Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
352
 

Suçluyum...

Suçluyum... Sana çok büyük haksızlık ettim. Beni uyarmaya çalıştın sen. Seni dinlemedim. Paylaştıklarını kimseye söylemeyeceğime söz verdim; ama anlattım. Bana bunu defalarca anlatmaya çalıştın; gururunu bile hiçe saydın; beni aradın. “Gecelerdir uyumuyorum, yemiyorum, içmiyorum, saçlarım bu yaşıma rağmen beyazlarla doldu” dedin. İçtenlikle, samimiyetle içindeki acıyı anlattın bana. Ben ne yaptım? Seni dinledim, ama anlamak için dinlemedim; yaranı gösterdin; kanatan belki tek ben değildim ama acına acı katmana neden oldum.

Telefonu sessize almıştı. Oturduğumuz kafede kahve içerken, yemek yerken, film seyrederken, hayatı dolu dolu yaşarken onunla ben, sen hep arıyordun. Adın bir an bile ekrandan silinmiyordu. 10 kere, 20 kere, 30 kere...Gecelerin, günlerin acıyla geçti.

Ben bunu sana neden yaptım? Bu bir itirafsa eğer, bu bir af dilemeyse, bu bir günah çıkarmaysa eğer nedenlerimi de anlatmalıyım. Bitmiş tükenmiş son bulmuş ama senin bu gerçeği kabul edemediğin bir aşk hikayesi sandım bu durumu. Ondan dinlediğim cümlelerle, kendi beyaz perdemde oynanan ve izlediğim film böyleydi. Diğer yandan yıllardır aradığım ve binbir acı ve terkediş dolu kendi hikayelerimden sonra, hep hayal edip beklediğim “GERÇEK AŞK” kapımı çalmıştı sonunda. Zamanında başkaları benim acımı anlamamıştı, dinlememişti. Ben neden şimdi seni dinleyerek, gerçek aşkı elimin tersiyle itecektim. Neden bu fedakarlık isteniyordu benden? Bunun bir irade testi, gerçekler, doğrular, yalanlar, aldatmacalar arasında doğru seçimi yapma sınavı olduğunu göremedim.

Peki sınav sonucu ? Sen aslında bunu da biliyorsun. Öğrendin. Çok sürmedi zaten; hemen aldım notumu...

Aradan aylar geçti. Sen orada acı çektin, ben burada. İkimizin de aklında tek bir soru vardı: “Acaba kiminle şu anda?” Tam yeni yıla girerken bana yazdın; yeni yılımı kutladın onunla birlikte olduğumu sanıyordun ; cevap vermedim sana ve onca ayın acısının karşısında çocuklar gibi sevindim şükrettim Allah’ıma. Seninle değildi. Demek ki gerçekten sevdiği kişi bendim; bu sırada onunla iki tanıdık gibi mesafeli görüşmelerimiz devam ediyordu. Arada yakınlık dolu , eskiyi hatırlatan özlem dolu konuşmalar oluyordu. Sabredip dua ediyordum; “Dönecek” diyordu iç sesim.

Bundan sonrasını bilmiyorsun işte. Sana borçlu olduğum onca şeyin bir bedeli gibi oku şimdi bu yazdıklarımı. Çoktan hakettiğim sonu keyifle oku. Hüzün ve umut dolu günlerimden birinde iş çıkışı, ikimizin birlikte gittiği bir cafede aynı masada gördüm onu. Onun yüzü, bir kadın çantası, kıvırcık saçlar, esmer bir yüz, siyah kalemle belirginleştirilmiş kocaman gözler...Şaşkınlık, hayal kırıklığı, acı...Bunları anlatacak cümlelerim yok. Birbirine bağlayacak zarflar, edatlar, bağlaçlar hele hele ÖZNE VE YÜKLEM’im hiç yok. Ama sen zaten tanıdıksın bu sözcüklere, senin için zamanında bu sözcüklerdeki tanımlamalardan biri bendim. Benim için bir başkası...Ne farkeder? Üstelik aylardır umut ederken, sabrederken, her cümlesinden her tavrından bir ışık yakalamaya çalışırken, bana bunları hissettirmişken o; karşımda durmuş “Ne var bunda! Hayat devam ediyor!” ifadesiyle bakıyordu bana.

Dur daha bitmedi. Bunca zaman içinde her konuşmamızda bana mutsuzluğunu, onun gibi birinden hiçbirşey olmayacağını söylüyordu. Onun kendisini böyle değersiz hissetmesine üzülüyor, onun benim için anlamını anlatmak, biraz yüzünü güldürebilmek için aklıma gelen herşeyi yapıyordum. Ona hediyeler gönderdim. Her birini candan teşekkürleri ve çok mutlu olduğunu belirterek kabul etti ve buraya dikkat et; bu süre içinde zaten o çoktan hayatına bir başkasıyla devam etmiş bile. Onları orada görmesem daha da devam edecekti tüm bu olanlar...

Bunların üzerinden de aylar geçti. Acım hala taze. İşte sana yaptığımın bedelini, aynı acıyı yaşayarak ödüyorum. Nefsime yenilmiş sınavını kaybetmiş biri olarak bedelini ağır ödüyorum. Bir de ben her gün onun sesini duyup, yaşadıklarına da şahit olmakla ayrıca cezalandırıldım.

Sen affetsen bile , her gün acıdan ölüyorum ben. Şimdi anlıyorum seni. Şimdi hissediyorum acını. Şimdi görüyorum yaranı. Umarım sen kurtulmuşsundur.Yeni güzel bir hikayenin baş karakteri olursun, hüzünlü güzel gözlerinle, güzel kadın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne acı ki, bu hikayenin bir benzeri de bende var...saygılar...

Dolunay ve Bazı Gerçekler 
 27.07.2010 1:37
Cevap :
peki bunları sizce sahibine de anlatmalı mıyım ?  28.07.2010 7:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 398
Kayıt tarihi
: 12.08.08
 
 

İstanbul'da yaşayan, finans sektöründe çalışan, bol kitap okuyan, müzik dinleyen, arada yazılar yazm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster