Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '09

 
Kategori
Spor
Okunma Sayısı
5155
 

Şu meşhur Denizli maçı ve Daum.

Şu meşhur Denizli maçı ve Daum.
 

Denizli maçı sonunda futbolcuların üzüntüsü.


Öncelikle, son yazımızda bir hayli eleştirdiğimiz Galatasaraylı yöneticileri ve Adnan Polat’ı Rijkaard transferinden dolayı kutlayalım ve ortaya koydukları vizyonu alkışlayalım. Bugünlerde en çok konuşulan konu, hatta neredeyse tek konu transferler. Ancak hazır Daum fenerbahçeye dönüyorken, ben bugün sizleri transfer konusundan uzaklaştırarak tekrar 2006 yılına götüreyim ve o dönem takımın başındaki Daum’a da hoş geldin diyeyim istedim. Önceki yazılarıma yapılan yorumlardan da anladım ki şu meşhur Denizli maçı hakkında düşüncelerimi paylaşmazsam bir şeyler eksik kalacak. İstek üzerine yazı yazmak gibi bir alışkanlığım yok ama suskunluğumuzu farklı yorumlayanlara da söyleyecek bir çift lafımız olmalı değil mi?

Fenerbahçenin elle kolla ve zaman zaman da buna ilaveten kaleciyi yıkarak (Rize, Konya vb.) goller attığı, lig tarihinde bir sezonda kimsenin lehine yapılmadığı kadar lehine hatalar yapıldığı, buna karşın Galatasaray’ın defalarca hakkının yendiği, koca fenerbahçenin başkanının söyleyecek bir şey bulamayınca sadece son 6 haftanın incelenmesini istediği bir sezondu 2005–2006 sezonu. Çok kızmıştı büyük başkan 30’uncu haftada Manisa’dan 5 gol yediklerinde, ortalık yıkılmış ve daha sonra da ligin son altı haftasının incelenmesini istemişti. Aklıma “daha önceki 28 haftada incelenmesini istemediği bir şeyler mi var?” diye soru gelmedi değildi hani. Galatasaray’ın şampiyonluğu ile biten o sezon sonunda "elle kolla değil bilekle" sloganını hatırlarsınız. Bu slogana sebep olan olayların yaşandığı bir sezondu 2005–2006 sezonu.

Ancak tüm bu kıyamete rağmen ortaya koyabildikleri somut bir suçlama da yoktu. Son iki sezonu şampiyon tamamlamış, maddi manevi sorunu olmayan bir takım bir türlü açık ara şampiyonluğa gidemiyordu. Bu arada Galatasaray’ı da fakir edebiyatı yapmakla suçladılar ki ellerinden daha fazlası gelmiyordu.

Ve sezonun son maçına çıktı efsane kadrosuyla koca fenerbahçe. Yapmaları gereken sadece küme düşmemek için oynayabilecek bir kadroya sahip Denizlispor’u yenmekti. O Denizlispor ki maç boyunca ürkek horoz misali kalesini savunmak telaşı ve korkusuyla oynadı. Rakip sahaya geçtiklerinde ayakları titriyor ve üç pas üst üste yapamıyorlardı. Buna karşın kalelerini iyi savunuyorlardı. Fenerbahçe Denizlispor’un ceza sahasına kadar gelip bir tehlike yaratamıyordu. Atılan konfetilerden ötürü maç sık sık duruyordu ve Gaziantep-Malatya ile Galatasaray-Kayseri maçları bittiğinde (meşhur) 16 dakika daha vardı. Maç beraberlikle sona erdiğinde Galatasaraylılar çılgınca seviniyorken, Bağdat caddesine daha gündüzden şampiyonluk kutlamalarına çıkan fenerbahçeliler kaldırımlarda çökmüş ağlıyorlardı. Lig tarihinin en acı sonucuyla karşı karşıyaydılar ve bunu sindirmek hiç de kolay değildi. Önde götürdüğü halde şampiyonluğu son maçta kaybeden bir takım daha olmamıştı. Tabii ki söyleyecek bir şeyleri olmalıydı ve maçın hakemi hakkında konuşmak akıllarına ilk gelen şeydi. Hakem Selçuk Dereli’yi zaten sevmeyen (hoş Galatasaray’dan da bunun acısını daha sonra almıştır kendisi) fenerbahçeliler, maçı onun yüzünden kazanamadıklarını söylüyorlardı, başkanlarının herhangi bir neden gösteremeden son altı haftayı incelemek istemeleri gibi ortaya somut bir gerekçe de koyamadan. O maçla ilgili tek bir pozisyonda dahi hata yapmayan Dereli’yi maçı oynatmak ve tamamlatmakla (!) suçladılar.

Sonuçta, Denizli maçında şaibe aramaktan yorulan ama yine de bulamayınca konuşacak bir mazeret üretemeyip, aslında kendi lehlerine olan 16 dakikalık uzatmayı dillerine dolayan fenerbahçelilere olayları madde madde anlatalım:

1. 16 dakikalık uzatma fenerbahçenin aleyhine değil, tam tersine lehinedir. Denizlispor taraftarları maçın uzamasını, diğer maçın sonuçlarını aldıktan sonra biraz daha vakitleri kalsın diye istiyordu. Maç Kadıköy’de olsaydı fenerbahçe taraftarı da aynısını yapacaktı çünkü bu durum Denizlispor’dan çok onların işine geliyordu. Galatasaray-Kayseri maçı beraberlik veya Galatasaray’ın mağlubiyeti ile sonuçlansaydı bu durum fenerbahçenin amaçladığı sonuca tesir edecek ve galibiyet için risk alan fenerbahçe, beraberlik için daha risksiz bir şekilde oynayabilecekti.

2. Gaziantep-Malatya maçı 1-0 Gaziantep galibiyeti ile sonuçlanınca kalan 16 dakikada Denizlispor’un mağlup olsa bile küme düşmeyeceği kesinleşmişti. Şimdi bu durum kimin işine gelecekti? Asıl itirazı olması gereken Galatasaray iken kimler kıyamet koparıyorlardı? Küme düşmemek için varlarını yoklarını ortaya koyan Denizlisporlu futbolcular kalan 16 dakikada ister istemez rahatlayacaklardı. Artık tüm şartlar olgunlaşmış, fenerbahçeye sadece helva yapmak kalmıştı. Ama helva yapmayı becerecek kadar futbol ortaya koyamayanların bugün hala yaptıkları suçlamalar ve hedef saptırmalar sadece tanımlanamaz bir keyif vermektedir bizlere.

3. Maçın hakemi Selçuk Dereli’nin maçta verdiği tek bir hatalı karar yoktur. Hatayı yapan fenerbahçe takımıdır. Ancak onların bunu görmelerini beklemek de bizim için son derece hatalı bir beklenti olur. Son 16 dakikaya kadar gol pozisyonu bulamayan fenerbahçenin son 16 dakikada Appiah ve Tuncay ile girdiği pozisyonları neden yorumlamazlar acaba? 16 dakikalık uzatmalarda bulunan bu pozisyonlardan birisi gol olsaydı acaba bugün neleri savunmaya çalışıyor olacaklardı?

4. Aslında acı olan bu sonuç değildi. Acı olan şampiyonluğun Galatasaray’a kaybediliyor oluşuydu. Bunun da ötesinde fenerbahçe tarihinde ilk kez 3 kez üst üste şampiyonluk yaşayacaktı. Hatta bu şampiyonluk, zaten maddi manevi arayı açmakta olan fenerbahçeye daha da yükselen bir ivme kazandırabilirdi. Rüştü Reçber’in bile 19 yıllık futbol yaşantısı boyunca hüngür hüngür ağladığını açıkladığı tek maçtı Denizlispor-Fenerbahçe maçı. E bu kadar acıyı bir arada yaşayan bir takımın taraftarlarına bu kadar sızlanmayı çok görmüyorum ben..

Hoş geldin fenerbahçeyi üst üste 3 yıl şampiyon yapacak Sayın Daum. Umarım anılarımızı tazeleriz sizinle..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 293
Toplam yorum
: 469
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 1057
Kayıt tarihi
: 07.11.08
 
 

Sporun bir kavgadan çok; ahlak, mücadele, eğitim, zeka ve dürüstlük olduğuna inanıyorum. Doğaya, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster