Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
582
 

Şu imaj dedikleri

Şu imaj dedikleri
 

Herkesin kendine göre bir tarzı vardır. Bu, giyim, kuşam, saç, sakal, bıyık vs. şeklinde çeşitlendirilebilir. Ama bugün, imagemaker’lar ( imaj yapıcılar ya da biz buna tarz yapıcılar diyelim) tarafından yeterli görülmüyor. Zira tarz denilince, giyim kuşamdan, saç baştan tutunda, kişinin nasıl durması, nasıl yürümesi, nasıl gülmesi, nasıl oturması gerektiğine kadar ilgi alanlarına giriyor.

Imagemaker kelimesi İngilizce kökenli bir kelime, Türkçe’mize gireli çok da uzun yıllar olmamıştır diye düşünüyorum. Şunun şurasında herhalde en az bir yirmilik geçmişten bahsedilebilir. İmaj yapıcılar ya da tarz yapıcılar ülkemizde genellikle sanat camiasındaki kişilerle ilgilenmişler uzun süre. Çünkü tarz onlar için çok önemli, görüntülerinin ekranlara, afişlere, kameralar ve filmlere iyi çıkması lazım.

Tarz yapıcılar işi çok ciddiye alıyorlar. Hatta onların bir de AICI (Uluslararası İmaj Danışmanları Derneği ) adında bir dernekleri var. Hem de uluslar arası. Demek ki iş bizim anlayacağımızdan daha bir uzmanlık gerektiriyor. Yani belli bir standartları var.

Onlar bizim için çalışıyorlar. Görünen tarzımız üzerine konuşlanmışlar. Öyle ki, “ üzerimizdeki giysilerin ne kadar şık, ne kadar uyumlu ve içinde bulunduğumuz duruma ne kadar uygun olursa olsun, beden dilimiz ile imajınızı desteklemeniz gerekir . Aksi takdirde tıpkı kıyafetler gibi beden dili de kişilerin yanlış anlaşılmasına sebep olabilir “ diyorlar .

Evet doğrudur. Kılık kıyafet bir birey için çok önemli ama, beden diline yansıtması daha çok önemli. Çünkü dünyanın her tarafında beden dilinin kişinin aklından geçenleri yansıttığı kabul edilir. Yani eğer kişi mutlu, huzurlu ve kendine güveni tam ise beden dili de bunu söyler. Kişi sabah evden çıkarken, nasıl giyinip çıkmışsa bu o günkü psikolojisi belirliyor. Bu noktada özellikle endişe anında sergilenen bilinçsiz alışkanlıkların kontrol altında tutulması önem kazanıyor. Özellikle bir iş görüşmesine gidildiğinde yada bir grupta, bir toplantı da, bir iş yerinde bu psikoloji çabuk algılanabilir. Dudakları ısırmak, kolları sımsıkı bağlayarak oturmak, tırnakları yemek, bacakları sallamak, kaşları çatmak, dişleri ve çeneyi kasmak ya da konuşurken saçlarla oynamak bilinçsizce sergilenen olumsuz beden dili örneklerinden en sık görülen birkaçı. Yani anlayacağınız, üstümüzü başımızı düzeltmekle, modayı takip etmekle, moda olanları giyinip kuşanmakla iş bitmiyor. El yüz tırnak,sakal, bıyık, diş vs bakımının yanı sıra, nasıl oturacağınızı, nasıl güleceğinizi, nasıl yürüyeceğinizi de bilmeniz gerekiyor. Bu da eşittir, bedeninizi, beden dilinizi nasıl kullanacağınızı öğrenmeniz ve bilmeniz gerekiyor.

Beden dili bir insan için hem iş yaşamında, hem sosyal yaşamında gerçekten çok önemli. Hele hele, toplumun önünde olan insanlar, sanatçılar, şarkıcılar, televizyoncular, haber spikerleri ve politikacılar. Ama beden dili, cemiyet hayatında aktif olanlar ve iş yaşamı içinde olanlar kadar sade bir vatandaş için de çok önemli. Ne zaman, neyle karşılaşacağımız belli olmuyor.

Beden dilinin doğru yorumlanması dikkat ve eğitimle geliştirilebilir, bu ayrı bir konu. Ama unutulmamalı ki başarılı kişisel imajın formülü özgüvenli bir duruştan geçiyor. Kişinin kendine olan özgüveni kontrollü bir biçimde kullanması, kendine bakması, iyi giyinmesi, mankenler gibi olmasa da iyi yürümesi, dik durması, iyi gülmesi kendi tarzını belirler. İyi duran bir giyim kuşam, temiz bir yüz ve sürekli güler bir yüz etrafa pozitif de bir enerji yayar. İletişimde pozitif enerji çok önemlidir.

Kendinizi bir tarz yapıcı’ya teslim ettiğinizde, biraz da para harcadığınızda kendinize ait bir imajınız oluşuyor. Ama tüm bunları yerine getirmeniz bence yeterli değil. Boş kafaya, istediğiniz imajı yaratın, dış görünüş değişir. Okumadıkça, kendinizi geliştirmedikçe ve topluma, yaşam içindeki olan bitene entegre olamadınız mı imaj hiçbir şeydir.

İyi bir imaj için önce kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Diğerleri satın alınabilir ama eğitim ve kültür, edep ve terbiye, dürüstlük ve olgunluk, saflık ve pozitiflik, katılımcı ve düşünce sahibi olunmayı satın alabilecek henüz bir sermaye yok.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2555
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster