Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
468
 

Suçlu olan, masallarmış meğer

Suçlu olan, masallarmış meğer
 

Dün bir kitaptan sadece yarım sayfa okudum, hayata bakış açım değişti! Tam 27 yıl 6 ay ve 21 gündür çözemediğim sırrın kapısını aralamamı sağladı okuduklarım...

Evet, dün, çalıştığım dershanedeki Türkçe öğretmeni yanıma gelip aynen şöyle dedi: "Özlemocam, size bu kitaptan bir şeyler okutmak istiyorum". Kitap, Buket Uzuner'in "İstanbullular" adlı eseriydi. Sayfaları çevirdi, kitabın sonlarına doğru bir sayfada durdu ve kitabı bana uzattı. İşaret parmağıyla okumamı istediği bölümün ilk sözcüğünü göstererek, "Buradan başlıyor" dedi.

Satırları bir çırpıda okurken, kalbimin giderek hızlandığını hissettim. Okudukça, kulaklarımda kalp atışlarımı duymaya başladım. Hiç abartmıyorum bu kez, inanılmazdı okuduklarım! "Ben daha önce bunu nasıl düşünemedim?" diye de hayıflandım üstelik.

Meğer yıllardır aradığım cevap çok yakınımdaymış, çocukluğumdan beri okuduğum, her birini ezbere bildiğim masallardaymış. Meğer bugüne kadarki hayal kırıklıklarımın asıl sebebi, o çok sevdiğim MASALLARMIŞ!

İşte okuduğum, ve beni afallatan o basit cevabın yer aldığı cümleler:

"...Peri masallarıyla büyüyenler kız çocuklarıdır; sihirler, düşler, gerçeküstü imgeler hep kızların kısmetine düşer; ama kendi cinsiyetlerinden kahramanlarla serüvenler yaşamak, kurtarıcı, etkin roller ve olanca gerçekliğiyle iktidar oğlan çocuklarına armağan edilir. Peri masalları yüzlerce yıldır kız çocuklarına ince ince zerk edilir, edilir, edilir ki; onlar büyüdüklerinde bu masallarla hipnotize ahmak kadınlar olarak hâlâ kendilerine sonsuza dek sevgi, güven ve hayranlıkla bağlı kalacak sihirli erkekleri boşuna beklesinler. En zeki, en yetenekli, en okumuş kadınların içinde bile saklı bir iç çekişle bekleyen, aslında peri masallarından rüyalarına sızmış o sihirli bir erkektir. Kız çocuklarının hemen tümünün kalpleri paramparça, delik deşik yaşlı kadınlar olarak gömülmelerinin asıl nedeni, bu peri masallarıyla vaat edilen yakışıklı, anlayışlı, sevecen, sabırlı, güvenilir, ahlaklı prens-erkeklerin gerçekte asla var olmayışlarıdır. Peri masallarıyla büyütülen kızların, hayatta ne kadar başarılı, zeki ve üretken, cesur veya çalışkan olursa olsunlar kendilerini eksik hissetmeleri, gerçekte olmayan erkek modeline bir türlü rastlayamayışlarındaki hayal kırıklığıdır. Çünkü böyle bir erkek yoktur..."

Nasıl da mükemmel, eksiksiz ve yerinde bir saptama... Kızlar yıllarca beyaz atlı prenslerini beklerken, her seferinde çirkin kurbağa ile karşılaşmazlar mı? Üstelik çirkin kurbağanın gerçek prens mi yoksa "çakma" bir prens bozuntusu mu olduğunu anlamak ne kadar incitici ve acı verici oluyor öyle değil mi?

Okuduğum satırlar, aklımda bir fluoresan lambanın (!) yanmasını sağladı. Okuduğum bölümün özellikle son cümlesi zihnimde yankılar uyandırdı. Hep derdim ki, "neden hep beni böyleleri bulur ki?" Meğer başka türlüsü yokmuş ki :)

Gerçekten, beklenti ne kadar fazla olursa, hayal kırıklığı o denli acı oluyor. En iyisi kökten çözüm, yani hiçbir beklentinin olmaması. O üç "S"yi (Sevgi, Saygı, Sadakat) bir araya getirebilecek yetenekte bir erkek var olmadığına göre, olmayan birine de rastlanılamayacağına göre, beklentiler çıtasını sıfıra indirerek hayal kırıklıklarına da bir son vermek bizim elimizde. Bizi mutlu eden (ya da edecek olan) asıl şey karşımızdaki kişi değil de, bizim onun hakkındaki tutumlarımızdır bence. Onun nasıl olmasını istiyorsak öyle olmasını asla sağlayamayız. Ama onu nasıl görmek istiyorsak öyle görebiliriz. Yarım bardak suyun, dolu tarafını görebilme yetisi burada devreye giriyor işte...

Hiç kimse, masallardaki bir prens gibi kusursuz olamaz. Burası masal falan değil, hayatın ta kendisi. Her şey gerçek. Dolayısıyla asla rastlayamayacağımız bir kişi için bomboş hayaller kurmayı ve rastladığımız kişileri o çerçeveye oturtmayı bırakıp, masallardan öğrendiğimiz prenslerin sadece masallarda var olabileceğini aklımızdan çıkartmamalıyız. Unutmayın;

"...Çünkü böyle bir erkek yoktur..."

Ve var olması imkânsızdır...

Dolayısıyla, okuduğum satırlar sayesinde tüm beklentilerimi sıfıra indirebilmeyi başardım; kalan tek şey, o bir çift mavi gözün, bana hep aynı ifadeyle bakmaktan vazgeçmemesi. Tek bir beklenti de kalıversin canım ;)


<özlem boral="">

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Prenses kurbağayı niye öpmüş deli miymiş :)

ruhi tur 
 30.10.2008 13:00
Cevap :
O bir masal ama ya. Masallarda mantık aranmaz ki ama :))  30.10.2008 19:34
 

macına ulaşmış ve hayatta nasıl bir yol cizgimizin olması gerektiğini, (sevgi, mutluluk adına) gösteren..Kalemine yüğreğine sağlık..sevgi ve saygılarımla..

Mehmet EREN 
 30.10.2008 12:13
Cevap :
Çok teşekkür ederim yorumunuz için. Çizgimizi çizsek de o çizgiden gidebiliyor muyuz orası da önemli tabi :) Sevgiler  30.10.2008 19:34
 

Masal diye anlatılan herşey yalan niye avutur ki ozaman ? Beklemesin kimse avutmasın kendini kapılmasın boş ümitlere. Kendi kendine tokat atsın kendi ağlasın, kendi güçlendirsin ki beklemesin ömür boyu yakışıklı prensini…

Çakabey+ Çakabey+ 
 29.10.2008 13:14
Cevap :
Tamam işte ben de onu diyorum. Bunca zaman neden beklenmiş ki? Hep o masallar uyutmuş bizi yıllarca. Artık uyanma vakti :) Boş hayaller yok, dolayısıyla hayal kırıklığı da yok :D  29.10.2008 20:14
 

başımızı omuzlarına yaslayarak ağlayabileceğimiz sevecen erkeği bulmak gerçekten zor...

Canan Öz 
 28.10.2008 11:45
Cevap :
Bulmak çok kolay da, biz beceremiyoruz herkes gibi. Omuz var, omuz var ama değil mi?  28.10.2008 20:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1846
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster