Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
210
 

Şükretmek

Evet belki de gönlümüzce mutlu ve huzurlu olmanın kısa bir özeti gibi ŞÜKRETMEK...

Hayatı ne yazık doğarken ve nasıl doğacağımıza dair seçme şansımız olmadığı gibi... Nasıl bir hayatı belirliyemeyeceğimiz gibi... Herkesin gönlünde bir aslan yaşar ve yaşatmak ister... Hayat bir aslan gibidir görkemli büyüklüğüyle ve kükremesiyle... Bu böyle olmadı diye hayata küsmek elimizdeki değerlerin kıymetini bilememek ve başka hayatların görünen içtenliğine inanamak bana göre hiç olmadı... Geriye dönüp baktığımda öyle bir pişmanlığım olmadığı için kendime herkese göre şanslı bile sayabilirim nerdeyse... Aynı şeyleri yaşamak ister miyim evet düşünüce evet... Beni ben yapan belki de bu...

Hayat hep kükredi ama sindiremedi... Yıktı ama yok etmedi ve yok etmesini de izin veremem zaten... Düşürdü ama kaldırdığı bir çok zaman oldu... Derdini evet verdi ama dermanını da esirgemedi... Tek bir şeyin çaresi yoktu... Sözün ve hayatın bittiği yerdi en sevdiğimi erken sayılacak bir yaşta görmesi gerekenleri henüz daha görmeden aldı... Yoksa büyük hayallerimiz vardı...

İkimizin de...

Elde olmayan sebeplerden dolayı yapamadığımız adetlerimizden olan kına gecesini kızıma annemle birlikte organize ediyorduk... Annem Valide Sultan gibiydi; hayatımızda bugünü düşünmekten ziya de geleceğe hazırlardı kendini... O zaman ihtiyaç olunacak herşey ellere bağlanacak al mendillerden tutun da kına keselerine kadar özenle hazırlanmış sahiplerini beklerdi...  Sandığımda; bu sandığı ne zaman açsam naftalin kokulu hala gençliğimin bozulmadığını görürüm...  Belki de içimi kemiren güvelerden bu naftalin kokusu beni her daim korurudu...

Öyle büyük bir mal varlığımız yoktu karınca kararınca derlerdi ya öyle...  Ama bir dediğimiz iki olmadı hayatımız da... Şimdi tekrardan yaşama şansım olsa bu hayatı gene aynı hayatı yaşamak isterdim doyasıya... Küçük şeylerden mutlu olmayı annem öğretmiştir bana... Yoktan var edebilmeyi... Üzüntüyü sevinçe çevirmeyi... Ben şaslı kesimdenim... Ama olamayanları da gösterdi bana.... Kendinden üstün olanları değil sebebinin açıklanamadığı hayatların gerçek yüzlerini gösterirdi bana... Olanlara değil olmayanlara bakmam gerektiğini anlatırdı... Hayatımız da her şeyin tam olamıyacağını bunun içinde yaşamı kendimize dert etmemiz gerektiğini anlatırdı durmadan... Haytımızdan her geçen günü başlangıçın sona yaklaştırdığını unutmamız gerektiğini bu gün hayatken yarın olamayacağımız gibi yaşamayı ama gelecek için gerekli dökümanları toplamayı öğretmişti bana...

Neden yazıyorum gene sandığımın başındayım... Vakit düşünme vaktine yaklaşıyor...  Düşünmeye çeyrek var...

Esen hafif rüzgarlarla burnuma gelen naftalin kokularını etkisidir bu...  Değil mi ki geldik hayata yaşamak lazım elden geldiğince sorunları irdeleyerek... Her şeyden önce kendimizin ne kadar değerli olduğuna inanmalıyız bu hayatta... Hiç bilmediğimiz insanlara yapılan diologlarımızda onların hayat hikayelerinden çıkarttığımız dersler kadar farkına varmadan kaç insana hayatta ışık olduğumuzu bilmedn yaşarız biz.... Farkında olmadan bir konuşma ışık tutar yaşantımızda...Bir pencere açarız karşımızdaki insanın gönül yarasına... Kocaman yaşamda bir nokta olsak bile koca sahilde küçük bir kum tanesi olsak bile hiç bilmediğimiz yüreklerde onları hayata bağlayan yaşama sevinçi veren üç noktadan biriyiz belki... Ya da hayattaki taşlara takılıp düşmemesi için farkında olmadan ayaklarına serilen kum tanelerinden bir tanesi gibi...

Biliriz ki bizimle yolunu sürdürmek ve yanımızda olmak isteyen insanların yaşamların da tarifi edilmez mucivezi ışıklarıyla aydınlattıkları için ısrarla yaşamımızda olmasını isteriz.. Gönül borçumuzu ödemek adına...

Bir kurşun kalem hikayesi vardır... Okuyanlar bilir...Kurşunkalem bildiğimiz hiç bir özelliği olmayan ama bir özelliğinde şundan bahseder; "İkinci özellik: Zaman zaman her ne yazıyorsam durmam ve kalemimin ucunu açmam gerekir. Bu kaleme biraz acı çektirse de sonuçta daha sivri olmasını sağlar. Bu yüzden bazı acılara göğüs germeyi öğrenmelisin, bu acılar seni daha iyi bir insan yapar."

Bunun farkına varmak..

Dördüncü özellik: Kurşun kalemin en önemli kısmı, kalemin yapıldığı ahşabı ya da dışarı yansıyan şekli değil, içerisinde yer alan kurşunudur. O yüzden her zaman kendi içine bakmalı, en çok onu korumalısın."

İşte bu yüzdendir ki insanların dış görünüşlerinden dolayı iç görünüşlerinin güzelliği merek ederek başlamak gerekir... Yoğun uykusuz gecelerimde gazete sandığımdan çıkan yılların birikiminden bir parça... Uzun birikim 12-13 yaşlarına dayanır önce yazarak sonra zaman geçtikçe hayat mücadelesi fazlalaştıkça koparılmış öylesine kağıt parçaları... Tek özelliği senelere ayrılarak saklanması üstünde muhakkak tarih vardır... Hayatın kısa bir özeti gibidir aslında benim için...

O zamanlar hangi ruh halimde az çok anımsarım sakladığım sandığımdan çoğu kez özene bözene dizerim... Defalarca okurum...  Bu da insanları olduğu gibi kabul edip asıl görmem gerekenler kılavuz olmuş zamanın da...

Hani derler ya Basucunda kagit kalem bulundur... Milyarlik fikirler bazen sabaha karsi saat 3'te gelir... Yok öyle milyarlık fikirlerim ama kendimce içli kelimelerim var

Laf lafı açtı ya aklıma gelen bir kaç cümleyi de paylaşmak istedim sizinle

Biri sana sarildiginda önce onun kollarini gevsetmesini bekle...

* Köprülerini atma, ayni nehri kac kez daha gecmek zorunda kalacagina sasiracaksin...

* Sevgiline önce cicegi yolla, nedenini sonra bul...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Ecem, hayat bize ne vermişse o an ounu tercihlerimizle seçmişizdir aslında, yada onun öyle olmasını çağırmışızdır... Yaşadığımız her acı, kayıp bizi güçlendiriyor... Takılıp kaldığımız detayları önemsiz olduğunu gösteriyor... İç sesin bana da iyi geldi.. Sevgiyle...

Arzu Elif 
 19.06.2012 17:19
Cevap :
Sevgili Elif aynı yolun yolcularıyız biz... Yakınlık bundandır.. Genç yaşınız olgun duruluğu var üzerinde... Sevgilerimle...   20.06.2012 23:23
 

Belki okyanusta bir damla gibiyiz, ama gerçekten de etkilerimiz öyle inanılmaz ki.. herkesin öyle.. hepimiz birbirimizi etkiliyoruz şu hayatta.. çünkü hepimiz özünde biriz, aynı bütünün minik birer parçasıyız.. Teşekkürler güzel paylaşımın için Ecem, sevgilerimle sana.

Mor Okyanus 
 15.06.2012 14:46
Cevap :
Şükürler olsun içten dostlar var böyle yanımızda... Sevgilerimle...   20.06.2012 23:21
 

''İşte sensin'' Efsun demek geldi içimden anladığını sanıyorum.Verdiğin örnekler,dize dize döktüklerin sanma ki havada kalıyor Şennur topluyor(topluyoruz) senin bahçenden tek tek çiçekleri ve koyuyor defterinin arasına kurutuyor eskiden yaptığımız gibi.Bazen çıkarıp bakıyor onlara bakma sen bazılarının renginin solduğuna ,ne zaman baksam ben onlara seni,beni,onu,dünyayı hatta evreni bile gördüğüm oluyor.Öyle güzeldi ki ne diyeyim iyi ki varsın.

Şennur Köseli 
 15.06.2012 14:42
Cevap :
Can dostum karşılık bu olsa gerek güzel polyanam benim... İyi ki varsın... Can... Sevgilerimle...  20.06.2012 23:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 227
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 525
Kayıt tarihi
: 16.01.08
 
 

Fazla söyleyecek bir şey yok herkes gibiyim. Artık... Bazı acılar faydalıdır. Önce üzer, sonra he..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster