Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Nisan '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
807
 

Stephen King'in tıkanan tuvaleti

Stephen King'in tıkanan tuvaleti
 

Geçtiğimiz haftalarda, ünlü yazar Stephen King tarafından yazılmış olan “Yazma Sanatı” adlı kitap Altın Kitaplar tarafından, Türk okurlarına kazandırıldı. Bir edebiyat dehasının “yazmak” fiilinden anladıklarını ve bu eylem çevresinde kümelenen yüzlerce duygu ve olayı analiz yeteneğinden, satırlarına yansımalarını bulabileceğimi ümit ederek; kitabın raflara ilk konulduğu günlerde soluğu kitapçıda aldım ve bir çırpıda da okudum bitirdim eseri.

Tüm zamanlarda, dünyanın; kitapları en çok satılan ve en fazla sayıda dile çevrilen yazarlarından biri olan Stephen King, sıkı okurlarının o çok iyi bildikleri basit, yalın ancak zengin üslubu ile çok renkli yazma macerasının köşe başlarını, püf noktalarını ve satır aralarını okuyanların gözleri önüne sermekte, “Yazma Sanatı”nda.

Mesela meşhur yazarın, parasızlık ve maddi imkansızlıklar nedeniyle; ses getiren, edebiyat dünyasında bomba gibi patlayan ilk çok satanlarını, kiralık karavanlarının bir köşesindeki çamaşır sepetinin üzerinde yazdığını, ilk çalışma masasının, plastik bir sepet olduğunu okuyabiliyoruz eserde. Takdir ve gıpta dolu mütebbessim ifadelerimizle.

Yine enteresan bir dipnottur ki benim çok dikkatimi çeken; o koskoca ve romanlarıyla milyonlara hitap eden Stephen King de, çalışırken, eşinin kendisinden, tıkanan tuvaletlerine bakıvermesini rica etmesinden yakınmakta. Eminim ki Milliyet Blog çatısı altındaki birçok yazı gönüllüsü de bu tip durumlardan şikayetçidir. Bir türlü; günlük hayatın karmaşasından, temposundan, eş, çocuk, akraba ve dostlara vakit ayırmaktan kaynaklanan yazamama rahatsızlıklarından, içi içini yeme psikolojilerinden, profesyonel iş hayatının acımasız çarklarının hiç bir şekilde müsaade etmediği dinginleşemeyen ruh hallerinden sanırım hepimiz biraz fazla, biraz az şikayetçiyizdir. Bu işten para kazanan, hem de iyi paralar kazanan Stephen King’in evinde de durum çok farklı değilmiş efendim, rahat olmaya çalışınız.

“Yazma Sanatı”nda, bu işle haşır-neşir olmuş ya da olacaklar için cidden son derece enteresan ve faydalı vurgulamalar, tespit ve tecrübeler var. Ancak bana sorarsanız, kitabın en hassas vurgusu, “yazmak için okumanın kesinkes şart olduğu” tespiti. Can-ı gönülden katıldığım ve kendimi bildim bileli, kendime düstur edindiğim bir gerçek, bana göre de.

Çok ve derin okumadan, nitelikli yazmak mümkün değil. Ömründe ardı ardına üç kitap okumamış, sabahlara kadar bir kitabın ellerinden kendisini çekip kurtaramamış, kitapçı dükkanlarının kağıt, cilt derisi ve tutkal kokan havasını taze bahar havası gibi saatlerce içine çekmemiş insanların, nasıl olup da yazı yazmak gibi dolgunluk gerektiren bir çabaya kalkışma cesareti gösterebildiklerini hiçbir zaman anlayamadım.

Okumadan yazmak, dolmadan taşmak, istemeden elde etmek imkansız gibidir. King diyor ki “Yazma Sanatı”nda; “okumak için vakit bulamadığını iddia edenlerin, yazmak için zaman bulabileceklerine hiçbir şartta inanmadım.”

Şimdi bir düşünün bakalım. Bir elmanın iki yarısı değildir de nedir okumak ve yazmak. Askerde bile komutanlar, eskinin eratına “okur-yazar mısın evladım?” derlermiş. “Okur musun?” ya da “Yazar mısın?” diye sorulmazmış.

“Yazma” tutkusunun gizemli ve sürprizli yollarına adım atmış ya da atacak değerli okur ve yazar dostlara, Stephen King’in “Yazma Sanatı” adlı eserini okumalarını şiddetle tavsiye ediyorum.

Geçenlerde, bir gazetemizin düzenlemiş olduğu öykü yarışmasına, bir çalışmamı gönderdim. Tam da kitabı okuduğum günlere rast geldi bu katılımım. Üstad diyordu ki “bir yayınevine, bir çalışmanızı göndermeniz gerektiğinde sakın ola ki kağıtlarınızı tel zımba ile zımbalayıp göndermeyiniz; kağıtları sadece bir ataç yardımıyla tutturunuz birbirine”. Düşündüm ki gerçekten de mantıklı, okuyacak olan editörler ya da jüri için müthiş bir kolaylık.

Bu tip faydalı ve son derece basit bilgileri de satır aralarından çekip çıkarmanız mümkün. Haydi kolay gelsin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aydın Bey Stephen King hayranı biri olarak eminim artık karısı bunlardan muzdarip değildir.Ama hergün düzenli olarak 2 saat yazdığını- sabah saatlerinde- bu sırada kimse tarafından rahatsız edilmek istemediğini okumuştum. Ne kadar iyi bir yazar olursanız olun her işte olduğu gibi bu işte de bütün yollar disiplinli çalışmaya çıkıyor ama bizim bankada 50 milyon $ gibi küçük bir yatırım hesabımız yok ki:) Gün içinde saatlerimizi yazmaya ayırabilelim. Bu arada yazarın yenemediği bir 'hayran' fobisi var.Bir yazar okuyucularından korkuyor.Gerçi bende kendisinin 'IT' adlı kitabını okuyup palyaço fobisi başlayan binlerce insandan sadece birisiyim.Ödeşmiş mi olduk acaba?Saygılar.

Çiğdem Ya. 
 22.04.2007 16:18
Cevap :
Çiğdem Hanım, bahsettiğiniz konuları yazıma konu ettiğim kitabında da işliyor, King. Yazar ve okuru arasında sözünü ettiğiniz etkileşimlerin olmasını gayet normal karşılıyorum. Bu durum yazarun ulaşma gücünü, okurun ise algılama ve hissetme yetisini gösteriyor bence. Sevgi ve saygılarımla efendim.  25.04.2007 23:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 922
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3633
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster