Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '06

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
875
 

Şu anda bu fotoğraftaki kadar mutlu mu acaba?

Şu anda bu fotoğraftaki kadar mutlu mu acaba?
 

"Atatürk diyor ki.. cümleleri ile başlayan bir 10 kasımdayız... Okullar törenler -artık ezberlediğimiz- şiir ve cümlelerle dolu yine.

İçimizde acı bir siren sesi ve ardından müthiş bir sessizlik... Saygı duruşu başlıyor.
Kendimizden utandığımızdan mı ne, herkesin başı önde! O bir dakikalık an içinde acaba kimlerin aklından neler geçiyor? Kaçımızın içi O'nun önümüze koyduğu en büyük hedef olan "muassır medeniyetler seviyesine ulaşamadığımız için ve hatta geri kaldığımız için içi sızlıyor?

Ve.. saat 9'u 5 geçe Atam Dolmabahçede..

"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kacaktır." diyen yüce önderin ruhu ilelebet payidar olacağı yolculuğuna başladı ve ebediyete intikal etti. Acaba giderken neler hissetti.?
O'nun ve bu vatan için ölümü mertebelerin en yükseği sayanların, bu ölümle gurur duyanların gözlerini arkada mı bıraktık sizce?

Hadi bir düşünün!

"Size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum!" diyen birinin sözünü dinler miydiniz bugün? Onlar, o düşünmek bile istemediğimiz azraille olan randevuya büyük bir mutlulukla, ölüme böylesi bir sevinçle gittiler. Bu günler için..

Hadi, sevmeye doyamadığınız yavrunuzu öleceğini bile bile savaşa gönderin bugün!. Parmağı acısa içiniz sızlardı. Kalbine saplanan kurşunu düşünün.

Kocasını ölüme gönderen kadının karnındaki bebeğin babasını hiç göremeyeceğini..

Cephaneye mermi taşıyan kadın olun bugün. "Çok şükür mermileri yetiştirdim" dediği an düşmanın mermisiyle alnından vurulan..

Mehmetçik olun bugün.. Ayağında çarığı olmayan.. Karnı aç, dili susuz.. Gözü namluda, sıranın ona gelmesini bekliyor..

Atatürk olun bugün, O'nun öldüğü gün, siz doğun! Hep beraber birlikte- her birimiz onun en azından bir cümlesini yaşasak hepimiz ancak bir Atatürk olabiliriz belki. Artık vakit ATATÜRK olma vakti!

Ölümünün üzerinden henüz 68 yıl geçti.. O'nun bugünler için kurduğu hayaller ile bugünkü durumumuz birbirini ne kadar tutuyor. dersiniz ve cumhuriyetin 100. yıl dönümünde muassır medeniyetler seviyesine ulaşma yolunda nerelerde olacağız acaba?

O, "Yalnız bir tek şeye ihtiyacımız var:" diyor "Çalışkan olmak! Servet ve onun tabii sonucu olarak refah ve mutluluk yalnız çalışkanların hakkıdır."

O, annler için de şöyle söylüyor. "Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hatta erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa."

Gençlere ise şöyle sesleniyor." Sizler! Yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz.. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar.. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek ideailimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir."

Gençler olarak biraz erken mi yorulduk? Yoksa var olan enerjimizi bu yüksek ideal yerine, eğlenceye, msn de saatler süren geyik muhabbete ,ufkumuzu genişleteceği yerde daha da darlatan dizi filmlere, çok da gerekli olmayan bi dolu şeye mi harcıyoruz?..

Galiba biz millet olarak öncelik sıramızı bilmiyoruz.

"Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin o zaferlerin yaşaycak neticeler vermesi ancak irfan ordusu ile kaimdir"

Bu cümlelerle Atatürk'ün ileri görüşlülüğü bir kez daha çıkıyor karşımıza! Evet, ihtiyacımız olan tek şey O'nun da dediği gibi: çalışmak.. Yoksa dökülen kanlarla yitirilen canlarla kazanılan zaferler yaşayamayacak ve Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olamayacak.

ebediyete kadar yaşamak için iki şeye ihtiyacımız var: Bilim ve teknoloji! Hemen, acil hem de çok acil olarak bilim ve teknoloji üretmeyeliyiz. Dünyanın bu konularda ulaştığı seviyeyi yakalamalı ve hatta önüne geçmeliyiz. Ancak bu şekilde sevdiklerimizi kaybetmeden, acılarını yaşamadan yapabiliriz bunu.. Tarihimizi ve kültürümüzü unutmadan onları yaşatarak başarabilmeliyiz.

Önce bir de kim olduğumuzu hatırlamalıyız.. Tarih sahnesine çıktığımız ilk andan itibaren insan haklarına, inançlara saygılı, cesur, yüksek karakterli insanlar olduğumzu, birimizin dünyaya bedel olduğunu hatırlayarak zaferlerimizi sonsuzluğa taşımalıyız. Bize yakışan da budur!

Yazımın sonunu yine yüce önderin bir sözüyle bitirmek istiyorum.

"Yüksek TÜRK! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur!"

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Özlem, çok mutlu oldum ve severek okudum yazını. Atatürk' ü Anlamak ve Anlatmak. İşte bize düşen görev bu, sen üstüne düşeni en iyi şekilde yerine getirdin. Zaman, hemen her konuda onu haklı çıkarıyor ve geleceği nasıl okuyabildiği konusunda ona olan sevgi ve hayranlığım artıyor. Sevgiyle kal.

Enfal Törün 
 06.01.2007 18:59
Cevap :
Karşılığı hiç bir zaman ödenemeyecek bir borç bizimkisi... Ne yazarsak yazalım, ne yaparsak yapalım tarihe yazılanların karşılığı değil.. Ya da kendi adıma söylemem gerekirse, yaptığım hiçbirşeyi Atatürk'e ve onun silah arkadaşlarına, bugünler için ölenlere layık görmüyorum.. Onlar şu ankinden çok daha iyilerine layıklar... Her açıdan.. Çok teşekkür ederim yorumunuz için.. Sevgiler..  08.01.2007 9:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 2066
Kayıt tarihi
: 27.06.06
 
 

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Tarih bölümü mezunuyum ve aynı bölümün yakınçağ anabilim dalında yük..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster