Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '17

 
Kategori
Yapı / İnşaat
Okunma Sayısı
3996
 

Styroporla mantolamanın zararları

Ağrımayan başınızı mantolamayın,

Çarpık yapılaşmanın açığını yamalamak için uygulanan styroporla bina mantolama yöntemi insan sağlığını tehdit ediyor.Son derece sağlıksız olan bu uygulamanın mimar ve mühendisler tarafından da uygulanması düşüdürücüdür.

Binanın styroporlanması insanın yaz-kış baştan aşağı naylon elbise giyinmesine benzer.Bir insan naylon elbise ile ne kadar sağlıklı olabilirse bir binada da o kadar sağlıklı ortam ollur.Bu duruma başka örnekler verirsek; Çölde susuz kalırsan bi çukur aç üzerine naylon kapat gece hava soğuyunca naylonda biriken suları bir kapa aktar iç.

Mantolamanın zararı

1- Kışın güneşten gelen ısıyı binanin icine girmesine engel olmasi.Yani karından çok zararının olmasıdır.Güneş havayı ısıtmaz.Taşı,toprağı ısıtır.Yazın kumsalda kumlara basamamızın nedeni budur.İnsan güneşten gelen enerjinin ışık olarak 0,4 ile 0,8 ym si görünüktür.Diğerleri ise kızılötesi yada mor ötesi ışıkları görünmezdir.Bu enerjinin kışın hava kapalı, karlı olsa bile binanın dış yüzeylerini ısıtır. Ama mantolanan binalarda bu ısınma gerçekleşmez. Buna engel olur.

2-Binanın styroporlanması insanın yaz-kış baştan aşağı naylon elbise giyinmesine benzer. Nem oranin yüksek olmasini saglar, Binada korkunc kokuya sebeb olur.

3-Disariya cikamiyan nem : Termodinamigin sifirinci yasasina göre, sicaklik sadece soguga dogru gider. Disaridaki soguk iceri girmez. Bina icindeki sicaklik, havadaki su buhari tanecikleri sayesinde disariya sicakligi ileterek sogur. Bu nedenlede soguk yüzeylerde terleme olusur. Bu Terleme ise binanin soguk duvarlarinda, özelikle köselerde Küf, Mantar, bunlarin yumurtalari Spor yuvasina dönüsür.

4- Disari cikamiyan nem: Nemli Duvarin binanin isinmasina engel olur. Sicakligi ememiyen duvar kalorifer sönünce geri isi vermez. Aslinda kuru duvarlar isinir, ve bu isiyi gene iceriye verir.

5- Mantolanan binanin havalandirilmasi mecburidir. Buda para verilerek isitilan havayi, disari atmak demektir. Yada paranin disari atilmasi demektir.

6- Binanin nefes alamamasi, icerde nemin birikmesine neden olur. Nemle saglik birbirine cok bagimli. Kilima calisan bir ortam mesala: ev araba gibi, hemen sogursa hava icindeki nemi birakir. Nemsiz hava insanin sicak vucudundan su ceker, Araba kilimasinin calismasindan sonra dudak, damak kurumasinin nedeni budur. Ayni etki bina icinde söz konusu.

7- Kisin isinirken oda icindeki havayi isitmak yanlistir. Dogrusu odanin duvarlarini isitmaktir. Cünki hava sicakligi depo edemez. Hava sicaklikla beraber kacar gider. Dogru isitma ise tas, duvar isitmasidir. Kalorifer sönse bile taslar sicakligi geri verir. Ama styroporlanan duvar isinmasi zor olur

8- Binayi mantolandimi yazin lazim degilse, insan gibi paltosunu cikaramazsiniz. Yazin bu mantolama bas belasi olur.
Yazin isinan havayi mantolanmis duvarlar sicakligi nemden dolayi ememez. Bu binalarda nemde dolayi yazin bunaltici hava olusur. Bu tip evlerin camlari yazin mecbur gece gündüz acik kalir.
Acik kalan camlardan iceri gürültü, toz toprak gibi istenmeyenlerde iceri girer.

9- Yazin mantolanan evler serin olmazlar, Kilima calistirmak zorunda kalirlar, ayrica bir külfet demektir bu.

10- Styroporun tutmasi icin bina delik desik edilerek, vidalanir.

11- Petrola bagimli malzeme oldugundan , yerli malarinin satilmamasi, türkiyenin cari aciginin büyümesine neden olur.

12- Styroporun üzerine siva tutmadigindan ayrica elek kulanilmasi, yeterince kalin degilse, bir iki sene sonra kusar gibi dis sivanin boya ilen beraber dökülmesi
13- Dis yüzeyi yere yakin yeerlede darbelere dayaniksizdir. Bina cephesi ayaklan bile delik desik olabilir. Lütfen duvari zedelemyin tabalasi asmak gereki
bu listeyi zamanla dahada uzatmak mümkün. Simdilik bu kadar yeter




Bunaltici sicaklarda tek cözüm olarak kilima cihazlari calistirirz. Bakalim kilima calisrsa ne oluyor, biz ortamda neye sebep oluyoruz.

1- Kilima cihazini calistiginda ortama soguk ve icinde az su buhari hava üflenir, Kilima havadaki fazla nemi toplar sonra disari saf su diye akitir.
Odaya giren soguk hava 10 derece 5 gram su buhari 1 metreküp havada vardir. Disaridaki bunaltici sicaksa 35 derece ve 25 gram su buhari demektir.
Zamanla odanin sicakligi 16 dereceye kadar düserse nemde 8 gr dir , sizde üsümeye baslarsiniz. O zaman soguk dersiniz.

Simdi sorun su: Kilima cihazi sogutugu havanin buarini su diye toplar disari atar, ama odadaki su buharina ne oldu?
Hava soguyunca yaninda su buhari sevmez, hamadaki gibi soguk yüzeylere birakir. Durdugunuz yerde terlediginizi sanarsiniz. Halbuki havadaki nem her tarafa yagmur gibi yagiyordur.
Buzlukdan soguk su sisesini cikarinca sisenin etrafindaki terlemede havadaki bu su buharidir, damla damla ari sudur.

Klimanin calismasiyla iceri sogudu, su buhari kendini birakti. Peki ne oldu: Disarida sicakli gene 35 derece 25 gram subuhari,
icerisi ise 16 derece 8 gr subuhari.
Ama insan vucudu 22 derece ve 11 gram suyu ister. Kilimanin calismasiyla hastalandim diyenler neden hastalandigini bu sartlarda ne kadar kaldigina bagli nezleye,kast tutulmasina yakalanabilirler.

2- Kilima cihazinin üfledigi soguk hava i saniye icinde 1 metreden fazla hizliysa, dag basinda rüzgara tutulusla ayni islem demektir. Rüzgardan nasil korunuyorsak, kilimanin soguk ve hizli havasindan korunmak gerekir.

3- Lüksünü seven villada yasiyanlara tavsiyem, Havayi kilima cihaziyla sogutacaklarina , yerden kalorifer gibi sogutma, yani buzdolabi sistemi yaptirmanizdir . Bu sistem amaliyathanelerde vardir yapmakda zorunludur.

4- Lüks bu sistemi yaptiramiyanlarinda dogadan bedava yaralanacagi dogal sogutma sisteminizi kulanmanizdir.
Bu sistem sudur:

4a) Magara gibi binalarda oturmaniz.

4b) Topragin 20 cm altindaki sicaklik hep aynidir yani +4 derecedir. Topragin soguklugundan bedava yaralanabilirsiniz. Yani halen ciplak toprak odalarda yasiyan insanlar, bu dogal lüksten yararlaniyor demektir.

4c) Sogukta sicak gibi biriktirlir. Sicaklik ortamda birikmesin diye günes isiklarini evin icine girmesine engel olur.

4d) Gölgelik yaratacak dogal kaynaklar agaclar gibi gölgeliklerin insana ihtiyaci oldugundan, Agaclarin kesilmesine engel olun. Agaclar binanizi yazin günes isinindan korusun.
Agaclar kisin yapraklarini döktügünden , lazim olan bedava günes enerjisinin tekrar binaya gelmesine engelde olmaz.
Agaclar icindeki tek katli evlerin serinligi; kilimali lüks dairelerle degismeyin diye tavsiyede bulunabilirim.

4e) Yazin tasta, kisin yasta oturmayin diyen ata sözünden, Yazin taslarin fazla isiyi cektigini ortamda daha soguk oldugunu unutmadan.
Yazin tasli, tuglali, kiremitli bölgelerin günes enerjisini emmesine engel olun. Kisinsa tam tersi , bedava günes enerjiyi bunlarin taplamasi, günes gidincede ortama geri vermesi ekonomiktir.

4f) Günes enerjisi yükleyen kumsaldaki kumlara nasil basamiyorsak, günes gitiginde kumlarin sicakligi nasil disari havaya verdigini unutmamak gerekir.
Yani sicaklik yok olmadiginin bilinceinde olmamiz gerekiyor, Sicaklik sürekli haraket halinde oldugunuda bilmemiz gerekir.
Buna en güzel örnekte Kipritle igne isitmakdir. Igne cabuk isinir, isi toplar, kiprit ise isiyi kimyasal olarak saklar. yanarak aciga cikarir,
Yazin isiyi toplamayan ahsap malzemeler günesle temas etmeli.

5- Kilima cihazlari havadaki nemide kurutmasindan dolayi, Odanizda , yada arabanizda cöl havasi gibi kuru hava olusturur. Önlem olarak hemen camlarin acilmasi, iceri nemli havanin girmesi, takviye olarak kuruyan bogaz ve dudaklara temiz su icmenizi önemle tavsiye ederim.

 

Kisin günesten gellen enerjiyi binan dis yüzeyinin emmesine styrapor tabiki engel olur, nasil icerideki sicakligin disariya cikasina engelse, aynisida tersi icin gecerlidir.
Burdan kisin günes var evi isitmiyalim anlami cikmaz, sadece bedava günes enerjisinden faydalanabiliriz.

Mantolanan evlerin yazin serin oldugunu gözlemlemissiniz. Diyelim su an disarida sicaklik 30 derece bunaltici bir hava var, nem orani % 80 yani yaklasik 1 metreküp havada yaklasik 18 gr su bahari var demek. Binanin ici serin diyorsaniz hava sicakligi 20 derece olmali ve nem oranida 1 metreküpte yaklasik 11 gr su buhari olmali.

Bu hava sicakligi ve nem ortamini styrapormu sagliyor diyorsunuz??
Lütfen bir daha gözlemleyiniz, yazin stroparlanan hangi binanin camlari kapali kalabiliyor. Camlari actinizmi disaridaki sicagi ve nemi aninda iceri alirsiniz. Yapis yapis elbise insana. Durdugu yere terler insan, nefes almakta zorlanir.

Benim bildigim bu evlerde karsilikli camlari acalimda biraz essin nefes allim derler.

Havanin sicakliginin isisini termodinamik yasalarina göre binadaki taslar emer. Basamak daireleri mermerse eger her zaman odanizdan daha serindir. Mermerler , fayanslar sicagi emerler. hava sogursa gene geri verirler. Evdeki koltuk ve elbiseler havadaki nemi cekerler.

Kisin isinirken duvarlari isitmazsaniz , sadece havayi isitirsiniz, bende tamda bu sagliksiz diyorum.
Kaloriferinizin icindeki sicaklik en fazla 80 derecedir. Odanizdaki sicakliksa en fazla 22 derece olmalidir. Odaniz hic bir zaman 80 derece isinmaz, bu yüzden kalorifer oda 22 dereceye kadar isininca söner, Sönüncede tekrar hava sogur 16 dereceye kadar. tekrar isitmak icin gene isitir, Buna biz Baraka Kilima diyoruz.
Havanin cabuk isiyip sogumasi , Nemlende baglantilidir. Hava isinirsa ortamda da su yoksa , cöl havasi olusur. Bu nedenlede kalorifer peteklerinin yanina su koyarlar,

Saglikli ortamlar icin tavsiyem, duvarlarin isitilmasi, kuru duvar cabuk isinir, soba gibi isinincada kolay kolay sogumaz, ani isi degisikleri nemlen beraber insan metabolizmasina zaralidir.

Ayrica Almanya eger styopor yaparsanin en az 10 cm normalde 16 cm kalinliginda olmasini istiyorlar.
3 cm kalinligindaki stroporunisi gecirgelik faydasi bence cok yetersiz.

 

Günümüzün insanlari organik yiyeceklerin degerlerin anladiklarini sevinerek gözlemlerken, ayni duyarliligi oturdugumuz mekanlarin dogaligi konusunda gerekli uyarilari yapmak, mimarlarin görevidir.

Organik meyve sebze gibi organik insaat malzemeleri ve mobilyalari konusunda er gec gündeme gelmek zorundadir. Basimizi koyacak yer bulamiyoruz, bu konu bizi ilgilendirmez diyen insandan, milyarlarca liralik villalarda oturan maddi sorunu olmuyan insanimizida yakindan ilgilendiren bir konudur.

Bu konuyu tartismaya acmanin zamani gelmistir, hatta gecmiyor bile. Kisaca oturdugumuz yerde sagliksiz noktalara kisaca deginelim:

Yasadiginiz ortamin saglikligini sizden kontol etmenizi rica edecegim. Ne kadar zararli malzeme var kendiniz farkina varin. Yöntem su: Ortami cok iyi havalandirin. Sonra kapilari, pencereleri bütün hava kaciracak yerleri kapatin, 4 saat sonra havasi nasil kokuyor kontol edin. Her sagliksiz malzeme havaya gaz salar, kokar. Bu koku ne kadar berbatsa o kadar sagliksiz malzeme kulaniyorsunuzdur.

Bu kokularin nedeni sunlardir:

1- Nemden dolayi olusan küf ve mantarlar: Bu zarlilar sabunla yikamakla yok olmaz, Aksine sabun onlar icin gida malzemesidir. Bu zararlilari kücücük fareceikler diye düsünebiliriz. Ekmek icindeki küfde, duvardaki küfte her an cevremizde vardir. Bunlarin yumurtalari yani sporlari nedeyse ölümsüz gibi dayaniklidirlar. Gerekli sartlar olusunca canlanirlar.

2- Benzenol: Mobilyalarda, boyalarda kulanilan bu malzeme kanseri tetikleyen etkisi kanitlanmistir.

3- Dolap, mutfak dolaplarinda kulanilan tutkalla yapistirilan sikistirilmis talas, mukava gibi malzeler odaya zehirli gazlar salarlar. Elden geldigince masi mobilyalar, dolaplar, kapilar, kulanilmali.

4- Elbiseleriniz, havlu, yatak carsaflari, tekstil gibi malzemelerinizinde organik boya olmasina dikkat edin.

Eger sürekli olarak bir ortama girdiginizde , gözleriniz yanmaya , basiniz agrimaya, burnunuz akmaya, görme bozuklugu baslarsa, hata midenizde bulnabiliyrsa kesinlikle ortama yayilan zararli gazlara karsi vucudunuzun tepkileridir.


Styraporla mantolamanin sakincalarini burda insanlarimiza, bütün Türkiyede ev yaptiranlara, ev sahiplerine anlatmaya calisiyorum.
Tabiki yetersiz görebilirsiniz. Karsimda bu islerden milyonlar götüren is yapan insanlar var.
Ben yazilarimda cözüm olarak bir malzeme önermiyorum, cünki malzeme pazarlamasi yapmiyorum.
Cözümün Anadolu mimarisinde yatigini söylüyorum.
Eski insanlar cözümü bulmus ve kalin tas binalar yapmislar.
Bizlerse yeni teknoloji ilen styraporlan mantolama yapiyoruz. Bu dogru degil yanlis diyen birileride olmasi lazim izin verirseniz.

Türkiyede binlerce malzeme ve milyonlarca insan var. Tek dogru cözüm bu malzeme demekde yanlis.

 

1- Styrapor : icinde sayilmayacak kadar hava sikistirilmis bir YALITIM malzemesidir. Buz dolaplari icin mükemmel bir yalitim malzemesidir.
ucuzdur. hafiftir. vs... bunlara dogrudur. Yalitim görevini yaparkende isi yalitiminda tembel olan hava odaciklarinin coklugu bu özeligi sagliyyor. Yani paramizla hapsedilmis hava odaciklari satin aliyoruz.

2-Styrapor ham madasi plasitiktir. (PVC- Poli -Vinili - Clorür) kendisini eritince naylon gibidir. Erimis naylon hicte isi yalitimi bir malzeme degildir.

3- Bu plastik malzemesi sonucta havayida gecirmez. Yada havanin gecmesini büyük ölcüde önler.

4- Styrapor isiyi depolamaz. Tasla Styraporu firina koyun isitin ne zaman isterseniz cikartin, iki dakika sonra isilarini ölcün. Tas halen sicak kalmistir, Styaporsa ortam sicakligi neyse o sicakliktadir. Yani isiyi hic depolamazlar. Kacan isi kacar gider.

5- Enerji depolanmazsa Teneke evlerde oturmus gibi oluruz. Kalorifer yanarsa hava isinir , sönerse donariz. Bu insan sagligina zarlidir. Bu konuda yetkili degilim . Ama teneke evlerde yasayanlar saglikli yerlerde yasiyor diye kimse bir iddada bulunamaz.
Sizin Isi konusunda uzman oldugunuz kanisindayim. En ekonomik isinma havayi istimakmidir , yoksa ortamda isi depolayan malzemeyi istitarak (tas , mermer, tugla, beton ) isinmakmi daha ekonomiktir. En verimlisi hangisidir. Kisacasi Elektirik sobasi gibi hemen odayi isitmakmi daha verimli, yoksa soba yakarak gibi tuglalarimi isitmak?
Ayni sekilde sogutmada. Avrupada sicaga karsi artik duvarda kalorifer gibi soguk su dolasan panaller üretiliyor. Sogukta depolanirmi?

Diğer örnekse ailece büyük bir su bidonunun içine girin ve orada yaşamaya başlayın.Su bidonunun havasının nasıl kirli olduğunu dışardan içeri giren hemen fark eder.

Bu örneklerden çıkan sonuç: Mantolu yapı önce havayı boğuyor ve bina içindeki nem oranı evlere hamam etkisi yaptığını anlıyoruz. Bu binalarda oturanlarda görülen sıkça şikayetler; nefes darlığı, baş-omuz ağrıları ve halsizliktir.

Başka bir örnek: Bir kese kağıdını içine su dolduralım ve tüp üzerinde ateşe koyalım. Kese kağıdı içindeki su bitinceye kadar asla yanmaz. Su kağıdın yanmasını sağlayacak ısıya asla izin vermez. Bizlerde nemli duvarlarla boşuna duvarı ısıtmaya çalışırız ama duvarlar asla ısınmaz.

Sağlıklı ısınma hava nemliyken beraber olur. Isınan petek yalnızca havayı ısıtması doğru bir yöntem değildir. Doğrusu duvarları, taşları ısıtarak sönen petek olsa bile sıcaklığın duvarlar tarafından tutulmasıdır.

Bir kızılderelinin iki tane büyük taşı ısıtıp çadırda sıcaklık sağlaması, sürekli bir ısı (termo dinamik yasalarına göre ısıtma) en sağlıklı yöntem olmuştur.Yerden doğal taş ısıtmaları 30-35 dereceyi geçmeyecek şekilde ayarlanması en ideal olanıdır. Bu sıcaklıktan fazla olursa ayaktaki kanı ısıtarak sorunlara sebep olabilir.

Mantolamanın başka zararı ise kışın güneşten gelen ısıyı engellemesidir. Yani karından çok zararının olmasıdır. Güneş havayı ısıtmaz. Taşı, toprağı ısıtır.Yazın kumsalda kumlara basamamızın nedeni budur.İnsan güneşten gelen enerjinin ışık olarak 0,4 ile 0,8 ym si görünüktür.Diğerleri ise kızılötesi yada mor ötesi ışıkları görünmezdir.Bu enerjinin kışın hava kapalı, karlı olsa bile binanın dış yüzeylerini ısıtır. Ama mantolanan binalarda bu ısınma gerçekleşmez. Buna engel olur.

Peki bu işi yapanların şu gerekçesine ne yanıt verilmeli: Biz yapıyoruz ve bakın daha az yakıt parası veriyoruz. Neticede biz haklıyız.Görünüşteki haklılık nedenleri şudur: Aslında styropor malzemesi naylon malzemedir.Isı konusunda kalitesiz olan bu malzemenin tek özelliği içindeki hapsedilmiş hava odacıklarıdır.Hapsedilmiş hava ise kötü bir etkendir.Ayrıca diğer sorunları ıslanmaya engel olması ve küf sorunudur.

Sonuç olarak kimse bana 3 yada 5 cmlik bu mantolamayı Anadolu’nun 50 cm lik taş duvarlarına kapladım diyemez. Çünkü eski Anadolu evleri bu malzemesiz kışın sıcak yazın serindir. Killi sıva taş duvar en sağlıklı yapı şeklidir. Bunu kuru kolon sıvada yapar.

Sağlıklı yapı şeklini araştırmak isteyenlere verilecek en güzel cevap eski Anadolu evleridir. Sağlıklı ev demek duvarları kalın ve toprak sıvalı demektir.

Şu andaki yapı teknolojisi bunu taklide çalışmaktadır. Binaların tasarımında ısıyı depo eden ortama gerektiğinde yavaş yavaş ısı veren malzeme halen taş ve topraktır. Bunların kuru kalmasıyla en sağlıklı yapı malzeme tekniğine ulaşırız.İçerdeki buharın ve havanın gözenekli malzemlerle doğal akışını sağlamalıyız. Dış cephenin kuru kalmasını yeni yalıtım malzemesiyle hydrofobileştirerek (su itici) bir taraftan da gözenekli kılarak çözüm sağlayabiliriz. Yağmur yağdığında dış kaplama malzemesinin kuru kalmasını sağlamalıyız.Bu nasıl olacak sorusuna cevaptır... Bununla birlikte ıslanan malzeme çok iyi bir ısı iletkeni olur.Islanan sıva tuğla içerideki sıcaklığı çok hızlı dışarı verir.Buna engel olunursa sıva kuru kalırsa aynı styropor gibi ısıyı geçirmez.Buna şöye örnek verebiliriz: İlkokul Fizik kitaplarında tuz ve suya pil bağlanır. Tuz kuru iken akımı iletmez aynı zamanda su tuzsuz iken de akım iletilmez. İkisi birlikte kullanılarak akım iletkenliği özelliği kazanır.Bu binanın dış duvarı içinde geçerlidir. Dış duvarının kuru kalması gerekmektedir.

Styropor dışardan gelen yağmurdan binayı çok iyi korur. Sorun içerden oluşan su onunda dışarı çıkmasına engel olur.Mantolama yapan insanların bunu camları yaz kış açarak her iki saatte bir 5 dakika açıp kapayarak yapma zorunluluğunu var.Isınan havanın dışarı gitmesi enerji kaybını göze almayanlar baş ağrısı veilaç parası olarak geri öderler. Dış cephe malzemelerinin yağmura rağmen kuru kalmasının cevabı ise şöyle:Bunun cevabı gene eski Anadolu yapılarında özellikle köprü yapımında görebiliriz.Suyun içine yapılan taştan köprüler Edirne’de Meriç nehri üzerine Mimar Sinan’ın yaptığı köprü halen taş gibi ayakta ve kullanılmaktadır. Neden çünkü cevap doğada lotus çiçeğinde yada yapraklarda , suyun içinde olmasına karşı kuru kalan bir yapı, taşta ve bitkide varsa yapı kuru kalır ve sonuç olarak ıslanmaz. Dha açık bir cevap gene Fizik kitaplarından:Bir bardağı ağzına kadar su ile dolduralım. İçine 4 adet 1 TL atmamıza rağmen taşmayacaktır. Buna engel olan suyun geriliminin olmasıdır.Bu yapının gözenekleri eğer bir inci tanesindeki gibi yuvarlaksı yani Cosa açısı 90 derece den büyükse, su bu yapıya girmez. Bu gözenekli yapı Lotus çiçeği ve ağacı yaprakları ile M.Sinan’ın kullandığı taşta vardır.

Türkiye’deki insan mantalitesi ise “Bana ne sağlıktan!, en ucuz hangisi ise ondan olsun” şeklindedir.Halbuki mantolama için yapıştırma, dübelleme üzerine elekleme elek tutulur. Daha sıvası gibi de gereksiz ve bir o kadar pahalı uygulamadır.

Selamlarimla

Mimar yüksel Özbey 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2027
Kayıt tarihi
: 18.08.15
 
 

Mimar. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster