Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '12

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
126
 

Şu kriz dedikleri...

Şu kriz dedikleri...
 

Alıntıdır...


2001 yılında havaya fırlatılan Anayasa Kitabı'nın ardından gelen kriz ülkeyi alt üst eden bir dönemin başlangıcı oldu. Ve sonrasında umutlar hep gelecek yıllara bağlandı. "Önümüzdeki sene sona erecekmiş," "Yok yok daha büyük bir kriz daha gelecekmiş" diye diye aradan geçen onca zamana rağmen ne kriz bitti ne de buhran...

Neydi bu kriz dedikleri? Cendereye girmenin, boğulur gibi olmanın bir başka adı mıydı? Özenmenin, istemenin, ulaşamamanın bir başka adı mı?

Paranın pul olmadığı, azın bereketinin yaşandığı zamanlarda nasıldı hayatlar?

Teneke saksılara ekilmiş sakız sardunyalarla dolu bahçelerdeki tek katlı evlerde nasıl tüterdi bacalar? Tek katlıydı evler çoğunlukla, heyula gibi dizilmiş apartmanlar boy göstermemişti henüz, tek tük olurdu şehirlerde onlar. Evler gibi yaşamlarda mütevaziydi, insanlarda. Boy ölçüşmezdi kimse kimseyle, herkes kendi yağıyla kavrulmaktan hoşnuttu. Pencerelerin önlerindeki ot yastıklarla bezenmiş sedirlerin önüne serilmiş muşambalı odalarda ve sobalı evlerde yaşarken, huzur daha fazla mı çalardı kapımızı?

Ne pişerdi üzerinde ocakların?

Kapların, kacakların içinde neler vardı?

Yaşamın içinde edindiğim gözlemlerden çıkardığım sonuç, bizim ülkemiz kesinlikle "En'ler" ülkesi... Herşeyin eni var bizde. En güzeli, en şıkı, en gösterişlisi, en konforlusu, en, en, en... Bütün bu enlerin peşinde koşmaktan yorgun düşmüş, huzuru rüyasında bile göremeyecek hale gelmiş bir ülkenin insanları...

Gittikçe ağırlaşan yaşam şartları ve işsizlik üretim çılgınlığının zirve yaptığı ülkemde boyunları bükülen çocuklar ve yaşam şartlarının ağırlığı altında kamburu çıkmış babalar ordusu oluşturdu. 80 li yılların öncesi ve sonrası diye ayrıldı ülkemde yaşam.

80 li yılların öncesindeki mütevazi hayatlar, 80 li yıllardan sonra iliklerimizi, kemiklerimizi arsızca  sömüren, kanımızı emen kapitalizmin ellerine kaldı. Bir yandan doyumsuzluğun esiri olduk, tüketmekten başka birşey düşünemez hale geldik, diğer yandan yitrdiğimiz pek çok şeyin ardından bakakaldık...

Bunca güzellikten vazgeçmek zor elbette, sahip olamadıysa da olma hayali kurdu insanlar bütün bu güzelliklere. Kimse ülkenin bundan 30 yıl öncesine dönmek istemeyebilir. Ama bundan 30 yıl sonra neler yaşanacak acaba?

Daha ne kadar sürecek bu zorlu yolculuk?

Kimse ne yarınını planlayabiliyor, ne de önünü görebiliyor. Bodoslama hayatlar yaşanıyor, öylesine...

İnsan yarını göremeyince dönüp şöyle bir arkasına bakıyor ister istemez, dün nasıldık acaba diye. Dün nasıldık gerçekten?

Daha mı sıcacık sevgiyle sarılıyordu herkes birbirine, bu zorlu hayat koşulları, kolların birbirine kavuşmasına engel mi oldu acaba?

Şimdi kriz can yakıyor artık, ekonomik kriz olduğu kadar ülkenin içinde bulunduğu durum tam bir siyasi kriz sonucu. Dramatik ve acı tablolar sergilenmekte sürekli. Sanki bir iç savaş yaşanıyor ülkede. Yüreği yanmış, hayatı kararmış anne babalar yitip giden canlarının ardından ağlıyor sürekli...

 Ne zaman terkedecek bizi şu kriz dedikleri?

 

 

N.Dilruba ÖRS

2012

Bilecik

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ama yine de iyimsersin Lili.Bir bildiğin var herhalde!

Kerim Korkut 
 19.11.2012 18:27
Cevap :
İnan bildiğim bişi yok :((  20.11.2012 2:56
 

Merhaba Sevgili Lilacan; Bir lokma bir hırka devirleri geçti. Her insan çağına yakışır şekilde yaşamak istiyor ki en doğal haktır insanca yaşamak!.. bu gün işlenen cinayetlerin, intiharların, boşanmaların daha pek çok olumsuzluğun sorumlusu KRİZ ve sebep olanlardır. Sevgiyle güzel günler

Cemile Torun 
 22.09.2012 0:20
Cevap :
Krizle yaşamaya alıştırılmak zorunda olmak, ne kötü ne zor, teşekkürler ziyaretinize, selamlar, sevgiler.  29.09.2012 0:37
 

Ve biz ne kadar mutluyduk o paranın pul olmadığı zamanlarda, sardunyalı evlerde otururken... Yüreğinize sağlık, ne güzel yazmışsınız...

Adil Serkan SATI 
 12.09.2012 22:13
Cevap :
Hem mutlu hem de huzurluyduk sevgili arkadaşım, teşekkürler ziyaretinize, selamlar.  12.09.2012 23:32
 

NE zaman işte bu sorunun cevabı zor. Ama önce kendimize saygı duymayı öğrendiğimizdeve bizdemeyi bildiğizde olacaktır. Ama ne zaman. Belki de bu durumda hiç...Saygılar...

hssensoz 
 12.09.2012 10:51
Cevap :
İşte bende o hiçden korkuyorum se vgili arkadaşım, saygı benden,  12.09.2012 12:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 899
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1568
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

Yaşamayı seven, yaşamı dürüst ve içten yaşayan, evi, eşi ve iki yavrusunun annesi... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster