Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '17

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
990
 

Suç ve Reza

Suç ve Reza
 

ABD’DEKİ REZA ZARRAB DAVASINA KONU ALAVERE-DALAVERE’Yİ  HERKESİN ANLAYACAĞI BASİTLİKTE ANLATALIM.

Türk kamuoyu Reza Zarrab’ı 17-25 Aralık operasyonunda tanıdı. O andan itibaren (ABD’nin İran ambargosu, altın ticareti, döviz, ticaret, cari açık… gibi sıradan halkın kafasını karıştıran) bir çok teknik terim konunun anlaşılmasını zorlaştırdı.

Konu kapanır gibi olacakken Zarrab’ın ABD’de tutuklanması üzerine yeniden canlandı, Zarrab’ın jürili hakim önüne çıkmasıyla da alevlendi.

Dava Türkiye’de de gündemi işgal ediyor da, şemalarla, kambiyo kavramlarıyla karmaşık hale gelince yine anlaşılmasında zorluk çekiliyor.

Zarrab’ın şemalar çizerek, dış ticaret terimlerine boğarak anlattığı şeyi sokaktaki herkesin anlayabileceği dile tercüme etmeyi zaruri gördük.

Anlatalım.

Efendim, şimdi şöyle oluyor.

Bu Reza Zarrab (veya adı her neyse) denen kişi İran’da benzer işleri yapan bir aileden geliyor. Yani Zarrab, Türkiye’de aslında baba mesleğini sürdürdü.

Ben size Türkiye’de yaptığı işi anlatıvereyim, mesleğini siz anlayın.

İş şöyle…

Bildiğiniz gibi ABD ile İran’ın ilişkileri limoni.

Sebep şu.

İran, nükleer enerji projeleri yürütmek istiyor.

Biliyorsunuz bu nükleer denen şey ucuz ve uzun süreli bir enerji kaynağı olabiliyor. Ayrıca en tehlikeli silahlardan da olabiliyor.

ABD İran’ın bu imkana sahip olmasını istemiyor.

“Yapma, yaparsan cezalandırırım” diyor, İran ise “karışamazsın, yaparım” diyince ABD kızıyor.

ABD, İran’a; “Ben de senin dış ticaretini yasakladım” diyor. Ve aynı ABD tüm ülkelere ve Türkiye’ye de “İran’la alış-verişinizi yasakladım, İran’a para gitmeyecek, yakalarsam cezalandırırım” diyor.

ABD bu zorba dayatmayı bilek gücüne dayanarak yapıyor…. Bunu zaten herkes biliyor.

Efendime söyleyeyim…

Şimdi bu İran’ın satabileceği petrolü ve doğal gazı var.

Türkiye ise ihtiyacı olan petrolü ve doğalgazı kim ucuza satarsa ondan alma çabasında bir ülke…

İran devletinin elindeki bu petrolü ve doğalgazı, İran’ın bu işlere bakan devlete ait şirketi (NIOC) el altından satıyor, bizim Tüpraş ve Botaş da bu malları satın alıyor.,.

E bu malların parası n’olacak?

Malum, ABD bu para transferi işlerini yasaklamıştı, duyarsa kızacak, cezalandıracak….

Neyse efendim, malın parası İran’a gönderilemeyecek ya, malın sahibi İran’ın devlet şirketi (NIOC) diyor ki, “Halkbank”ta bir hesap açayım, paramı oraya yatırın, bi ara alıveririz…”

Tamam deniyor.

Paralar orada birikmeye başlıyooor….

İran’ın paraya ihtiyacı var.

İşte bu aşamada karşımıza kahramanımız Reza Zarrab çıkıyor.

Bu adam zaten aslen İran’lı. Babası da İran’ın şimdi anlatacağımız türden işleriyle zengin olmuş ve tanınmış bir iş(!) adamı…

Şu aşamadan sonrakileri Zarrab davasından basına akseden bilgilerden süzerek ve basitleştirerek anlatıyorum.

Zarrab, yukarılarla “temas” kurabilme imkanlarına sahip. Çevre geniş…

Bu Zarrab gidiyor, İran’ın Cumhurbaşkanı’ndan Merkez Bankası Başkanı’na, petrol ve doğalgaz işlerine bakan NIOC firmasına… diyor ki, “ben bu Halkbank’taki parayı buraya getiririm, komisyonumu alırım…”.

“Sahi yapar mısın” diyorlar, “tabi” diyor. İran Merkez Bankası Başkanı, NIOC, Halkbank yetkililerinin ve başka bazı yetkililerin[1] katıldığı toplantıda iş kotarılıylor, anlaşmaya varılıyor.

ABD İran’a para akışını yasakladı ya, bu Reza Zarrab da uyanık ve kurnaz ya; “biz de para yerine altın ve gıda maddeleri göndermiş gibi yaparız, hatta bunu İran’a değil de sanki Dubai gibi başka yerlere göndermiş gibi yaparız”… diyor. Kabul ediyorlar ve işe koyuluyor.

Efendiiiim…

Halkbank’taki paralar, havale gibi gösterilerek, yani araya başka bankalar konularak Zarrab’a kısım kısım veriliyor. Zarrab bu paralarla altıncılardan altın alıyor. Bu altınları Dubai’ye götürüyor, orada satıyor, parasını İranlı yetkililere elden veriyor.

Zarrab, “ben iş adamıyım, altın alıp satıyorum…” diyor ya! Ticaret bu.

Altın biliyorsunuz alırken pahalıya alıyorsunuz, satarken ucuza gidiyor… Yani Türkiye’den altın alır, Dubai’ye götürüp satarsanız, zarar edersiniz.

Para kimin?

İran’ın;

İran buna razı olmuş. Paramı alayım da çaresi yok, biraz zararım olsun diye kabul etmiş. Öyle anlıyoruz.

“Peki Zarrab altını alırken gerçek alış fiyatından daha pahalıya  ve satarken de gerçek satış fiyatından daha düşüğe satmış gibi göstererek İran’ı dolandırmış olabilir mi” türünden sorular aklınıza geliyorsa, hemen belirtelim, buna dair bilgi yok… Bunları atın kafanızdan… Konu o değil. Hem Reza’nın bu kadar üçkağıtçı olabileceğini nereden çıkarıyorsunuz?

Konumuza dönelim…

İş bir süre böyle altın üzerinden yürütülüyor. ABD’nin konuyu çaktığı anlaşılınca bu kez altın yerine “gıda” işine başlıyorlar. Yalnız artık işin inceliklerini de iyice öğrendiler ya, gıda malını gerçekten alıp satmak yerine bu işi sadece kağıt üzerinde yapmış gibi göstererek yapıyorlar…

İş öyle büyük ki, kazanılan paralarla yalılar, jetler, yarış atları, yatlar… alındığı herkesin malumu…

İran, paralarının tırtıklanmasının, ABD ise kaale alınmamasının hesabının peşine düşünce dönen alavere-dalaverenin böyle olduğunu öğrendik.

Ve ABD bu tezgahı bahane ederek Halkbank üzerinden Türkiye’mize astronomik bir para cezası kesme niyetinde… Yiyen, içen Ülke ve Millet olarak biz değiliz ama, faturasını galiba bize kesecekler[2]

 

Kenan IŞIK

 

 

 


[1] Buradaki “rüşvet” iddiaları ve isimler, konumuzun dışında. Biz “tezgahı” basitleştirerek anlaşılabilir olma hizmeti kapsamında bu satırları karalıyoruz.

[2] Başlık, kızım tarafından internette gezen ve kaynağını bulamadığımız mesajlardan nakildir. 

Kadri KANPAK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Konuyu teknik olarak anlatan çok nitelikli bir yazı ama konunun ulusal ve uluslararası siyasi ağırlığı daha fazla sanırım, selamlar Kenan kardeş, sevgiler.

Nizamettin BİBER 
 02.12.2017 20:04
Cevap :
Konunun diğer boyutlarını da değişik makalelerimde irdelemeye çalışıyorum ancak yayınlanmama kaygısıyla kendi kendimize (oto)sansür de uygulayınca yeterli açıklıkta olamıyor Nizamettin kardeşim... Selam ve sevgiler...  04.12.2017 8:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 632
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1933
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Mülkiye mezunuyum. Emekli müfettişim. Ankara'da yaşıyorum. S'oligarşi isimli kitabı yazdım. Kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster