Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
429
 

Suçun Büyüğü Kabakla Fasulyede

Suçun Büyüğü Kabakla Fasulyede
 

Antalya’dayken sebzemizi aldığımız Hatice Teyze’nin torunu da yanındaydı bugün. Temiz yüzlü genç adamı iki sene önce de görmüştüm. Okulunun bitmesine az kalmıştı ve kimya mühendisi olacaktı. Tiryakisi olduğum kara kabak ve Osmanlı fasulyesini tartarken sordum: “Evlat, ninene yardım etmen iyi güzel de işin yok mu senin, mühendis çıkacaktın diye hatırlıyorum ben!”

“Doğru hatırlıyorsun abi de iş nerede! Antalya küçük yer, iş bulmak zor. Kariyer sitelerinin hepsine CV’mi bıraktım, her şehirde çalışırım dedim, arayan yok! Önce lüks bir restoranın valeliğini yaptım; ne zaman ki zengin çocuğu bir arkadaşım Porsche’sinden inerken göz göze geldik, o iş bitti. Geçen seneden beri bizim tarlada çalışıyorum. Ekiyorum, topluyorum, satıyorum. Ayıp mı abi; ben mi utanayım, aldığımız eğitime uygun iş alanları açamayanlar mı? Kimsenin ağız kokusunu çekmiyorum, tertemiz havada kendi işimi yapıp şükrediyorum. Kimya mühendisi domates toplamaz diye bir kural mı var?”

“Gel sana bir sarılayım aslanım. Kazandığın paranın üzerine terin damlıyor mu, gerisi hikaye. Senden büyük oğlum var. Çok iyi bir eğitim aldı, dereceyle mezun oldu ve yüksek ihtisasını da yaptı. Ne iş yaptığını söylesem, on kez daha şükredersin. Söyleyeyim de gelsin çalışsın seninle. Mühendis adamsın, analitik düşünürsün; büyüklerin yaşlanıyor, sen işi geliştir büyüt.”

“Öyle yapıyorum zaten abi. Sulama yöntemini, fide ve gübreleri değiştirdim; verimlilik arttı. Dedem de 'Aferin, kafan çalışıyor.’ dedi.”

“Her işte bir hayır vardır. Belki de üç kuruşa -kendi mesleğinde- iş bulacaktın; ama bu kadar değerin bilinmeyecekti, mutlu olamayacaktın.”

“Haklısın abi. Vereyim torbalarını; İkişer kilo kabak, fasulye 14 lira.”

*****

Çok üzülüyorum gençlerin haline:( Hatırlarsınız, geçenlerde de bankacıları yazmıştım; ne acıydı duyduklarım! Ailelerin yaptığı masraf bir yana, çocuklar da üniversiteye girebilmek için canla başla çalışıyorlar. Oysa mezun olduklarında iş bulabilmeleri mucize. Diyelim ki buldular, on kişiden biri kendi mesleğini yapabiliyor! Bu çocuklar nasıl motive olacaklar, hayata nasıl bağlanacaklar, ailelerini nasıl kuracaklar! Hem de gözlerinin önünde, topa attii yapıp milyonlarca avro kazanan futbolcular, bölüm başına 150 bin lira alan dizi oyuncuları varken!

41 yıldır yaşamımda olan Yorgo Dayı düşünceli yüzümü görünce anladı tabii yine bir şeylere takıldığımı. Ama sormaz, bekler anlatmamı. Angel Anne’me verdim torbaları; bilir, severim kabak musakkayı.

Tabletimi açtım, sordum Gugıl Amca’ya: “50-65 yaş arasında işçi çalıştıran ülkeler.”

Meğerse 65 yaş üzeri bir kademe daha varmış! Bilin bakalım, birinci kim?

1. İzlanda: 85 yaşında maaşlı çalışanlar var.

2. Yeni Zelanda: 78

3. İsveç: 75

4. Japonya: 73

5. Norveç : 72

Peki, bu listede Türkiye nerede: 41 ülke arasında en sonda! Çalışan yüzdesi en yüksek yaş grubu 34

Ben hiç şaşırmadım, çünkü doğru!

Sakinleşmek için kahvemden ilk yudumu almıştım ki telefonum çaldı ısrarla.

“Efendim, biz M….n Araştırma Şirketinden arıyoruz. Ülkemizdeki emlak ve araç alımı alışkanlıkları konusunda bir araştırma yapıyoruz da anket sorularımız için bize 5 dakikanızı ayırabilir misiniz?”

Belki kafam dağılır rahatlardım, hatta -hep yaptığım gibi- biraz da şakalaşırdım.

“Hangi ilde oturuyorsunuz acaba?”

“İstanbul ve Antalya.”

“Doğum tarihinizi öğrenebilir miyim?”

“19..”

“Değerli vaktinizi aldığım için özür dilerim efendim. 50 yaş üzeriyle anket yapmıyoruz!”

Kafama her saat farklı renkte huni geçirsem ne olur, tefle göbek atsam ne olur!!

Bu ülkede -iş bulabilirsen- 35’ine kadar çalışabilirsin, 50’den sonra anket bile doldurtmazlar!

Karar verdim: Bundan sonra anket için arayanlara ben de yaşlarını soracağım ve 35 yaşından küçüklerin sorularını yanıtlamayacağım.

Bu arada, geçenlerde bankanın biri kredi satmak için aradı: “Sizden kredi almayı düşünebilirim. Son 6 aylık bilançonuzu gönderirseniz, bir inceleyeyim." dedim, kızcağız dumur oldu!

Lafın özü: Yapılan yolları, köprüleri, yerli otomobili, yerli helikopteri, devasa havalimanını, THY’ye alınacak yeni Boeing'leri hayatında uçağa binmemiş, hiç arabası olmamış, güçlükle okuttuğu çocuğu iş bulamamış; et yemeyi unutmuş, esnafa borçlanmış Hüdai Bey’e, “Bak işte biz bunlardan dolayı güçlü bir ülkeyiz.” diye anlatırsanız, muhtemelen sizi anlamayacaktır ve “Sen hele şu dolabı doldur, delik ayakkabılarımızı yenile de...” diyecektir.

Güçlü ve güzel ülkemi seviyorum.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar. Kaç koldan kaç kişiye ince dokundurmaları olan keyifli bir yazı okudum. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. En çok da beni üzen mühendislerimizin tarlalarda mevsimlik bir tarım işçisi gibi çalışıyor olması. Tarlada çalışan insanlar da bizim insanlarımız, onları asla küçük görme gibi bir art niyetim yoktur. Sadece olayı resimleyebilmek için ihtiyaç duyulan çizgileri kullanıyoruz. Vizontele filmindeki belediye başkanının konuşmasından: "Bir insan memleketini niye sever? Başka çaresi yoktur da ondan" Selam ve dualarımla.

Recep Altun 
 15.11.2017 16:39
Cevap :
Ve eğitimliler eğitimsizlere kalan işleri de yapmaya başlayınca işsiz sayısı hızla artıyor! İlkokulu zor bela bitirmiş bir vatandaşımız temizlik işçisi olmayı hayal ederken işveren o pozisyona üniversite mezunu alabiliyor:( Durum vahim ki ne vahim dostum:( Çiftçilik bitti, hayvancılık bitti; peki o alanda çalışıp ekmeğini çıkaran insanımız şimdi ne yapıyor? Bütün üzüntümüz ülkemizi çok sevdiğimizden:( Teşekkürler dostum, sevgiler.  15.11.2017 19:09
 

Yine de sonunda güçlü ve güzel ülkemi seviyorum demişsiniz.

Kerim Korkut 
 10.11.2017 16:21
Cevap :
Her şartta seveceğiz tabii ülkemizi, güzel günlerin geleceğine olan inancımızı yitirmeyeceğiz.  13.11.2017 7:14
 

Yorgun bedenleri büzüşmüş ve yüzlerinde bitkinlik ve umutsuzluğun hiç eksik olmadığı dolmuş ve otobüslerde uyuyan mutsuzları ve duraklarda kendilerini unutmuşları her gördüğümde bir üzüntü yağmalar o anki ruhumdaki düşünsel güzellikleri.Ne çok üniversite mezunlarımız bile işsiz.Yoksulluk,eğitimsizlik had safhada.Yaşamın zorluğu ile başa çıkamayan gençlerimizin bir kısmı da uyuşturucu batağında.Taşeronlaşan çalışma hayatı da bir başka sorun...Üzülmemek elde değil Ata Kemal Şahin bey dostum.Ülkemizi güzel günlere yetiştirecek özverili,yaratıcı ve üretici nesillere ihtiyacımız varken anlamsız ve önemsiz,gereksiz fazlalıklarla uğraşıyoruz ne yazık ki.Selam ve saygılarımla sağlıcakla kalınız.

Abbas Oğuz 
 04.11.2017 17:58
Cevap :
Daha da acısı şu ki bu manzara kimsenin umrunda değil dostum:( Okumuş olmak için okuyor çocuklarımız! Aldıkları eğitime göre de iş yok, herhangi bir iş de:( Ve boşta gezen diplomalı işsizlerden, tahsilini tamamlayamamış gençlere zaten iş düşmüyor! cİngÖz patron asgari ücrete iktisat mezunu çalıştırıyor! Gündem kelalaka konularla, ütopik hayallerle meşgul edilerek insanların düşünmesi, durumu değerlendirmesi engelleniyor:( Arzuladığımız güzel günleri herhalde bizler göremeyiz de Allah çocuklarımıza nasip etsin. Sabır ve selametle.  05.11.2017 17:37
 

Güçlü ve güzel ülkemizi biz de seviyoruz Ata bey, kafama takılan bir şeyler var ilki: üniversite bitirmiş genç, elinde kapı gibi diploması var iş arıyor ve buluyor kendi branşında ama soruyorlar: tecrübeniz var mı? Biz tecrübeli eleman arıyoruz. Çaldığı her kapı "tecrübelisini" arıyor ve genç hiç bir yere giremiyor, başlayamıyor ki tecrübe kazanabilsin. Kafamı kemiren ikinci konu: evveliyatında biraz biliyorduk ama bu sabah haberlerinde tam detay dinledik TV de, yap-işlet-devret şekliyle ihale edilen otoyol, köprü, havaalanları ile şehir hastanelerine başlangıçta devletimiz büyük bir sayıyı garanti ediyor şayet o sayı oluşmazsa farkı hazinemiz ödüyor. Bu durum genel bütçenin taşımakta zorluk çekeceği bir yük değil midir? Benim akıl alamadı, selam ve saygı ile.

Yurdagül Alkan 
 02.11.2017 7:52
Cevap :
Evet, var öyle gariplikler; 30 yaşını geçmemiş 10 yıllık yönetim tecrübesi arayan komiksiler dahi var:) Özelleştirmeyle, devlet masraflarını kısmayı hedefliyor. Yeni projeleri de YİD Sistemiyle ihale ediyor ki kasamızdan para çıkmasın; ama yüklenici firma sözleşmeye sayı/kazanç garantisi koyduğu için kasamızdan yine para çıkıyor! Vesselam, bizim vergiler işte öyle ödemelere ve ağırlıklı olarak da terörle mücadeleye gidiyor. O nedenle, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh.” söylemi huzur ve paramızın kasamızda kalması demektir. İsviçre gibi bir ülke olduğumuzu düşünsenize, silahlanmaya ayıracağımız rakam sıfır olurdu ve her gün şehit de vermez, mutlu bir ülke olurduk. Atamızın bizlere emanet ettiği güzel ülkemiz zor günlerden geçiyor ve el ele, omuz omuza, dimdik duracağız. Teşekkürler Yurdagül Hn, sevgiler.  02.11.2017 10:10
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8311
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1113
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster