Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1614
 

Şükretmeyi bilmek

İnsanoğlu elindekinin kıymetini onu elinden kaybetmeden anlayabilmelidir. Ancak, bu öylesine zor bir haslet ki çoğumuz bu konuda sınıfta kalıyoruz. Hep başkalarında olana tamah ediyor bir yanımız. Başkalarındakilere takılan gözlerimiz, evimizin içinde olanları, avuçlarımızda duranları, tamamen bize ait bulunanları görememe zafiyetine düşüyor. Her şeyi elde gözler hale geliyoruz. Elin malından ele fayda gelmez, diyen sözlere kulaklarımızı tıkayıp, hayata başkalarının penceresinden bakma hastalığına tutuluyoruz. Gözlerimizi başka mecralarda köreltiyor; dillerimizi yabancı meydanlarda eskitiyoruz. Kıymetini bir türlü bilemiyoruz elimizdekilerin. Sağlığımız mesela… Küçük bir grip mikrobunun etkisiyle yorgan döşek yatmak zorunda kalıyoruz bazen. Ne yediğimiz yemeğin tadına varabiliyoruz, ne yemek yeme iştahımızı diri tutabiliyoruz. Bedenimizi parça parça yoluyor gibi oluyor birileri, sözümüz geçmiyor. Etimizin kemiğimizden cımbızla çekildiği hissine kapılıyoruz; ne üşüdüğümüzün farkına varabiliyoruz, ne hararetlendiğimizin. Öylesi zamanlarda doktor doktor koşturuyoruz. Kıymetini o anlarda anlıyoruz sağlığımızın; ama bir sonraki hastalığımıza kadar. Sonra yine aynı sıkıntılar… Birisi gelse, gözümüz karşılığında milyarlar teklif etse acaba kaçımız gözünü pazara çıkarır. Gözümüzden başka bir uzvumuzu istese birileri, içimizden kaç kişi seve seve satar uzuvlarından herhangi birini? Emin olun, hiç kimse istemez. Fakat bir çok insan da elindekinin kıymetini bilemez. Komşunun tavuğu komşuya kaz görünürmüş diyen atasözlerimiz vardır bizim. Yaşamımızın her karesinde sanki bu sözü doğrulatmak adına gölgeler bırakırız bulunduğumuz ortamlara. Kıskançlığın, nefretin tohumları salkım saçak olmuş dört bir yanımızda boy atmakta bugün. Kıskançlık ilk kez kimin elinden yere düşmüş; kıskançlığı toprak-güneş etkisine il kez kim maruz bırakmış kesin olarak belli değildir. Gözlerimiz görürken başka gözlere hayranlığımızı; endamımız güzelken, başka endamlılara olan tutkumuzu açıklayabilecek mantıklı bir şeyler olmalıdır; ama yoktur. Boyumuzu, fiziki görünümümüzü eleştirmek bir yere kadar bizi haklı gösterebilir. Ancak bize ait şekilleri beğenmeyip başkalarına özenmeye başlamışsak, işte o zaman tehlikenin ocağına düşmüşüz demektir. Şükretmeyi bilmemiz lazım. Her zaman bizden yukarılara; ama hep yukarılara bakarak imrendiğimiz şeyler karşısında, ara sıra aşağılara yöneltebilmeliyiz bakışlarımızı. Uçurduğumuz uçurtmaların gölgeleri arasında kaybolan başları görebilmeliyiz. O başlardan süzülen bakışların derin anlamını okuyabilmeliyiz. Hâlâ ayaklarımızın üzerinde durabiliyorsak ve hâlâ ellerimizdeyse uçurtmamızın ipi, şükür secdesine kapanabilmeliyiz. Şükretmek için ne kadar çok sebebimizin olduğunu henüz vakit varken anlayabilmeliyiz. Kendimizden emin bir şekilde, gönlümüzün coşkunluğunca ıslatabilmeliyiz seccadeleri. Secdeden doğrulturken başımızı, bir kez daha “şükür elhamdülillah” diyebilmeliyiz. Muhabbetle kalınız… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten güzel cümle ve günümüzde ihtiyacı duyulan bir duyguyu seçmişiniz yazınızın konusunda. Tebrik ederim hocam, saygılarımla, sağlıklı ve mutlu kalın....

Dilek Yaka 
 17.02.2011 0:02
Cevap :
Dilek Hanım, yazıma göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederim. Sizin yazılarınızı okuyup değerlendirmek inşallah kısmet olur bana. Allah, gönlünüzü edebiyatın engin sularında coşturmaya devam eder umarım. Sağlıkla ve muhabbetle kalınız.  17.02.2011 22:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 429
Kayıt tarihi
: 08.09.09
 
 

1975 yılında Muğla ili Fethiye ilçesi Karaçulha Kasabası’nda dünyaya geldi. İlk, Orta ve Lise..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster