Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '10

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1410
 

Statükocu Olmak Ya Da Olmamak

Statükocu Olmak Ya Da Olmamak
 

Statükoculuk kavram olarak eskiyi ve var olan düzeni korumaya çalışan demek olmakla birlikte; statükocu, var olan düzenden nemalanan, kişisel çıkarları ve bulunduğu konumu kaybetmemek için mevcut düzene sarılan kişi demektir.

Statükocu deyince kafamızda; gerici, yenilikten tedirgin olan, korkak gibi bir imaj oluşuyordu… Bugünlerde Atatürkçülük ve “ Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti”ni, tam bağımsızlığı savunmak ve demokratlık statükoculukla eşdeğer görülür oldu.

Statükocu diye etiketledikleri gerici, onlar devrimci havasına bürünmüşlerdi. Her şey tersyüzdü.

Türkiye’nin gariplikler ile dolu hikayelerinden derlemeler…

1950’de DP iktidara geldiğinde Atatürkçülük statükoydu. Oysa 30 yıl önce Atatürkçülük ilericiliktir. İlericilik adına Türk ordusu, NATO’ya dahil edilmişti. 30 yıl önce savaştığı güçlere güç katmıştı. Bu ilericilikti.

İlericiler Türkiye’ye 9 yıl içinde konkordato ilan ettirmişti. 1960 darbesi devrimciydi. Aslında sistemi 1950 düzenine getirmeye çalışmak da vardı bu darbede. 1950 demek, Atatürk’e dönüş demekti. Bu anlamda statükocuydu 1960 darbesi.

Ama olmadı, 2-3 yıl iktidarda kalan bu zihniyet köşeye sıkıştırılmıştı. Statükodan, yani Atatürk’ten kopuş dayatılıyordu sürekli Türkiye’ye. Çünkü ordusu, siyaseti ve ekonomisinin içine truva atları yerleştirilmişti. İlericilik adına emperyalizmle birlikte yürümenin önüne kimse geçemezdi.

1950’li yıllardan sonra emperyalizmin kucağında olmak statükoydu. Bunun karşısında olmak ilericiliktir. Bu mantıkla 1971 ‘e gelindiğinde Deniz gezmişler ilericiydi. Çünkü o “ Kahrolsun emperyalizm” diyordu ve tam bağımsızlıktan söz ediyorlardı. Oysa sistem de göreceli olarak Atatürkçüydü. Ve Deniz Gezmişler de öyle. Ve bu sistem neredeyse Atatürk’le aynı söylemlere sahip bu gençleri idam etmişti. Hem de Atatürkçü anayasadan ve yasalarından yola çıkarak. Gariplikler devam ediyordu.

Hep sapla saman karıştırılmıştı. Bağımsızlığını kaybetmiş ordusu, siyaseti ve ekonomisi ile yaşamak zorunda kalan Türkiye, Atatürkçü idi. Gariplik buradaydı. Atatürk’ün dedikleri, fikirleri ve yaptıklarıyla artık ilgisi kalmayan sisteme Atatürk Türkiye’si ismi takılmıştı. Özgür iradesini kullanamaz hale gelmiş hükümetler ve ordu kendini Atatürkçü olarak tanımlıyordu. Yalanlarla süslenmiş ve kandırılmış bir halkın dramıydı bu. Ve Atatürkçülük komedisi.

Yine bu mantıkla, 12 Eylül 1980 darbesi sistemin bütün kurumlarını ortadan kaldırarak ilerici bir hamle yapmıştı. Çünkü NATO’nun yani emperyalizmin talimatlarına uymamış bir Bülent Ecevit gerçeği vardı. Bütün tehditlere rağmen Kıbrıs’a harekat yapılmıştı.

Emperyalizmi korkular sarmıştı. Bu raydan çıkış, sistemdeki truva atları kullanılarak darbeye zorlanmalı ve bunun sorumlusu Atatürkçüler ilan edilmeliydi. Nitekim, “Netekim”diyen bir genel kurmay başkanı “mecburen” darbe yapmıştı. Darbeye karşı çıkanlar statükocuydu. Başarılmıştı, bütün solcular, bunlarla birlikte tam bağımsızlık diyen Atatürkçüler yine Atatürkçü anayasa ve yasalarla içeri tıkılmıştı. Asılmıştı, kesilmişti. Çünkü Atatürkçüler “statükocu”ydu. 1980 darbesi “devrimci!”.

Darbe sonrası dayatmalarla ve propagandalarla yeni bir truva atı tek çözüm gösterilmişti : “ANAP”. Sonrasında gelen ANAP ve Turgut Özal ilericiydi. Çünkü “Global sisteme dahil olalım” Liberalizm de Liberalizm”, “ Neo liberalim her şeyi satarım” demişti. İşte bu söylemler emperyalizmin yıllardır Türk halkına anlatmak istediği söylemle aynı şeydi. Artık darbe kurumları ve sözde Atatürk ilkeleri de statükoydu. Garip değil mi?

Bu solcu ve Atatürk zihniyeti sürekli emperyalizm ve işbirlikçilerinin başına bela oluyordu. Türk insanı Müslüman’dı ve Müslüman gibi eğitim görmeliydi. Bunun yolu imam hatip okullarının yaygınlaşması ve tarikatlarla İslam’ın insanlara anlatılması gerekiyordu. Müslüman adam “ Atatürkçü” olur muydu?”. Olurdu ama işte. Çünkü yeni prensleri “ Müslüman adam laik olamaz” diyecekti.

Nitekim gitgide solcu ve Atatürkçü oylar azalmıştı. Hatta herkes bir anda liberal demokrat olmuştu. İslamcılar dahi. Hepsi ilericiydi. Atatürkçüler statükocu… 28 Şubat muhtırası statükocuydu. İrticacılık ilericik olmuştu. Kafamız karışmıştı.

2002 de tek başına iktidara gelen AKP ilericiydi, her şeye karşıydı. Çünkü sistemin tamamına allerjisi vardı. AKP’nin İktidar olmadan önceki söylemlerinin peşinde koşacağını sanan Atatürkçü varsayılan ordu irtica eylem planları yapmaya başlamıştı.Statüko laiklikti. İrtica, ilericilik olmuştu bir anda.

Atatürkçü olduğu lanse edilen NATO üyesi TSK bu tehlikeyi görmüştü. “Statüko statüko” diyerek aba altından sopa gösteriyordu. Aslında “statüko” diyen de “ilericiyim” diyen de emperyalizmin “Truva Atları”ydı : Kör döğüşü devam ediyordu.

Biri zalim biri mazlum gösteriliyordu. Sizce bu döğüşü kim kazanırdı? Tabi ki mazlum ilericiler.

“ Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti” statükoydu. Antidemokratik, anti laik, neo liberal ve monarşi ilericilik oldu birdenbire. Şaşkındık. Kuvvetler Ayrılığı sistemi statüko, kuvvetler tamamının yürütmenin eline geçmesi anlamına gelen “ Uyduruk başkanlık Sistemi” ilericilik oluverdi.

Aslında ileri dedikleri ve savundukları 16.yüzyıldaki maykavelci yaklaşımla “ Prens” yaratmaya çalışan monarşilerin altyapısı çalışmalarıyla aynı şeydi. Ama ilericilerdi. Gariplikler devam ediyordu.

Şimdi bu ilerici arkadaşlara Prensleri dese ki “ Ben başkanım asarım de keserim de” . Prenslerine toz konduramayan bütün bu liberal demokrat, ilerici ve devrimci aydınları ve yandaş medyası bunu tartışacaklardı. Karşı çıkanlara cevap hazır olacaktı: “ Sen statükocusun!”

Prensleri her gün bir söylemle ortaya çıkacak ve bu söylem, bu arkadaşlar bu sözleri tartışıp duracaklardı. Çünkü prens gündemi yaratır, tebaları da sadece bunu konuşur, tartışır ve düşünürdü.

Eğer ;

Statüko: Parlamenter demokrasi

İlericilik : Padişahlık

Statüko : Seçimlerin olması

İlericilik : Seçimsiz sistem

Statüko : Göreceli Hukuk devleti

İlericilik : Görecesi kalmayan yürütme hukuku devleti

Statüko : Laik cumhuriyet

İlericilik : İrticai ya da ılımlı islam düzeni

Statüko : Ulusal bütünlük

İlericilik : Uluslara bölünmek

Statüko : Resmi dil Türkçe

İlercilik : 28 adet etnik resmi dil

Statüko : TC

İlericilik : ???

ise, ben statükocuyum.

Statükocu olmak yada olmamak!

Sistemde değişmesi gereken statükolar tabi ki var, ama ileri mi değişecek, geri mi?

İşte bütün mesele bu!

AYHAN PALAZOĞLU- 03.05.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 105
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 3770
Kayıt tarihi
: 05.11.08
 
 

İ. Ü. İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler 1989 mezunuyum. 1993'ten beri uluslararası fındık ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster