soyluyorum. Degisen bir sey yok. "Miiittt" diye diye market arabasini etler ve baliklar bolumune cekistiriyor.

Durmasini soyluyorum, sanki duymuyor... Devam ediyor "Miitt" diyerek gitmeye. Tutup durduruyorum arabayi... Ve tekrar "tane tane" anlatmaya basliyorum. Bos bos bakiyor yuzume. Ve basliyor Rusca konusmaya.

O Rusca konusuyor (Ne dedigini bilmiyorum)... Ben Ingilizce "en son et ve balik alacagimizi" soyluyorum... Hem de nedenlerini aciklayarak. Ve bu bir sure bu sekilde suruyor... O arabayi cekiyor, ben tutuyorum. Birden insanlarin bize baktigini fark edince... Gorunusumuzun ne kadar komik ve tuhaf oldugunu fark ediyorum. Ben Ingilizce, o Rusca tuhaf bir "diyalog" icinde... Karsilikli surekli "farkli dillerde" birbirimize derdimizi anlatmaya calisiyoruz.

Nefes nefese kaliyorum bir an... Ve bir kadin dokunuyor koluma yavasca... Ingilizce olarak "yardim edeyim size" diyor. Tahminen vatandasi sandi beni (!). Anlatiyorum derdimi ve alacagimiz bazi seylerin de yerini soruyorum. Ve adama elimle "burada bekle" isareti yapip (konusmaya takatim kalmadi cunku) kadinin pesine takiliyorum. Bu arada bir gorevliye de isaret ediyoruz "Gel" diye. Kadin hem Rusca, hem Ingilizce bildiginden... Ben kadina Ingilizce soyluyorum "listeden aklimda ne kalmissa artik", kadin gorevliye Rusca`ya ceviriyor... Kendi listemdekiler de dahil... Aradiklarimi buluyor ve aliyorum.

Geri geldigimde adami biraktigim yerde bulamadigimdaki panigimi gormeliydiniz... Cep tel numarasi yok bende... Koskoca alan, adi uzerinde "hipermarket". Ne yapacagimi dusunurken kara kara... Aklima "miiittt" demesi geldi. Etlerin oldugu tarafa dogru gittigimde, balik sirasinda oldugunu gordum. Nasil rahatladigimi anlatamam.

Bir de balik secimi sirasinda yasadiklarimiz var ki... Evlere senlik.

O, anlamadigim bir balik adi soyluyor, bense somonda israrliyim. Neyse siradakilerden biri Ingilizce biliyormus... Hem onun dediginden, hem de somonumuzu aldik.

Bu arada enteresan bir sey daha var anlatmasam olmaz... Ben ne soylersem soyleyeyim "basini salliyor'... "Yes" diyor. (Bana gore onayliyor (!))... Ama o da Rusca bir seyler soyluyor karsiliginda... Acaip bir "diyalog (!)" anlayacaginiz.


Eve geldigimizde... Ayni elma cesidinden "ama farkli boyutlarda" aldigimizi... Bazi seylerin "alacak listesiyle uzaktan yakindan alakasi olmadigi" anlasiliyor. (Bunlar, benim sorup-onun onayladiklari (!) )

Cok basarili sayilmasa da... Fena bir alis-veris olmadigini soyleyerek teselli etmeye calisan ablam... O "liste disi" seyleri neden aldigimi, listede yazili olan bazi seyleri ise neden almadigimizi soruyor gulerek. Ben de "sordugumda listeye bakip, kafasini sallayip, "Yes" diye onayladigini" soyluyorum. Ve tum olup-biteni anlatiyorum

Evdekiler basliyorlar kahkahalarla gulmeye...

Ve ogreniyorum kiii.... Refakatcim (!) "Yes ve no disinda" tek kelime Ingilizce bilmiyormus.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

akıcı bir dil olsaydı, bu şirin anı olmayacaktı...

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 17.04.2008 23:51
Cevap :
Merhaba, Şimdi hatırladığımda beni güldüren... Ve "şirin bir anı" olarak çok güzel isimlendirdiğiniz o olay... Yaşandığı zaman dilimi içinde tek kelime ile "felaketti":)) Mutlukalın:))  18.04.2008 16:16
 

:)) Tıpkı benim kadar ingilizce biliyormuş refakatçiniz......... sevgiler, selamlar uzaklara

Meral Yağcıoğlu 
 21.02.2008 10:28
Cevap :
Merhaba, Ama siz dunyanin en zor dillerinden biri olan Turkce biliyorsunuz:)) Mutlukalin:))  22.02.2008 13:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 1165
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1900
Kayıt tarihi
: 12.04.07
 
 

Bana biri kendini anlat dese, susar kalırım. Her konuda çılgın bir istekle konuşan ben, işte o anda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster