Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
413
 

Suçlu kim?

Suçlu kim?
 

resim alıntıdır." Suçlu kimdi…hayat mı? "


Ellerinde tuttuğu soğuk metal parmaklarının arasından yavaşça kayarak düştü yere. Yere çarptığında çıkardığı ses beynini sarstı sanki. Gözlerinden akan yaşların farkında bile değildi. Saçları dağılmıştı. Günlerdir üstünde olan giysileri buruşmuştu. Bacaklarını iki yana açmış, gözlerini yerde yatan adama dikmişti. Adamın göğsünden oluk oluk kan akıyor gibiydi. İnsanın kanı bu kadar çok muydu.

Duyduğu çığlıkla yana çevirdi başını. Kadının biri dizlerine vura vura koşarak geliyordu.

_ Gittiiiiii…erim gittiiiii…kocam gittiiiiii…

Kadın, ağıtlar yakarak adamın üstüne kapandı. Arada yüzünü kaldırdığında kocasının kanından al al olduğu görünüyordu. Çakılmıştı olduğu yere. Gitmeliydi, belki de kaçmalıydı…ya da teslim olmalıydı…ama…çakılmıştı işte. Göğsüne inen yumruklarla sarsıldı birden.

_ Ne istedin kocamdan…yavrularımı öksüz bıraktın…beni ortada bıraktın. Ne istedin kocamdan…

Gözyaşları hala akıyordu. Kadının yumrukları göğsüne vurdukça rüzgarda savrulan ağaç gibi sallanıyordu. Bu fırtına dinmeliydi.Birden hışımla tuttu kadının bileklerini. Gözleri kan çanağı, öfkeyle devrildi gözbebekleri:

_ Senin kocan ne istedi bizden…anamdan, kardeşimden…Daha beş yaşındaydım…babam tıpkı böyle yerde yatıyordu…kanlar içinde. Kardeşim daha doğmamıştı…o ne istedi bizden…söylesene!

Kadın duyduklarıyla bakakaldı yüzüne. Duyduklarına anlam vermeye çalışıyor gibiydi. Bu çocuk olsa olsa onbeş onaltı yaşındaydı.O olmalıydı…bulmuşlardı. Kocasının günlerdir yaşadığı korku bu yüzdende demek. Bu yüzden eve kapanıp kalmış, kumrular gibi düşünmüştü. Onun bu halini senelerdir tutuklu kalmasına yormuştu. Af çıkıpta birçok suçlu salıverildiğinde gelmişti evine. Sanki yabancı bir yolcu gibi. Her an gidecekmiş gibi. Günler sonra bugün sokağa çıkmıştı. Sadece ekmek alıp dönecekti oysa. Belki on, belki on beş dakika sonra…daha fazlası değil. Demek ki takip edilmişti, pusu kurulmuştu. Öyle ya, kan davası devam etmeliydi.

Bitkinlik içinde yere çöktü. Çare yoktu, töreler böyle gerektiriyordu. Kocası bir kurbandı bu yolda.Bu toy delikanlı da öteki kurban.

Siren sesleriyle birlikte iki polis arabası acı fren çığlıklarıyla yanlarında durdu. Önce yerde yatan adamın nabzı kontrol edildi. Ölmüştü…babanın kanı yerde kalmamıştı. Ardından kelepçeyi taktılar henüz gençliğinin baharına yeni adım atan çocuk adama.İki kolundan tutup, başından bastırarak soktular arabaya. Bir yanda polis sirenleri, bir yanda ambulans… Cümle alem duysun dercesine feryat figan türkü çığırır gibi.

Başında iki polis, biri komiser. Sorgulamak için acıyarak baktılar suçluya. Birisi öfke dolu bir nefes çekti. Sitem etti hayata, törelere…sitem etti küçücük ellere tabanca tutuşturanlara. Bir an önce bitirmek istercesine sormaya başladı:

_Adın ne?

_Mehmetcan…

_Mehmetcan ne?

_Mehmetcan Özbek…

_Kaç yaşındasın?

_On altı…

_Neden yaptın…neden öldürdün…çok mu film seyrettin böyle? Bunu da öyle mi zannettin?

Hayat film değil miydi zaten. İnsanlarda farklı rollere bürünmüş filmin kahramanları. İyiler, kötüler…ağlayanlar, gülenler. Mehmetcan’da o kahramanlardan biri değil miydi? Aile meclisine göre zaman gelmiş, yaşı kemale ermişti. Onu bekleyen görevini yerine getirmeliydi. Eline tutuşturulan silahı beline takmış, verilen adrese yola çıkmıştı. Günlerce gözlemiş, takip etmişti. Hasmının o evde olduğundan emin olana dek. Körfez köyde anası haber bekliyordu. Tez elden uçur haberini, muradıma erdir beni demişti. Erimin naftalin kokulu gömleğini ipe asayım, başımı dik tutayım demişti. Sepet sepet lokma dağıtayım demişti… Demişti de oğlum hapislerde çürür diye hiç düşünmemişti. Oğlum okuyacaktı, büyük adam olacaktı diyememişti. Topraktaki erinin yasını tutarken, oğlunun başını dik tutmayı becerememişti.

_Söylesene oğlum…neden öldürdün?

_Neden mi? Bana niye soruyorsunuz? Beni buraya gönderenlere…kan davasını icat edenlere…töre diye tutturanlara…elimden kitapları alıp, tabanca verenlere niye sormuyorsunuz? Babasının kanını almadı diye yüzüme bakmayanların hiç mi günahı yok…bunca çocuğu öksüz bırakanlar nerede? Suçlu ben miyim gerçekten…kurban ben miyim?

Sorgu bitti, defter kapandı. Demir parmaklıklar çekildi. Suçlu kimdi…hayat mı? Hayatı bu hale dönüştüren insanlar mı? Kimdi suçlu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yer almış satırlarında.Olmasa dediğimiz bir durum. Yüreğine sağlık Can Damlam."Suçlu kim? "diye sormuşsun lakin kabahat gelin olmuş da alan olmamış, evde kalmış. Sevgilerimle.

papatya altı yüz elli 
 29.05.2010 23:13
Cevap :
Haklısın Can Damlam, kabahate kimse sahip çıkmaz. Yine de hayatı bu hale getiren insanlar diye düşünüyorum. Her topu kadere atmak doğru değil sanırım. Bu gibi toplumsal olaylarımızda çocukların hiç günahı yok bana göre. Sevgiyle, sağlıkla kal canım.  31.05.2010 9:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 114
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 566
Kayıt tarihi
: 25.11.08
 
 

1969 doğumluyum. evliyim, iki çocuğum var. Kitap okumayı ve şiiri severim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster