Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '10

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
2826
 

Şüküfe Nihal:Cumhuriyetin "Yeni Kadın" Modeli

Şüküfe Nihal:Cumhuriyetin "Yeni Kadın" Modeli
 

Günün anlamına uygun olarak bu yazımda kadınların sorunlarını, aşklarını, açmazlarını şiirlerinde işleyen,romanlarında anlatan, mücadeleci ve eylemci kimliğiyle de öne çıkan, aydın, yenilikçi, modern bir kadından söz etmek istiyorum. Genç Cumhuriyetin ilk kadın üniversite mezunu olan ve "Yeni Kadın" modeli olarak kabul edilen Şükufe Nihal, 1896 da İstanbul Yeniköy'de dünyaya gelir. Soykütüğü saraya dayanan Nihal, ilk ve orta öğrenimini özel okullarda ve özel hocalarla tamamlar.

İnas Darülfünunu (Kadınlara ait üniversite) Edebiyat bölümüne yazıldığında, aile baskısıyla evlendiği Mithat Sander'den üniversitede okumak için ayrılır. Üç yıl edebiyat okuduktan sonra coğrafya bölümüne geçerek buradan mezun olur.

Şükufe Nihal, Türkiye'nin modernleşme sürecinde önemli toplumsal değişmeler geçirdiği dönem olan 1919-1960 yılları arasında şiir ve romanlarını yayınlar. İlk şiir kitabı "Yıldızlar ve Gölgeler" üniversiteyi bitirdiği yıl yayınlanır. Aruzla yazdığı şiirlerini hece ölçüsü ile yazdığı şiirler izler. Şiir kitaplarının yanısıra lirik bir anlatımla yazdığı öykü ve romanlar kaleme alır. İlk öykü kitabı "Tevekkülün Cezası", ilk romanı ise "Renksiz Isdırap" kitapçıların raflarında sessizce yerlerini alırken Nihal'de edebiyat dünyasında ismini duyurmaya başlamıştır.

Kitaplarında kadının günlük hayatı içinde yaşadığı sorunları edebi bir dille anlatırken; Tan, Cumhuriyet, Son Posta, Ayda Bir, Her Ay, Haftalık Gazete, Resimli Ay, Kadın Gazetesi gibi dergi ve gazetelerde de yazılar yazarak kadınların hak ve özgürlüklerinin savunucusu olur.

Şükufe Nihal eylemci kişiliğiyle de dönemin önemli kadınları arasında yer alır. Cumhuriyetin kurulması aşamasında 2. eşi Ahmet Hamdi Başar'la Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nde çalışmış, Şişli'deki evinde toplantılar düzenleyerek Kurtuluş Savaşının kararlarının alınmasına yardımcı olmuştur.

Halide Edip Sultanahmet mitinginde konuşurken, o da Fatih'teki mitingde," Aziz vatan, beşiğimiz sendin, mezarımız yine sen olacaksın!" diyerek halkı çoşturmuş, 2. Sultanahmet mitingine de konuşmacı olarak katılmıştır. Ayrıca Türk Kadınlar Birliğinin kurucularından olup ,Atatürk sofralarının vazgeçilmez konuklarından biridir de.

Şükufe Nihal Batılı, modern bir kadın şair ve yazar olarak Cumhuriyetin yeni kadın modelidir. Nihal, bu modeli tarif ederken kadının çalışma hayatı ve sosyal aktiviteleri içinde geleneksel rolünü de unutmaması gerektiğini savunur. Annelik ve ev kadınlığına vurgu yapar. Kadının çalışma hayatı evini ve çocuklarını ihmal etmesine yol açmamalıdır. "Bebek" kadına olduğu kadar "Erkek" kadına da karşı çıkar. Yeni kadını, dışardaki ve içerdeki kadının bir sentezi olarak görür.

Şiirlerinde çevre ve aile baskısı nedeniyle aşkını özgürce yaşayamamış bir kadının sesi duyulur. Zira onun edebi yönü kadar aşkları da ağır basmaktadır. Evliliğinin ilk yıllarında zengin koca ile aydın sevgili arasında bocalayan Nihal mutluluğu bir türlü yakalayamaz. Cenap şahabettin'in kardeşi olan Osman Fahri'yle evlilik öncesine dayanan ilişkisi, evlendikten sonra sevdiği adamın Anadolu'ya tayinini istemesiyle kısa bir mola alır. Nihal boşandıktan sonra geri gelen Osman Fahri Bey sevdiği kadından beklediği ilgiyi göremeyince intihar eder. Kendini öldürmeyi beceremeyen genç aşık, daha sonra cinnet geçirerek ölür.

Şükufe Nihal'in, "Yakut Kayalar" adlı otobiyografik romanını bu konu üzerine kurgulayarak yazması bir gönül borcu olarak nitelendirilir. Sonraki yıllarda Osman Fahri'nin gerçek aşkı olduğunun farkına varan Nihal bunu şöyle ifade eder: "Bir on yedi bahar ki nankör, çılgın, zalimdi / Seven de reddeden de o şımarık kalbimdi!"

Edebiyat çevresinden Nihal'e aşık olanlar içinde Nazım Hikmet'de vardı. Onun için yazdığı "Bir Ayrılış Hikayesi" adlı şiirini okuduğumuzda fazla söze gerek kalmıyor: "Erkek kadına dedi ki: / Seni seviyorum / Ama nasıl? / Avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp / Parmaklarımı kanatarak / Kırasıya,çıldırasıya... / Erkek kadına dedi ki: / Seni seviyorum. / Ama nasıl? / Kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz / Yüzde yüz, yüzde bin beş yüz / Yüzde hudutsuz kere yüz!"(...)

Faruk Nafiz Çamlıbel, Nihal'in 2. büyük aşkı olarak bilinir. Evliliğe sıcak bakmayan Nihal'den uzaklaşmak için Ankara'ya giden Çamlıbel, onu unutmak için burada apar topar evlenir. Nihal ise, edebiyat fakültesinden arkadaşı Ahmet Hamdi Başar'la yaptığı 2. evliliğinde de aradığı mutluluğu bulamaz.

Şükufe Nihal, yaşamı boyunca hep yüreğinde yaşattığı,şekillendirdiği ütopik bir aşka adar kendini. Bu arayışı yüzünden bir türlü mutluluğu yakalayamaz. Kendine aşık olanları hep elinin tersi ile itmesi, bir gün ideal aşkın gelip onu bulacağından emin olmasındandır. Ama bu asla gerçekleşmez.... Bu nedenle aşk temasını işlediği tüm şiirlerinde hep bir yakınma, hep bir kırılganlık, hep bir iç çekiş vardır.

Şükufe Nihal şiirinde kendini iki farklı şekilde anlatır: Birinde kendini kendi gözüyle yansıttığını görürüz: Kendine karşı verdiği savaşı, dinmek bilmeyen fırtınalarını, bastırdığı duygularını naif ve kırılgan dizelerle açığa çıkarır:

"Güldümse inanma,bil ki bu gülüş / Güldüğüm sabahın bir rüyasıdır. / Dudaklarımdaki acı bükülüş / Veda akşamının sonsuz yasıdır. / Hangi kudret var ki solan ruhuma / Senden sonra yeni bir ışık versin / Söner gün geçince bu hain humma / Ağlar mıyım başka acıyla dersin? / Bir salgın alevsin içimde bugün / Yakmaya en sönmez yerden başladın / Eriyip sönersem ancak büsbütün / Sevmiş diyeceksin beni bu kadın."

Diğerinde ise bir başkasının -bir erkeğin- gözünden anlatır. Kendisini anlamayan, derinlerdeki Nihal'i görmeyen bir gözdür bu. Ve gördükleri asla Nihal değildir...

"İşte sana çılgın bir çocuk dediler / İşte sana neşesiz, soğuk dediler / Sana dalgın ve hissiz aptal dediler / Bir nefeste kırılır bir dal dediler./ Sana hem güzel hem çirkin dediler / Sana çapkın, sana şuh, olgun dediler, / Kalbi binbir aşk ile dolgun dediler / Dediler, hep dediler, diyecekler de / Seni kim anlayacak, ah, o eş nerde?"

Şükufe Nihal'in şiirleri sadece aşk üzerine değildi elbet. Onun şiirleri üç döneme ayrılarak incelenir.İlk dönemde Servet-i Fünun etkisinde kalarak ferdi romantizmini yansıtan şiirler yazar. İkinci dönemde Milli edebiyatın etkileri görülür. Aruzdan heceye geçerek yaşadığı dönemin toplumsal olaylarına tepkisini eylemleriyle olduğu kadar şiirleriyle de gösterir. Ayrıca Atatürk'e olan sevgisi ve hayranlığını da bu dönemde yazdığı şiirlerde anlatır. Üçüncü dönemde ise kadına ve aşka dair yazmaya devam eder. Benliğini aradığı, kendisiyle hesaplaştığı şiirlerinde gotik ögelere rastlanması; içindeki çelişkileri, saplantıları, korkuları nedeniyledir.

Şükufe Nihal evinde düzenlediği edebiyat toplantılarında dönemin önemli aydınlarını ağırlamış, bu toplantıları sonradan Hilton'un Lalezar salonunda sürdürmüştür. Toplantıların her zaman Behçet Kemal Çağlar, Faruk Nafiz Çamlıbel, Asaf Halet çelebi, A. Şinasi Hisar, Nazım Hikmet, Vala Nurettin, Peyami Safa gibi ünlü konukları olmuştur.

1962 de geçirdiği bir trafik kazasında kalça kemiği kırılarak sakat kalan Nihal,bir süre sonra bakımı için bir huzur evine yerleştirilir. Burada yalnızlığa terkedilen şairin mutsuzluğu daha da artar. Oğlu tarafından ziyaret edilmeyen, kızını da kaybeden bir anne, bir şair,bir yazar ve mutsuz bir kadın olarak ardında 7 şiir kitabı, biri basılmamış 6 roman, 2 gezi ve 1 öykü kitabı bırakarak 24 Eylül 1973 de aramızdan ayrılır.

Anısına saygıyla...

Kaynakça:

1-Hülya Argunşah / Bir Cumhuriyet Kadını:Şükufe Nihal

2-Türkan Yeşilyurt Kayhan / Kadın Şairde Kadın: Şükufe Nihal Şiirleri

3- Melek Koç / Cumhuriyetin Kadın Modeli Yaba Edebiyat s.51-52 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnternetimin bir süredir olmaması nedeniyle geç okuyabildiğim bu güzel ve anlamlı yazınız için kaleminize sağlık, teşekkürler Melek Hanım. Selamlar, sevgiler...

yakamoz05 
 14.03.2010 18:40
Cevap :
Ben de teşekkür ederim sevgili Yakamoz, paylaştığın için. Sevgi ve selamlar...  15.03.2010 8:11
 

...saygılar bu çabanıza,emeğinize...çok anlamlı bir paylaşımdı...saygılar...selamlar...

nedim üstün 
 12.03.2010 17:09
Cevap :
Paylaştığınız için ben de teşekkür ederim. Selamlar.  13.03.2010 8:09
 

Cumhuriyeti kuran nesilin güzel bir örneği. Rahmet olsun, ışıklar içinde yatsın. Onun varlığı, bir ayna gibi duracak, utandırmak için bu günkü first ve second kılığındakileri.

Ahmets 
 11.03.2010 15:24
Cevap :
Onların utanacaklarını hiç sanmıyorum Ahmet Bey. Ama biliyorum ki yerlerini onu hak edenlere bırakacaklar, en kısa zamanda... Teşekkürler,selamlar.  12.03.2010 8:28
 

Hayatta ilkleri yaşamış bir edebiyatçı, bir insan, bir kadın, sevgi içinde bir yürek,yaşadıkları ve yaşayamadıkları ile.Güzel paylaşımınıza Şükufe Nihal'in "İnanma" isimli şiiriyle,izninizle katkı vermek istiyorum."Güldümse inanma, bil ki bu gülüş/Güldüğüm sabahın bir rüyasıdır/Dudaklarımdaki acı bükülüş/ Veda akşamının sonsuz yasıdır./Hangi kudret var ki solan ruhuma / Senden sonra yeni bir ışık versin / Söner gün geçince bu hain humma / Ağlar mıyım başka acıyla dersin?/Bir salgın alevsin içimde bugün / Yakmaya en sönmez yerden başladın. / Eriyip sönersem ancak / Sevmiş diyeceksin beni bu kadın..." 8 Mart'ı daha da anlamlı kılan kaleminize,yüreğinize teşekkürlerimle. Dostlukla, saygıyla,selamlar.

Zaman Tüneli 
 10.03.2010 0:04
Cevap :
Katkınız ve paylaşımınız için teşekkürler, selamlar...  10.03.2010 11:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 207
Toplam yorum
: 1797
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2086
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster