Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '17

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
169
 

Stephan Zweig'dan Biyografi okumak

Stephan Zweig'dan Biyografi okumak
 

Roman mı, biyografi mi yoksa otobiyografi mi diye sorsanız sanırım biyografi derdim. Zira en hızlı ve en keyifli okuduğum kitaplar biyografiler oluyor. Sebebini bilemiyorum. Belki de önemli şahsiyetlerin hayatları ilgi alanımın önemli bir yerini kaplıyor olsa gerek. Tabi biyografilerde de tercih etmiş olduğum gruplar var. Mesela edebiyatçılar benim için ilk sırada yer alan gruptur. Hemen ardından gazeteciler ve bilim adamları gelir. Edebiyatçıların ilk sırada yer almalarının nedeni pek tabi ki bohem yaşamlarının olması. Bol bol tartışmaları, anlatacak pek çok şeylerinin olması. Salah Birsel bu durumu Beyoğlu Kahveleri isimli kitabında çok güzel anlatmıştı. Memleketin ne kadar saygın edebiyatçısı varsa, Beyoğlu kahvelerini mesken tutmuş. Edebiyatçıların birbirleriyle girdikleri diyaloglardan çok güzel örnekler vermişti Salah Birsel. Tabi memleket edebiyatçısı böyle de yabancı yazar-çizerler farklı mı? Hayır. Edebiyatçıların tamamında bu türden bir yaşam tercihine sıklıkla rastlıyoruz. Misal Dostoyesky! Kendisi anlı şanlı bir kumarbaz… Kumar yüzünden kişiliğinin nasıl da yerle bir olduğunu, nasıl da her şeyi boşladığını, eşini ailesini nasıl sefil bir yaşama ittiğini biliyoruz. Turgenyev’den aldığı borcu ödeyemediği için Turgenyev’le mümkün olduğunca görüşmekten kaçınması. Gonçarov’la olan ilişkisini askıya alması falan hayli ilgi çekici.

Edebiyatçıların biyografilerini ilk sıraya gazetecileri ve bilim adamlarını ise ikinci sıraya koyduğumu söylemiştim. Aslında birinin diğerinden çok da farklı olduğunu düşünmüyorum. Hatta en iyi edebiyatçıların röportaj gazetecilerinden çıktığını düşünürüm. Örneğin Yaşar Kemal’in dört ciltlik “Bu Diyar Baştan Başa” isimli anlatıları röportaj gazeteciliğinin bir ürünüdür. Diyar diyar dolaşıp halkın yaşayış biçimini irdeliyor, sorularla bu yaşam biçimine ilişkin detayları açığa çıkartıyor ve öğrendiklerini bir anlatıya çeviriyor.

Biyografi anlatımında sanırım memlekette bu işi en güzel yapanlardan birisi Hıfzı Topuz olsa gerek. Yazdıklarının hemen hepsini okumuş birisi olarak söylüyorum. Hıfzı Topuz en nihayetinde bir gazeteci. Gezmişliği görmüşlüğü tanımışlığı bir hayli fazla!  Basın camiası ve sanat-edebiyat çevreleri kadim dostlarını oluşturuyor. Bu camialardan önemli şahsiyetlerin hayatlarını bir bir inceleyip kitaplarına konu etmiş. En son Neyzen Tevfik’in hayatını Hıfzı Topuz’dan okumuştum. İlk olarak Sabahattin Ali’nin yaşam öyküsünü “Başın Öne Eğilmesin” kitabında bizlere aktarmıştı. Belki de diyorum biyografilere ilgi göstermemin asıl müsebbibi Hıfzı Topuz’mudur acaba?:)))  Bazen de Hıfzı Topuz’u iyi ki tanıdığımı düşünürüm. Yanlış anlamayın sadece kitaplarından tanırım kendisini.

“Peki ya dünya da en iyi biyografiyi kim yazar?” diye bir soru sorulsa! Sanırım düşünmeden Stephan Zweig derdim. Gerçi Zweig’in henüz daha iki biyografi kitabını okudum. Macellan ve Montaıgne. Her ikisinde de gayet güzel bir anlatım tekniği kullanmış yazar. Hani şu tarihte şunu yapmış, bu tarihte bunu yemiş türünden değil. Ağırlıklı olarak şahsiyetlerin hedeflerine kilitlenmiş. Macellan’ın tutkusunu öne çıkartmış. Aynı şekilde Montaigne için de bu durum geçerli. Montaigne’nin de tutkuları var. Düşünmek ve yazmak üzerine… Montaigne varlıklı bir ailenin çocuğu ama varlıkla ilgilenmeyen de bir yanı var. Servetinin yükü üzerine kalınca bu işlerin hesabı kitabı altında ezilen bir kişilik… Mülkiyet tutkusu ise hiç hazetmediği bir alanı ifade ediyor. Zweig kahramanının hedeflerini, varolmasının nedenselliğini okura gayet güzel aktarmış. Bir çırpıda okuyorsunuz. Tabi çevirmenin hakkını yemeyelim. Zweig’ın okuduğum her iki kitabı da çeviri anlamında son derece başarılı. Okuru hem sıkmıyor hem yormuyor.

2017 yılı için bir okuma planı yapmıştım. Bilemiyorum bu okuma planına ne kadar sadık kalırım? Ama öyle sanıyorum ki bu yıl Zweig yılı olacak gibi. Elimde Zweig’ın Can Yayınlarından çıkan kitapları mevcut. Bir de İş Bankası Yayınlarından çıkan kitapları var ki henüz daha onları temin edebilmiş değilim. Bir hayli biyorgrafiler yazmış Zweig. Balzac, Amerigo, Mary Antonıette, Mary Stuart, Clarissa, Roterdamlı Erasmus, Üç Büyük Usta Balzac, Dıckens, Dostoyevsky gibi bir çok şahsiyetin hayatındaki detayları aktarmaya çalışmış. Bu şahisyetleri Zweig’dan okumak sanırım bayağı bir keyifli olacak gibi…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okuma yaparken; salt yazarların yazdıklarını değil, hangi koşullar altında eserlerini kaleme aldıklarını keşfetme açısından biyografilerin çok büyük önemi var.

Amine Sait Koral 
 06.02.2017 15:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1101
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster