Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '17

     
    Kategori
    Kişisel Gelişim
    Okunma Sayısı
    160
     

    Starbucks Sendromu

    Starbucks Sendromu
     

    Para harcadığında kendisini daha mutlu hisseden insanlar için..


    Herkese Merhaba,

    Uzun zamandır içimde olan, yakın çevremdeki birçok arkadaşımla daha önce paylaştığım bir düşüncemi sizlerle de paylaşmanın değişik bir fikir olduğu düşüncesinden yola çıkarak bu yazıyı kaleme alıyorum. (Burada klavyeye alıyorum daha doğru bir tabir olacaktı ama kulağa pek hoş gelmediği için kullanmadım :))

    Geçmiş yıllarda (yaklaşık 30 - 40 sene öncesinden bahsediyorum) Türkiye'de memur olmak, toplum içerisinde saygı duyulmaya ve hayatın bazı alanlarında daha güvenilir olmaya neden olabiliyordu. İnsanlar memurlara daha rahat borç verebiliyor hatta müstakbel kayınpederler kızları bir memur ile evlenecekse daha hoşgörülü olabiliyordu. Ben de bir memur çocuğu olarak toplumun birçok kesimi gibi babamla bugüne kadar hep gurur duydum ve ömrümün sonuna kadar da gurur duymaya devam edeceğim.

    Bahsettiğim yıllarda Türkiye'de orta direk kavramı oldukça yaygındı ve annelerin bir çoğu bence dünyanın en kutsal mesleklerinden birisi sayılan ev hanımlığı yapıyor, herhangi bir işte çalışmıyorlardı. Bunun sonucu olarak eve sadece tek bir maaş giriyor ve ay sonunu borçsuz kapatmak büyük bir başarı sayılıyordu.

    Babam, ay sonuna doğru elimizde fazladan para kalmışsa, annemin o gün yemek hazırlayarak yorulmasına kıyamadığı için bizi dışarıda yemeğe götürüyor ve anneme belki de verilebilecek en ucuz ama bir o kadar da değerli hediyeyi veriyordu. Bu yemeklerde adı konulmamış bir kuralımız vardı. Yemeği yerken yanında herhangi bir içecek almıyorduk çünkü dışarıda normalde X TL olan bir içecek, restoranda Y TL oluyordu. (Y TL > X TL) (İlla sayısalcılığımızı konuşturacağız :), alışkanlık, kusura bakmayın lütfen). 

    Yukarıda anlattığım olayın bir benzerini eminim bugün benimle akran olan birçok kişi yaşamıştır ve şu an yazdıklarımı okurken bu anıları gözlerinde canlanıyordur. Peki nasıl oluyor da ev ekonomisine katkı sağlamak için o çok sevdiğimiz gazozumuzdan ya da kolamızdan vazgeçen bizler, bugün maliyeti 50 kuruş bile olmayan bir bardak kahveye en az 10 TL'yi gözümüzü kırpmadan verebiliyoruz?

    Ben buna, yukarıdaki anlattıklarımı da göz önüne alarak Starbucks Sendromu diyorum. Çocukluk yıllarında kısıtlı bütçeye ekstra bir darbe indirmemek adına yapmış olduğumuz o küçük fedakarlıklar, bugün ebeveynlerimizden daha fazla maaşla çalıştığımızdan ve belki de o yıllarda kendi hissettiğimiz şeyleri kendi kurduğumuz çekirdek ailemize ve belki de en az onlar kadar önemlisi kendimize yaşatmamak adına bu paraları gözümüzü kırpmadan verebiliyoruz.

    İnsan denilen yaşam formunu diğer yaşam formlarından ayıran en büyük özelliğin akıl olduğu öne sürülse de, en az akıl kadar ayırıcı özellik olarak kabul edilebilecek başka bir etmen daha olduğunu düşünüyorum. NEFİS (Öz varlık, kişilik). Nasıl ki insanın fiziksel varlığını sürdürebilmesi için bedeninin gereksinim duyduğu enerjiyi almak üzere besin tüketmeye ihtiyacı varsa, sosyal olarak toplumun içerisinde sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi için kişiliğinin de gereksinim duyduğu enerjiyi alabilmek adına bazı aksiyonları almaya da ihtiyacı vardır. Bu aksiyonlar arasında sevildiği ve önem verildiği yerlerde bulunmak ve buradaki kişilerle daha fazla vakit geçirmek olabildiği gibi, sınırları aşmamak üzere -ki buradaki sınır kavramı kişiden kişiye değişiklik gösterebilir- kendini iyi hissedeceği yerlere giderek gözünü kırpmadan bazı harcamaları yapmak da olabilir. Kim bilir, belki bu harcamalar kişinin öz benliğinde doygunluğa ulaştığında belki de bir başka insanın öz benliğine yatırım yapmak insanoğlunun kendi öz benliğini bir sonraki aşamaya geçirmeye yardımcı olacak bir basamak olarak kullanılabilir.

    Herkesin kendi Starbucks Sendromlarını daha sağlıklı geçirebileceği, etrafındakilere de daha çok yardımcı olabileceği iyi bir yıl dilerim..

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 160
    Kayıt tarihi
    : 02.01.17
     
     

    Bilgisayar mühendisliği eğitimi almış, ancak beşeri ilişkilerinin yüksek olmasından dolayı, ikna ..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster