Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
652
 

Suça karşı ceza yeni suç olmamalı

Suça karşı ceza yeni suç olmamalı
 

Marcin Bondarowicz Polanya


Tecavüze ve hatta çocuk tecavüzüne ceza olarak tecavüzcünün hadım edilmesi adaletin yerine gelmesi değil başka tür bir suç işlemektir. 

Cezanın amacı toplumu düzene sokmak ve mümkün olduğunca suçlunun rehabilite edilmesini sağlamak olmalıdır. 

Suçları suç işleyerek cezalandırmak yapılan işi de cezalandırmayı gerektirir. Cezalandırıcı eylemin kendisi suç olursa bu sefer o eylem cezalandırılmayı hak eder. Böylece onun cezalandırıcı olma niteliği ortadan kalkar. 

Cezalandırılma asla suç olacak tarzda olamaz. Suç olmayacak tarzda olmak zorundadır. Yoksa suça karşıtlığımız, adalete olan bağlılığımız anlamını yitirir, eğer bizi bu ilkeler yönlendiriyorsa onlarla tutarlı kalmak zorundayız, onlara saygının kaçınılmaz koşuludur bu. 

Ama saygı duyduğumuz ilkeye bağlı kalmayacaksak, yaptığımız şey o ilkeden çıkmakta olmadığı için, eğer bu ilke adalet ise, adaletli olmaktan da çıkacağızdır. 

Burada şu sorulabilir bana: Hadım etmek neden suç olsun ki, neden ceza olmasın? 

Çünkü burada cezayı veren kamu gücü, suçluya karşı iradi bir eylemde bulunmaktadır. Oysa hapis cezası, varsa bir hastalığı onun sağaltımı, rehabilitasyon çalışmaları vs. bunlar insanın iyiliği ve aslında insanoğlunun iyiliği içindir ve kişiye karşı iradi bir eylem değil, onun topluma zarar vermesini engellemeyi içeren, bir deyişye pasif tutumdur. İşkence, idam cezası, hadım etmek bu yüzden yanlıştır ve suçtur. 

Biz suçlu dahi olsa, öyle bir duygu ve rasyonalite içindeyiz ki, yüzlerce yıllık insanoğlunun birikimi, insan hakları kavramını ortaya çıkarmış. Bu nedenle suçlu da insandır ve onun da suçlarına rağmen korunması gereken hakları vardır, diye düşünürüz. 

Çünkü savunduğumuz kavramlar ve ilkeler, yaptığımız eylem ile çelişkili olmamalı. Adalet adına yaptığımız şey bir yandan adaleti sağlıyor ve ama başka bir yandan sağlamıyorsa, biz bunu bildiğimiz halde, yaptığımızı adalet adına savunamayız. Yaptığımız, korumaya çalıştığımız adalet kavramını yok eder. Böylece kendini korurken kendini haklamış olursun. 

Çocuk ya da yetişkin tecavüzlerine yönelik cezalar, hem suç olmayacak şekilde hem de geri dönüşü olacak şekilde -çünkü yanlış yargılama onulmaz hatalara yol açacaktır- düzenlenmelidir. Teknik olarak bunun ne olduğunu bilemem ama rehabilitasyon, sağaltım ve hapis cezası olarak görünüyor. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

adalet ve hukuk aynı anlama gelmez mesela. Ya da ceza. Bambaşka... Zannediyorum, bu konularla alakalı kalın kalın kitaplar yazılıyor. Bir sonuca varabilmek için. Biz modern insanlar olarak, hapis ve para cezasını kabul ediyoruz ceza olarak. Tck da bu iki ceza, ceza olarak kabul edilmiştir. Yaptırımlar ise farklı şeylerdir. Yani biz modern hukuku kabul etmiş insanlar olarak; hapis ve/ya para cezasının her sorunu çözen, yetkin cezalar olduğuna inanıyoruz. Bazen de sinirleniyoruz "sallandırcaksın bir iki tane bunlardan bilmem ne meydanında" gibi cümleleri ağzımızdan dökebiliyoruz. Olur öyle. Sonuçta ne de olsa insanız. Geri dönülmezlik diyoruz mesela, verilen ceza yanlış yere verilmişse geri dönülebilir mi diye. Çok güzel tartışma konusudur. Tartış tartış dur. Mesela adam 50 yıl ceza aldı. Meğer yoktan yere yatmış diyelim. Hemen ne yapıyoruz 700 milyar lira tazminat ödüyoruz adama. Ve amcamızın zararını telafi edebiliyoruz böylece.

Kayhan YILDIZ 
 04.03.2011 17:13
Cevap :
Yorumunuzu bir eleştiriden ziyade bir katkı olarak görüyorum. Gerçekten de adalet ceza ve hukuk ayrı şeylerdir ve her birinin ilk temel ölçütü ya da temel kriteri tartışmalıdır, bunların birbirleriyle ilişkileri ele alındığında pek çok girift düşünceler alanına girilir, bu alanlarda derinlemesine çalışanların ortaya koyduklarını da okumak bilmek olayı çok büyük boyutlara taşır. Ve kanımca ilk temel kriterler konusunda tartışma hiç bitmez, çünkü mutlak bir tek kriter olamaz, mutlak kriter olmayınca, hep bir, bir şeye göre mantığı ile adil olan, cezai olan, hukuki olan belirlenir ve bu he o bir şeye göre olmaklığı haklı çıkarır, o şeye göre olmaklık hiçbir zaman temel kriter olarak kanıtlanamaz. O nedenle, adil olan ceazi ve hukuki olan, sadece uzlaşımlara bağlı olarak hayata geçer. Bu ise pek çok haksızlığı ve başka o şeye göreliklere açısından adaletsizliği beraberinde getirir.  05.03.2011 12:41
 

Yazınızınızın son cümlesinde tecavüzcülerin "sağaltılması" önerisinde bulunmuşsunuz ki,sağaltma sağlığına kavuşturma anlamına geliyor(Ali Püsküllüoğlu).Yani onların hasta olduğunu kabul ediyorsunuz.İnsanları hiç acımadan öldüren psikopatlar da birer "hasta"dır.Onlar nasıl hastanelerde tedavi ediliyorsa,tecavüzcülerin de bir şekilde rehabilite edilmesi gerekmez mi?Ben bu konudaki yazımda,hadım işlemi için yapılan iğnenin etkisinin geçici olduğundan söz etmiştim.Onlar; bir insanın yaşamını ömür boyu karartırken,tedavi için belli bir müddet sıkıntı yaratacak bir işleme karşı çıkmak adil bir düşünce midir sizce?Yazımda da belirttiğim gibi,kendimizin, yakınlarımızın başına böyle bir durum gelmesi söz konusu olduğunda, yapan kişi için aynı hoşgörüyü gösterebilir miyiz.Meseleye bir de bu açıdan bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum...

Nur Eşmeli 
 23.02.2011 11:19
Cevap :
Suç işleyenler akıllı ve sağlıklı olduğu kadar ruh hastası, dejenere olmuş, değer yitimine uğramış da olabilir, hatta patalojik olarak bile hastalığı olabilir. Çok eskiden erkek çocuklarına yönelik cinselliğin meşru olduğu toplumlar olmuş. Taciz ve tecavüzün de toplumda çok az da olsa kabul gördüğü bile söylenebilir, mesela yapacak bir şeyin yoksa zevk almaya bak filan diye bir laf kullanılır, tecavüz bazı kadın ve erkeklerin fantazisidir, uç örnekler olsa da bunlar var. burada önlem toplumun cinsel baskılardan arındırılması, toplumsal normların cinselliği köşeye sıkıştırmaması. bundan sonra da tecavüzcüye yazımda dediğim gibi üç önlem; sağaltım, rehabilitasyon ve hapis cezasının, suçlunun durumuna göre verilmesidir. siz geçici iğne verelim demişsiniz de, bu ne kadar etkili olacak ki, bu kişi zaten uzun süre hapis yatacaktır, ruhsal olarak iyi olduğunda belki serbest bırakılacaktır. Senin başına gelse sözü yanlış, herkes kendi cezasını kesse, hukuk, yasa ve toplum sözkonusu olmazdı.  23.02.2011 14:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 975
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster