Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
328
 

Strateji ve gerçek açılım

Strateji ve gerçek açılım
 

Stratejik dengeler, diplomasi trafiği, kazan kazandır formülü, ince diplomasi vb.

Geç bunları laf kalabalığı sözler…

Güçlü ekonomin varsa, stratejik dengeleri sen oluşturursun.

Diğer ülkelere borç veriyorsan, ekonomilerini yönlendiriyorsan diplomasi trafiği senin düzenlemelerin doğrultusunda akışını yürütür. Oranın trafik sorumlusu sen olursun, ışığı kimse tınmaz…

Yüz yıllık planlar oluşturup, bunları üç dört alternatif planla destekleyerek yürürlüğe koyup, arkasından finansal desteğini sonuna kadar akıtırsan, kazan hep kazan formülünü sağlarsın, bir de bak kazandırdım dersin.

Güçlü ekonomin varsa bir koyup dolambaçlı yollardan en az iki almak eylemini gerçekleştirirsin. İnce diplomasi dersin.

[[[÷]]]

Bak emperyalist ülkelere askeri gücünün büyük bölümünü oluşturan deniz kuvvetleri için ana üst merkezlerini oluşturup, donanmasını tehdit unsuru olarak kendi karasularından binlerce mil ileriye yerleştire biliyor.

Hiç olmamış meta, olmayan hizmetler icat edip onları sata biliyor.

Hayali bile satıp gerçek nakit buluyor, sonrada bu satımlar doruğa ulaşıp da ardı kesilince dünya ekonomisine yeniden yön vermek için ekonomik kriz diye biliyor ve ekonomisi ayakta, güçlü olmayan ülkeleri etkileyebiliyor.

Yani istediği gibi at koştura biliyor.

Kuraları kendi koyuyor, koyduğu kuralları isterse uygulama sırasında çıkarları gereği değiştirebiliyor.

[[[÷]]]

Yakın Osmanlı tarihi; önce Rumlar, sonra sadık-ı millet kabul ettiği Ermeniler, dindaşı Arnavutlar ve Araplar, o günün emperyalist güçlerinin yukarıdaki laf kalabalıkları ile sürekli oyunları sonrası meydana getirdikleri olaylar.

Güçlü ekonomilerin kudreti, yaptırım gücü…

Karıştırdığı o dönemlerde ekonomisi galata esnaflarının ve emperyalist devletlerin eline geçmiş, güçsüz Osmanlı, “hasta adam” …

Onun tüm sorumluluklarını ağır bedelle ödeyen Anadolu insanı…

O gün devleti gibi bir o kadar güçsüz ve aç…

[[[÷]]]

Günümüz...

Emperyalistlerin bir yüzyıl önce ektikleri tohumlarını bugün halen sürüp, sürüp biçe bilmesi ardındaki gerçek ne?

Gelişmekte ekonomiye sahip ülke Türkiye…

Geç… Açıkça güçsüz ekonomi de… Göbek bağı ile bağımlı ekonomi…

Bugün Anadolu insanı üç aşağı, beş yukarı aynı…

Hayret bu güçsüzlüğe rağmen nüfusunun %5’ lik bir kısmı ise gelişmiş ülkelerin yaşam düzeyini çoktan geçmiş, birçoğu da iki ülke vatandaşlığına sahip bir el yağda öbürü balda, üstüne ceviz kıran bir insan kitlesinin bulunduğu Türkiye…

Yani yiyin efendiler, tıksırıncaya kadar…

[[[÷]]]

Geriye kalanlar…

Acaba etnik kökenle uğraştırılmadıkları zaman aylık yüz dolar karşılığı din değiştirmeyecekler mi?

Ekonomik güçsüzlük, adamı dinden, imandan eder, fırın yıktırır demeyecekler mi?

Hadi buyurun sıkıyorsa bu Anadolu insanı gibi yaşayın demeyecekler mi?

Bir iki saatlik misafirliklerle değil! Onlar gibi bir ömür boyu demeyecekler mi?

Ve bu Anadolu insanı gibi yaşanmaya başlayınca…

Bakın bu insana o zaman nasıl kaynaşacak.

O zaman açılmaya, açıldım demeye lüzum kalmayacak.

Bizzat açılımın içinde ta göbeğinde olunacak.

Fakirlik, nasıl son bulacak bu yaşam paylaşıldığı an.

Yıkın şu sırça köşkleri, bu toprakların refahını adil paylaşın.

Huzur gelsin.

İşte gerçek strateji, işte gerçek kazan ve kazandır formülü, gerçek açılım…

Bir dakika yoksa sıkar mı bu türlü stratejiler?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 371
Toplam yorum
: 503
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 770
Kayıt tarihi
: 14.02.09
 
 

Adalet önce kendimizde başlamalı ve haksızlıklar sorgulanmalı  ve hataların, afetlere dönüşmeden ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster